Eğitime ve eğitimciye kendi sinemamızdan bakmamız için münasip bir misal olan Öğretmen filmi, Anadolu’nun bir köşesinde öğretmenlik yapan ancak daha sonra İstanbul’a tayini çıkan Hüsnü karakterinden (Kemal Sunal), onun ailesinden ve yaşadıklarından bahseder.
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Başlıktan da anlaşılacağı üzere kendisini eğitimci olarak gören herkesi ilgilendirdiğini düşündüğümüz yazı dizisini, değerli okuyucular için bir rehber, el kitabı olarak da anlayabiliriz. Sinemanın birçok alanla bağı gibi eğitimle de kopmaz bir bağı vardır. Bu sanat formunda eğitimin ve eğitimcilerin anlatıldığı, değerlerin hatırlatıldığı, hakikate ve anlam arayışına çıkan, insanı düşündüren, kendini ve mektebin içindeki/dışındaki öğrencilerle iletişimini yeniden düzenlemesi yönünde öne çıkan 180 film, konunun mahiyetini göz önüne sermektedir. Ele alacağımız filmlerden birçoğu doğrudan eğitimcilere, öğrencilere seslenen filmler olabilmekte ya da dolaylı olarak onlara mesajlar aktaran yapımlardan oluşmaktadır.
On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un
Çok eski zamanların birinde bir koyun sürüsü varmış. Bu sürü çoban tarafından her sabah kırlara götürülür, otlatılır, akşam olunca da ağıla kapatılırmış. Gel zaman, git zaman sürüye yeni bir koyun katılmış.
Küçürek Öyküler
Tekasür
– Bu kabristan çok büyümüş.
– Say say bitmiyor, sorma…
Suskunluğa Asılan
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
210. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
1980’li Yıllarda Türkiye’de Öğretmen (1988) Olmak
Eğitime ve eğitimciye kendi sinemamızdan bakmamız için münasip bir misal olan Öğretmen filmi, Anadolu’nun bir köşesinde öğretmenlik yapan ancak daha sonra İstanbul’a tayini çıkan Hüsnü karakterinden (Kemal Sunal), onun ailesinden ve yaşadıklarından bahseder.
Mektup-X
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Gökyüzü Kadar Kırmızı ile Eğitimcinin Sinema Rehberine Giriş
Başlıktan da anlaşılacağı üzere kendisini eğitimci olarak gören herkesi ilgilendirdiğini düşündüğümüz yazı dizisini, değerli okuyucular için bir rehber, el kitabı olarak da anlayabiliriz. Sinemanın birçok alanla bağı gibi eğitimle de kopmaz bir bağı vardır. Bu sanat formunda eğitimin ve eğitimcilerin anlatıldığı, değerlerin hatırlatıldığı, hakikate ve anlam arayışına çıkan, insanı düşündüren, kendini ve mektebin içindeki/dışındaki öğrencilerle iletişimini yeniden düzenlemesi yönünde öne çıkan 180 film, konunun mahiyetini göz önüne sermektedir. Ele alacağımız filmlerden birçoğu doğrudan eğitimcilere, öğrencilere seslenen filmler olabilmekte ya da dolaylı olarak onlara mesajlar aktaran yapımlardan oluşmaktadır.
Nils Holgersson Dedemin Nesi Olur? Bayburt-İsveç Hattında Bir Çocuk Edebiyatı Kanonunun Öyküsü
On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un
Kötülük Eden Kötülük Bulur
Çok eski zamanların birinde bir koyun sürüsü varmış. Bu sürü çoban tarafından her sabah kırlara götürülür, otlatılır, akşam olunca da ağıla kapatılırmış. Gel zaman, git zaman sürüye yeni bir koyun katılmış.
Alışverişe devam et