GirişEvrimsel doğalcılık anlayışa göre, ahlâki yargıların kökeni evrimsel süreçler aracılığıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Bu yaklaşıma göre evrim, ahlâken doğru olanı yapmanın neden iyi olduğunu açıklamak yerine ahlâki değer ve yargıların, doğal seçilim sonucunda toplumsal hayatta kalma avantajı sağladığı için geliştiğini savunmaktadır. Adalet duygusu, empati, toplumsal iş birliği gibi ahlâki eğilimler hayatta kalmayı ve üremeyi arttıran, amacı yalnızca hayatta kalmayı sağlayan biyolojik bir süreçtir. Bu doğrultuda; doğal seçilim sonucu ortaya çıkan ahlâki değer ve yargılar, temeli aslında ahlâksızca kurulmuş, faydacı bir düzlem üzerinde inşa edilmeye çalışılmıştır. Biyolojik faydaya hizmet eden ahlâki değer ve yargıların kaynağının “ahlâki” oldukları söylenebilir mi?Bu çalışmanın temel amacı, evrimsel süreçler sonucunda ortaya çıktığı ileri sürülen ahlâki değer ve yargıların aslında gayriahlâki temele dayandırıldığını ortaya koymaktır. Çalışmada öncellikle evrimsel...
Bu yazının devamı
224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çağdaş İslam düşüncesinin yeniden inşasında en kritik sorun alanlarından biri, norm ile hayat, hüküm ile amaç, nass ile maslahat, sabite ile değişken arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Modern dünyada Müslüman toplumlar bir yandan hızla değişen sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarla yüz yüze gelirken, diğer yandan ahlâki
“Kadın”ve “İslam’ın kadına bakışı” meselesi beni her zaman için ilgilendiren konuların başında gelmiştir. Başta İslam düşüncesinin ve Müslüman kadının hayatı kuşatan önemli noktalarda yer alamamasının nedeni yukarıda saydığım, örneklerini çoğaltabileceğimiz “donmuş zihniyet” olduğu açıkça görülmektedir. Kadın konusundaki bakış açısı dinin özünden ve derinliğinden uzaklaşmış adeta taşlaşmış bir düşüncenin ürünüdür. Sözünü ettiğim bakış açısı, kadının İslam’daki ve sosyal hayattaki konumu konusunda zamanın şartlarına ve İslam’ın maslahatına uygun şekilde düşünce üretmek şöyle dursun aksine kadının sosyal alanda yer almasını tehlikeli addetmektedir.
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
İnsanın önceliği ‘Hakikat’ mi, yoksa ‘bilgi’ midir? Niçin hakikatle bilgiyi, sanki biri diğerine tercih edilebilirmiş gibi karşı karşıya getirdim? Kalemimin sınırları el verdikçe bunu izah etmeye çalışacağım. Soruyu bir adım ileri taşımak istiyorum: İnsan, varlığın niteliğine, kendi ve çevresindeki tüm varoluşların gayesine dönük sorularına ve dünya saadeti arayışına doğru cevabı nerede arayacaktır? Bu hususta görünmeyen (metafizik) bir şeyin rolü ve etkisi olabilir mi? Modern ontolojiye göre, hayır! Varlık bir değerle izah edilemez.
Ahlâki Yargıların Evrimsel Kökeni: Ahlâki Yargıların Gayriahlâki Temellendirilmesi Problemi
GirişEvrimsel doğalcılık anlayışa göre, ahlâki yargıların kökeni evrimsel süreçler aracılığıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Bu yaklaşıma göre evrim, ahlâken doğru olanı yapmanın neden iyi olduğunu açıklamak yerine ahlâki değer ve yargıların, doğal seçilim sonucunda toplumsal hayatta kalma avantajı sağladığı için geliştiğini savunmaktadır. Adalet duygusu, empati, toplumsal iş birliği gibi ahlâki eğilimler hayatta kalmayı ve üremeyi arttıran, amacı yalnızca hayatta kalmayı sağlayan biyolojik bir süreçtir. Bu doğrultuda; doğal seçilim sonucu ortaya çıkan ahlâki değer ve yargılar, temeli aslında ahlâksızca kurulmuş, faydacı bir düzlem üzerinde inşa edilmeye çalışılmıştır. Biyolojik faydaya hizmet eden ahlâki değer ve yargıların kaynağının “ahlâki” oldukları söylenebilir mi?Bu çalışmanın temel amacı, evrimsel süreçler sonucunda ortaya çıktığı ileri sürülen ahlâki değer ve yargıların aslında gayriahlâki temele dayandırıldığını ortaya koymaktır. Çalışmada öncellikle evrimsel...
Bu yazının devamı 224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslam Hukuku Bugün Bize Ne Vaat Ediyor?
Çağdaş İslam düşüncesinin yeniden inşasında en kritik sorun alanlarından biri, norm ile hayat, hüküm ile amaç, nass ile maslahat, sabite ile değişken arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Modern dünyada Müslüman toplumlar bir yandan hızla değişen sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarla yüz yüze gelirken, diğer yandan ahlâki
Duvarların Ötesine Yolculuk; İslam Düşünce Geleneğinde Kadın
“Kadın”ve “İslam’ın kadına bakışı” meselesi beni her zaman için ilgilendiren konuların başında gelmiştir. Başta İslam düşüncesinin ve Müslüman kadının hayatı kuşatan önemli noktalarda yer alamamasının nedeni yukarıda saydığım, örneklerini çoğaltabileceğimiz “donmuş zihniyet” olduğu açıkça görülmektedir. Kadın konusundaki bakış açısı dinin özünden ve derinliğinden uzaklaşmış adeta taşlaşmış bir düşüncenin ürünüdür. Sözünü ettiğim bakış açısı, kadının İslam’daki ve sosyal hayattaki konumu konusunda zamanın şartlarına ve İslam’ın maslahatına uygun şekilde düşünce üretmek şöyle dursun aksine kadının sosyal alanda yer almasını tehlikeli addetmektedir.
Mimarinin Gözü Gözün İmarı
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Ahlakın Eleştirisi ya da Eleştiri Ahlakı
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Kibrin ve Şiddetin ‘Yöntemine’ Karşı Bilgi, Hakikat ve Tevhidin Ontolojisi Üzerine Düşünceler
İnsanın önceliği ‘Hakikat’ mi, yoksa ‘bilgi’ midir? Niçin hakikatle bilgiyi, sanki biri diğerine tercih edilebilirmiş gibi karşı karşıya getirdim? Kalemimin sınırları el verdikçe bunu izah etmeye çalışacağım. Soruyu bir adım ileri taşımak istiyorum: İnsan, varlığın niteliğine, kendi ve çevresindeki tüm varoluşların gayesine dönük sorularına ve dünya saadeti arayışına doğru cevabı nerede arayacaktır? Bu hususta görünmeyen (metafizik) bir şeyin rolü ve etkisi olabilir mi? Modern ontolojiye göre, hayır! Varlık bir değerle izah edilemez.