Bir kelimenin anlam derecesini ve derinliğini araştıran bir bilim olan “Semantik”; bir dilin anahtar terimleri üzerinde analitik çalışma ile o dili kullanan halkın dünya görüşü, analitik ufku ve düşüncesini kavramaya, çözümlemeye yardımcıdır. İnsanın soyut düşünme yeteneği, mevcut bildirişim dizgeleri içinde en etkili olan dil; kişinin düşünce faaliyeti, algılarının analizi, fikir dağarcığında taşıdıklarının sentezi için bir programdır. Kur’ân mesajının anlam dünyasını çözümleme konusunda dilin işlevi ve çeşitliliği canlı ve güçlü fonksiyonu var. Dil ile anlam derinliği semantik bilim ile çalışma sahası geniş, yolu uzun analitik bir Kur’ân çözümlemeleri var. Kur’ân kavramlarını hermenötik yaklaşımla belirli bir perspektifle yorumlayan Japon bilim insanı Toshihiko İzutsu (1914-1994), Kur’ân terimleri ile İslâm dünya görüşünü terimlerin semantik analizleriyle kendine ait yeni bir tür yöntem geliştirerek ‘Kur’ânî Dünya Görüşü’ sistematiğini geliştirir. Anlam kuramların “dilsel dünya görüşü öğretisi” ile “etno-linguistik (budun dilbilim)” iki teori olan Lee Weisgerber ile Edward Sapir uzmanlarından epey faydalanan Toshihiko İzutsu; İslâm ahlâk yasasının dâhilinde Kur’ânî düşüncenin sahip olduğu anlam ile dünya insanlarının ahlâkî öğretisini, semantiklerini inceler. Kur’ân’dan referansla üç ahlâkî kavram kategorisi olarak; ilki İlahî sıfatlar nazariyesi olan “İlâhî Ahlâk” kategorisinde Allah’ın isimleri olan ‘Rahîm’, ‘Kerîm’, ‘Gâfir’, ‘Âdil’ gibi ahlâkî mahiyeti olan isimlerdir. İkincisi Kur’ânî anlayışa göre insanın Allah’la olan temel ahlâkî ilişkinin tanımı olan dinî-ahlâkî kavramlardır. Üçüncüsü aynı topluluk içinde insanların temel ahlâkî tavırları olan sosyal ahlâk ilkeleridir. İslâm’ın ilk döneminde Kur’ân ile Cahiliye’nin ahlâkî ilkeleri arasındaki dinamik çeşitliliği kapsamı ve temel ahlâkî kavramların belli başlı analizi Prof. İzutsu’nun çalışmasını bu yazıyla bir katre anlama çabasındayız.
Bu yazının devamı
218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
Yetiştirme, eriştirme, bildirme, ulaştırma, gönderme, açıklama, bir amaca ulaşmak için bir şeyi bazı ilkelere ve düzene göre söyleme veya uygulama anlamına geldiği gibi daha ziyade İslam’ın açık ve anlaşılır bir şekilde muhataba iletilmesi anlaşılmaktadır. Yani İslam’ın açıklanması, tebliğ edilmesidir.
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Âdem’in iki oğlu arasında gerçekleşen durum detaya inildiğinde iki açıdan çok önemlidir. Birincisi,insanlık tarihinde ilk kez yasak olan; yani insan fıtratına aykırı olan, insanın yaratılış amacına aykırı olan bir eylem gerçekleşmiş oldu.Bu, kötülüğün, yanlışlığın tohumunun yeryüzüne atılışıydı; dosdoğru olan gidişattan ayrılıştı. İkincisi ve daha da önemlisi ise yanlış ve dolayısıyla yasak olan bu eylem bir şeylerle gerekçelendirilip meşrulaştırılmaya çalışıldı.Sonraki tüm kötülüklerin, zulümlerin, haksızlıkların, ahlaksızlıkların, yanlışlıkların ilk tohumunu insanlık toprağına atan Kabil,kendince yaptığı yanlışı meşrulaştırmıştı.
Tahammülsüzlük ve bıkkınlık çağında ne yapacağını bilemez halde oraya buraya savrulan insan, “kendiliği”ni sağlayan dinamiklerin son bakiyesini tüketmesiyle “sözün gücü”nü de kaybetti. Bizden, pencerede görünen bu yansımanın olağanlığına alışmamız ve gerçeği kabul etmemiz; aslında işi daha fazla zorlaştırmamamız istenmekte. Bu yansımanın bir yanılsamadan başka bir şey olmadığını, sanal ve gerçek arasında yaşanan tereddütlerle daha iyi müşahede edebilecekken, önümüze her geçen gün serdikleri yeni gündemleri belki de bu kolaylaştırma istemi yüzünden kabulleniyoruz.
