Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik, mantık, psikoloji ve mimarisi oluşturulan neoliberalizm sonrası teknoloji soğuk savaşı dünyasında Müslüman dindarların muhtemel gelecek çerçevesini sorunlaştırmaktır. Bu çerçeve 20. yüzyılın ikinci yarısında, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde ve şu ana kadarki ikinci çeyreğinde birçok metinde sorunlaştırılmış olmakla birlikte modern Batı Avrupa, çağdaş Kuzey Amerika ve Asya siyasal/devlet kapitalizmine (post-neoliberalizm) ait çeşitli toplumsal ve felsefi deneyimler yeterince tüketilmediği için kesin bir sonuca varamamıştır. Sekülerlik genellikle eksik veya yanlış mütalaa edilmiş bir kavrama benzemektedir. Çünkü 1789 Fransız İhtilali ile 10 Aralık 1948...
Bu yazının devamı
224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Modern dönem öncesinde meşruluğun ölçütü adaletti. Bir şeyin âdil olması onu meşru kılıyordu. Yunan filozoflarında bu husus felsefe üzerinden şekillenmiş, Hristiyan Batı düşüncesinde ise bu adalet mefhumu Tanrı’ya dayandırılarak okunmuştur. Modern döneme kadar bir şeyin meşru olması için o şeyin âdil olması gerekmekteydi. Burada egemen gücün kavramı belirleyişini görmek mümkündür.
İnsanların özgürlük beklentileri hiçbir dönemde bu kadar çok olmamıştır. Tarihe bakıldığında insanoğlunun kimi dönemlerde özgürce yaşadığı kimi dönemlerde özgürlüğünü bir güç sahibine devrettiği, görece daha sınırlandırılmış bir şekilde hayatına devam ettiği görülecektir. Tarih boyunca kitle yönetimi devletlerin önceliği olmuştur hep. Gerek hapishanelerin doğuşu ve gerekse akıl hastanelerinin kuruluşu hatta düzenli eğitim kurumlarının ortaya çıkışı bir yandan başıbozukluğu ve kaosu önlemişken diğer yandan da toplumu sınırlamış, bireylerin tek tipleşmesinin ve onları istenilen şekle dönüştürmenin yolunu açmıştır.
Bireyin ve Toplumun İnşası İlahi İradenin Tarihe Müdahalesi Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i değil, Kur’an’da …
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Çağdaş dönemde Müslümanların moderniteye yönelik eleştirilerini değerlendirirken, Müslüman Düşüncesi içerisindeki 3 temel yaklaşımdan yardım alabiliriz. Malum olduğu üzere, Çağdaş Dönem Müslüman Düşüncesi’nin ana yaklaşımlarını,‘Gelenekçiler’, ‘Müslüman Modernistler’ ve ‘İslamcılar’ temsil etmektedir.
Post-Neoliberalizmin Dijitalleşme ve Yapay Zekâlaşma Bağlamında Dindarlığa Etkisi
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik, mantık, psikoloji ve mimarisi oluşturulan neoliberalizm sonrası teknoloji soğuk savaşı dünyasında Müslüman dindarların muhtemel gelecek çerçevesini sorunlaştırmaktır. Bu çerçeve 20. yüzyılın ikinci yarısında, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde ve şu ana kadarki ikinci çeyreğinde birçok metinde sorunlaştırılmış olmakla birlikte modern Batı Avrupa, çağdaş Kuzey Amerika ve Asya siyasal/devlet kapitalizmine (post-neoliberalizm) ait çeşitli toplumsal ve felsefi deneyimler yeterince tüketilmediği için kesin bir sonuca varamamıştır. Sekülerlik genellikle eksik veya yanlış mütalaa edilmiş bir kavrama benzemektedir. Çünkü 1789 Fransız İhtilali ile 10 Aralık 1948...
Bu yazının devamı 224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yasal Olanın Meşruluğundan Adil Olanın Meşruluğuna
Modern dönem öncesinde meşruluğun ölçütü adaletti. Bir şeyin âdil olması onu meşru kılıyordu. Yunan filozoflarında bu husus felsefe üzerinden şekillenmiş, Hristiyan Batı düşüncesinde ise bu adalet mefhumu Tanrı’ya dayandırılarak okunmuştur. Modern döneme kadar bir şeyin meşru olması için o şeyin âdil olması gerekmekteydi. Burada egemen gücün kavramı belirleyişini görmek mümkündür.
Küresel Panoptikon Egemen Güçlerin Yenidünya Düzenidir
İnsanların özgürlük beklentileri hiçbir dönemde bu kadar çok olmamıştır. Tarihe bakıldığında insanoğlunun kimi dönemlerde özgürce yaşadığı kimi dönemlerde özgürlüğünü bir güç sahibine devrettiği, görece daha sınırlandırılmış bir şekilde hayatına devam ettiği görülecektir. Tarih boyunca kitle yönetimi devletlerin önceliği olmuştur hep. Gerek hapishanelerin doğuşu ve gerekse akıl hastanelerinin kuruluşu hatta düzenli eğitim kurumlarının ortaya çıkışı bir yandan başıbozukluğu ve kaosu önlemişken diğer yandan da toplumu sınırlamış, bireylerin tek tipleşmesinin ve onları istenilen şekle dönüştürmenin yolunu açmıştır.
Kur’an’ın Hayata Müdahalesi
Bireyin ve Toplumun İnşası İlahi İradenin Tarihe Müdahalesi Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i değil, Kur’an’da …
Modernizme İtirazdan Hakikatin Yıkılışına Post-modernizm
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Modernizm Eleştirisi Ve Müslümanlar
Çağdaş dönemde Müslümanların moderniteye yönelik eleştirilerini değerlendirirken, Müslüman Düşüncesi içerisindeki 3 temel yaklaşımdan yardım alabiliriz. Malum olduğu üzere, Çağdaş Dönem Müslüman Düşüncesi’nin ana yaklaşımlarını,‘Gelenekçiler’, ‘Müslüman Modernistler’ ve ‘İslamcılar’ temsil etmektedir.