Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Yanakların ıslaklığı unutunca, kalbinin o ince zarı yavaştan kalınlaşmaya başladı… Belki hissetin bunu belki de hissetmedin… Kaçtın sanki kendinden kaçmak kolaymış gibi, kaçtın sanki İNSAN KENDİNE YAKALANMAZMIŞ gibi…
Cebimdeki ellerimi Calvin klein pantolonumla Soktum şehrin gürlek yerlerineYuvacıl kuşlardan edindim şehrin düsturunuAma durmadı üstümde poliste durduğu kadarRuhum franklar eşliğinde sokulurken borsayaAlbanlar, albastılar sindi Bu yazının devamı 179. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 179. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Ömer Salim Elhacı şiirinden çevrilmiştir. 1. Ve gözlerini dikti falcı Sol elimin avucuna Nasıl bir efsanesin dostum, dedi Hangi gurbet düşürdü seni Bu kıyılara… Hangi hüznün sümbülleridir Gözlerinde yeşeren… Ve hangi can çekişmeleridir Kalbine yerleşen… 2. Bu yazının devamı 183. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 183. Sayıyı …
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
MÜDA-Fİ-İL
Ülkesi olmayan GAZZE’ye
Lütfen beni anla
Bir ağaç değilim sadece gölgeden
Yapraklarım yok karşılıksız besin üreten
Yaralarım var karşılıklı dünyayla ahidleşen.
Sevmek acımasına katlanmayı öğrendiğimden beri
bir yaprağın sonbahar gelince söylediği şarkı:
-Ne zamana kadar ya rab?
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
216. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Adını Sen Koy…
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Yanakların ıslaklığı unutunca, kalbinin o ince zarı yavaştan kalınlaşmaya başladı… Belki hissetin bunu belki de hissetmedin… Kaçtın sanki kendinden kaçmak kolaymış gibi, kaçtın sanki İNSAN KENDİNE YAKALANMAZMIŞ gibi…
Ecnebi Hayat
Cebimdeki ellerimi Calvin klein pantolonumla Soktum şehrin gürlek yerlerineYuvacıl kuşlardan edindim şehrin düsturunuAma durmadı üstümde poliste durduğu kadarRuhum franklar eşliğinde sokulurken borsayaAlbanlar, albastılar sindi Bu yazının devamı 179. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 179. Sayıyı Satın Al Giriş yap
XIV. Mektup / Son Mektup
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Falcı
Ömer Salim Elhacı şiirinden çevrilmiştir. 1. Ve gözlerini dikti falcı Sol elimin avucuna Nasıl bir efsanesin dostum, dedi Hangi gurbet düşürdü seni Bu kıyılara… Hangi hüznün sümbülleridir Gözlerinde yeşeren… Ve hangi can çekişmeleridir Kalbine yerleşen… 2. Bu yazının devamı 183. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 183. Sayıyı …
Çocuklarımız Bizim mi?
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Alışverişe devam et