Teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda.Mehmed AkifSalman Sayyid, Filistinlilerin trajedisinin İslâm ümmetinin hemen her yerinde bu denli hissediliyor oluşunu Müslümanların yersiz-yurtsuz oluşuna bağlar.[1] Hazanın gelişinin ve bünyan-ı mersus’un inhitatının bilinçaltında oluşturduğu hüznü bir nevi telafi çabasıdır bu dışavurum. Lakin aynı zamanda Müslümanların deneyimleme imkânlarının olmadığı bir hayatın özlemi de görülebilir Filistin örneğinde. “Kemalizm’in İslami-cate[2] dünya sisteminin içini oyduğu”[3] bir zeminde inşa edilen ulus-devletlerde yaşayan ve epistemik sömürgeciliğin nesnesi olan Müslümanlar, epidemik tınısızlığa karşı mücadeleden/mücahededen yoksun kalışlarını da Filistinlilerin insani tınıyı ikame ediş azimlerinde telafi etme imkânı bulurlar. Bu imkân, İslâm coğrafyasının genelindeki kifayetsizliğin karşısına, epidemik tınısızlığa içinde bulundukları bütün “imkânsızlıklara” rağmen karşı koyma cehdiyle meydan okuyabilmenin ümidini ikame eder.Bir yönüyle yitirilmiş bir kimliğin ete kemiğe büründüğü yerdir Filistin, hazanın henüz...
Bu yazının devamı
216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
“Seküler sosyal ilaçlardaki sıkıntı, uygulandıkça hastayı daha da hasta etmesidir. Batı’da bugün bunu ifade etmek, yani yeni aristokrasilerin bize parlak ve özgürleştirici bir ütopya getirmek şöyle dursun, sosyal hastalıklarımızı daha da kötüleştirdiğini söylemek, küfür kabul edilmektedir.”
Çağdaş dünyada, manipülasyon bireylerin veya toplumların düşünce, duygu ve davranışlarını yönlendirme sanatı olarak ele alınırken; sosyal medya, siyaset ve kültür endüstrisi gibi alanlarda etkisini hissettirir. Zira böylesi bir yönelimi yorumlamak ise felsefenin sınırlarına dahil olan özgür irade, etik ve toplumsal dinamikler üzerine derin sorular doğurur.
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Nitekim bu sapkın düşünce onu, kendisinin de borcu olduğu yaşlı bir tefeci kadını ve cinayeti gören yardımcı komşu kadını öldürmeye yöneltmiş, kendinden sonra gelecek bütün edebiyat tarihine indirilmiş haldeki baltasıyla bir cinayet işlemiş, ancak cinayeti işledikten sonra, her ne kadar kendisini bir Napolyon gibi görmeye çalışmışsa da vicdanı bu role itiraz etmiş, evvela işlemiş olduğu suçun cenderesinde dönmeye başlayıp vicdanıyla baş başa kaldığı her dakika boyunca da dayanılmaz bir gerilimin ortasında kalmıştır.
Bir Hazan Yurdu: Filistin
Teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda.Mehmed AkifSalman Sayyid, Filistinlilerin trajedisinin İslâm ümmetinin hemen her yerinde bu denli hissediliyor oluşunu Müslümanların yersiz-yurtsuz oluşuna bağlar.[1] Hazanın gelişinin ve bünyan-ı mersus’un inhitatının bilinçaltında oluşturduğu hüznü bir nevi telafi çabasıdır bu dışavurum. Lakin aynı zamanda Müslümanların deneyimleme imkânlarının olmadığı bir hayatın özlemi de görülebilir Filistin örneğinde. “Kemalizm’in İslami-cate[2] dünya sisteminin içini oyduğu”[3] bir zeminde inşa edilen ulus-devletlerde yaşayan ve epistemik sömürgeciliğin nesnesi olan Müslümanlar, epidemik tınısızlığa karşı mücadeleden/mücahededen yoksun kalışlarını da Filistinlilerin insani tınıyı ikame ediş azimlerinde telafi etme imkânı bulurlar. Bu imkân, İslâm coğrafyasının genelindeki kifayetsizliğin karşısına, epidemik tınısızlığa içinde bulundukları bütün “imkânsızlıklara” rağmen karşı koyma cehdiyle meydan okuyabilmenin ümidini ikame eder.Bir yönüyle yitirilmiş bir kimliğin ete kemiğe büründüğü yerdir Filistin, hazanın henüz...
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsan Odaklı Bir Yönetim Anlayışı
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Gelecekte Aile ve Alternatif Partner Modelleri
“Seküler sosyal ilaçlardaki sıkıntı, uygulandıkça hastayı daha da hasta etmesidir. Batı’da bugün bunu ifade etmek, yani yeni aristokrasilerin bize parlak ve özgürleştirici bir ütopya getirmek şöyle dursun, sosyal hastalıklarımızı daha da kötüleştirdiğini söylemek, küfür kabul edilmektedir.”
Çağdaş Dünyada Manipülasyonun İnşası
Çağdaş dünyada, manipülasyon bireylerin veya toplumların düşünce, duygu ve davranışlarını yönlendirme sanatı olarak ele alınırken; sosyal medya, siyaset ve kültür endüstrisi gibi alanlarda etkisini hissettirir. Zira böylesi bir yönelimi yorumlamak ise felsefenin sınırlarına dahil olan özgür irade, etik ve toplumsal dinamikler üzerine derin sorular doğurur.
Modernizme İtirazdan Hakikatin Yıkılışına Post-modernizm
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Raskolnikov, Ahlâk, Adalet ve Günümüz: Suçun Vicdani Anatomisi
Nitekim bu sapkın düşünce onu, kendisinin de borcu olduğu yaşlı bir tefeci kadını ve cinayeti gören yardımcı komşu kadını öldürmeye yöneltmiş, kendinden sonra gelecek bütün edebiyat tarihine indirilmiş haldeki baltasıyla bir cinayet işlemiş, ancak cinayeti işledikten sonra, her ne kadar kendisini bir Napolyon gibi görmeye çalışmışsa da vicdanı bu role itiraz etmiş, evvela işlemiş olduğu suçun cenderesinde dönmeye başlayıp vicdanıyla baş başa kaldığı her dakika boyunca da dayanılmaz bir gerilimin ortasında kalmıştır.