Ahlâkî Kavramların Semantik Yapısı
Bir kelimenin anlam derecesini ve derinliğini araştıran bir bilim olan “Semantik”; bir dilin anahtar terimleri üzerinde analitik çalışma ile o dili kullanan halkın dünya görüşü, analitik ufku ve düşüncesini kavramaya, çözümlemeye yardımcıdır. İnsanın soyut düşünme yeteneği, mevcut bildirişim dizgeleri içinde en etkili olan dil; kişinin düşünce faaliyeti, algılarının analizi, fikir dağarcığında taşıdıklarının sentezi için bir programdır. Kur’ân mesajının anlam dünyasını çözümleme konusunda dilin işlevi ve çeşitliliği canlı ve güçlü fonksiyonu var. Dil ile anlam derinliği semantik bilim ile çalışma sahası geniş, yolu uzun analitik bir Kur’ân çözümlemeleri var. Kur’ân kavramlarını hermenötik yaklaşımla belirli bir perspektifle yorumlayan Japon bilim insanı Toshihiko İzutsu (1914-1994), Kur’ân terimleri ile İslâm dünya görüşünü terimlerin semantik analizleriyle kendine ait yeni bir tür yöntem geliştirerek ‘Kur’ânî Dünya Görüşü’ sistematiğini geliştirir. Anlam kuramların “dilsel dünya görüşü öğretisi” ile “etno-linguistik (budun dilbilim)” iki teori olan Lee Weisgerber ile Edward Sapir uzmanlarından epey faydalanan Toshihiko İzutsu; İslâm ahlâk yasasının dâhilinde Kur’ânî düşüncenin sahip olduğu anlam ile dünya insanlarının ahlâkî öğretisini, semantiklerini inceler. Kur’ân’dan referansla üç ahlâkî kavram kategorisi olarak; ilki İlahî sıfatlar nazariyesi olan “İlâhî Ahlâk” kategorisinde Allah’ın isimleri olan ‘Rahîm’, ‘Kerîm’, ‘Gâfir’, ‘Âdil’ gibi ahlâkî mahiyeti olan isimlerdir. İkincisi Kur’ânî anlayışa göre insanın Allah’la olan temel ahlâkî ilişkinin tanımı olan dinî-ahlâkî kavramlardır. Üçüncüsü aynı topluluk içinde insanların temel ahlâkî tavırları olan sosyal ahlâk ilkeleridir. İslâm’ın ilk döneminde Kur’ân ile Cahiliye’nin ahlâkî ilkeleri arasındaki dinamik çeşitliliği kapsamı ve temel ahlâkî kavramların belli başlı analizi Prof. İzutsu’nun çalışmasını bu yazıyla bir katre anlama çabasındayız.
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Doğru ve Hedef Odaklı Bir Çocuk Edebiyatı
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
Tebliğ
Yetiştirme, eriştirme, bildirme, ulaştırma, gönderme, açıklama, bir amaca ulaşmak için bir şeyi bazı ilkelere ve düzene göre söyleme veya uygulama anlamına geldiği gibi daha ziyade İslam’ın açık ve anlaşılır bir şekilde muhataba iletilmesi anlaşılmaktadır. Yani İslam’ın açıklanması, tebliğ edilmesidir.
Modern Mitoslar Ya Da Çağdaş Hurafeler
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
İnsan ve İslam
Âdem’in iki oğlu arasında gerçekleşen durum detaya inildiğinde iki açıdan çok önemlidir. Birincisi,insanlık tarihinde ilk kez yasak olan; yani insan fıtratına aykırı olan, insanın yaratılış amacına aykırı olan bir eylem gerçekleşmiş oldu.Bu, kötülüğün, yanlışlığın tohumunun yeryüzüne atılışıydı; dosdoğru olan gidişattan ayrılıştı. İkincisi ve daha da önemlisi ise yanlış ve dolayısıyla yasak olan bu eylem bir şeylerle gerekçelendirilip meşrulaştırılmaya çalışıldı.Sonraki tüm kötülüklerin, zulümlerin, haksızlıkların, ahlaksızlıkların, yanlışlıkların ilk tohumunu insanlık toprağına atan Kabil,kendince yaptığı yanlışı meşrulaştırmıştı.
Muharriflerin Sanalbazlığı: Göçe Zorlanan Söz
Tahammülsüzlük ve bıkkınlık çağında ne yapacağını bilemez halde oraya buraya savrulan insan, “kendiliği”ni sağlayan dinamiklerin son bakiyesini tüketmesiyle “sözün gücü”nü de kaybetti. Bizden, pencerede görünen bu yansımanın olağanlığına alışmamız ve gerçeği kabul etmemiz; aslında işi daha fazla zorlaştırmamamız istenmekte. Bu yansımanın bir yanılsamadan başka bir şey olmadığını, sanal ve gerçek arasında yaşanan tereddütlerle daha iyi müşahede edebilecekken, önümüze her geçen gün serdikleri yeni gündemleri belki de bu kolaylaştırma istemi yüzünden kabulleniyoruz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.