İnsan nerede emniyetli, esen ve salim hal üzeredir?
Bir hayatın, bir adın bir coğrafyada yaşayabilmesine, orayı yurt edinmesine ve orada ölmesine, yasının tutulmasına kim karar verir? Ya da daha genel olarak insan nerede ve ne zaman yası tutulabilir olur? Bir hayatın “yası tutulabilir bir hayat” olduğuna kim karar verir? Eğer yası tutulabilir olan, “değerli bir hayatı” ve egemen olan ise diğerleri?! Onlar sadece telef olan, imha edilen yalın bedenler midir? Buna nasıl karar verilir, kimin ölümünün ve yaşamının değerli kimin ki değersiz, belirleyen nedir?/kimdir? İ K T İ D A R olandır, B İ L G İ’nin çerçevelerini (kavramlarını, araçlarını, kuramlarını) tanımlayandır.
Can, ten ve bedenle kayıtlı olan kişi (insan ve insan olmayan) ölüme yazgılıdır; doğum ve ölüm arasına sığdırılan etik, teolojik ve estetik olan hayat pratikleri kamusallığı, yasa karşısında temsili, hastalığı ve ölümü açısından aynı zamanda da politiktir. Varoluşu ölüme yazılmış kişilerin, Heidegger’in ifadesiyle, “dünyaya açık olma” deneyimini, yabancılığını, yersiz-yurtsuzluğunu duyumsayarak var olmanın dayanılmaz ağırlığını ve sorumluluğunu yüklenip kendi yüzünü oluşturması, yüzünde bir mabed oluşturması o kişiyi özgün, otantik ve tekrar edilemez kılar.
İnsan oluşu varlıkta bilfiil hazır bulunduran “ölüm”…
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
Her ne kadar klasik ahlâk, iyi, güzel ve doğru arasında bir bağlantı görmekteyse de, derinlemesine bir bakış bu kavramların (hasletlerin) kimi zaman örtüşseler de, kimileyin de çatıştıklarını ortaya koyabilecektir. Belli ki güzel estetikle ilgilidir, doğru hakikatle, iyi ise fayda ile.
Modernizm ve postmodernizm kavramlarına dönük yapılmış tanımlamalar çoğunlukla dönemsel özellik ve pratik yaşam biçimlerinden, ele alınan disiplinin belirlemiş olduğu paradigmadan hareketle ortaya koyulmakta ve bu şekilde ele alınan kavramın tanımlamasına yönelik oldukça farklı ve geniş bir tanımlar yelpazesi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Çalışmamızın ilgili olduğu konu, kavramların felsefi boyutuyla ilişkili olduğu için önceliğimiz kavramın ilgili anlam sahasına dönük tanımları ve felsefe sözlüklerinin yer verdiği tanımlamalar olacaktır.
Yası Tutul(a)mayan ve Yüzü Başkasında Yok Sayılanların Varlığı Üzerine
İnsan nerede emniyetli, esen ve salim hal üzeredir?
Bir hayatın, bir adın bir coğrafyada yaşayabilmesine, orayı yurt edinmesine ve orada ölmesine, yasının tutulmasına kim karar verir? Ya da daha genel olarak insan nerede ve ne zaman yası tutulabilir olur? Bir hayatın “yası tutulabilir bir hayat” olduğuna kim karar verir? Eğer yası tutulabilir olan, “değerli bir hayatı” ve egemen olan ise diğerleri?! Onlar sadece telef olan, imha edilen yalın bedenler midir? Buna nasıl karar verilir, kimin ölümünün ve yaşamının değerli kimin ki değersiz, belirleyen nedir?/kimdir? İ K T İ D A R olandır, B İ L G İ’nin çerçevelerini (kavramlarını, araçlarını, kuramlarını) tanımlayandır.
Can, ten ve bedenle kayıtlı olan kişi (insan ve insan olmayan) ölüme yazgılıdır; doğum ve ölüm arasına sığdırılan etik, teolojik ve estetik olan hayat pratikleri kamusallığı, yasa karşısında temsili, hastalığı ve ölümü açısından aynı zamanda da politiktir. Varoluşu ölüme yazılmış kişilerin, Heidegger’in ifadesiyle, “dünyaya açık olma” deneyimini, yabancılığını, yersiz-yurtsuzluğunu duyumsayarak var olmanın dayanılmaz ağırlığını ve sorumluluğunu yüklenip kendi yüzünü oluşturması, yüzünde bir mabed oluşturması o kişiyi özgün, otantik ve tekrar edilemez kılar.
İnsan oluşu varlıkta bilfiil hazır bulunduran “ölüm”…
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
216. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Meraksızlık, Rahatperestlik ve Eleştiri
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
İnsanın Bireysel ve Toplumsal Kirlenme Sorunu
Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi
Neden Yardım Ederiz
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
Kur’ân Ahlâkı Üzerine Bazı Düşünceler
Her ne kadar klasik ahlâk, iyi, güzel ve doğru arasında bir bağlantı görmekteyse de, derinlemesine bir bakış bu kavramların (hasletlerin) kimi zaman örtüşseler de, kimileyin de çatıştıklarını ortaya koyabilecektir. Belli ki güzel estetikle ilgilidir, doğru hakikatle, iyi ise fayda ile.
Modernizm ve Postmodernizm – Farklılaşan Şiddet Görünümlerinin Zemini –
Modernizm ve postmodernizm kavramlarına dönük yapılmış tanımlamalar çoğunlukla dönemsel özellik ve pratik yaşam biçimlerinden, ele alınan disiplinin belirlemiş olduğu paradigmadan hareketle ortaya koyulmakta ve bu şekilde ele alınan kavramın tanımlamasına yönelik oldukça farklı ve geniş bir tanımlar yelpazesi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Çalışmamızın ilgili olduğu konu, kavramların felsefi boyutuyla ilişkili olduğu için önceliğimiz kavramın ilgili anlam sahasına dönük tanımları ve felsefe sözlüklerinin yer verdiği tanımlamalar olacaktır.
Alışverişe devam et