Son iki yüzyıldır Müslüman bilim adamlarının gündeminden düşmeyen ve değişik boyutlarda çeşitli yönleriyle tartışılan içtihat (ictihâd) konusu, doğru bir çerçeveye oturtulamamış gözükmektedir. İçtihat kapısının kapalı olup olmadığı tartışmasından, telfîk savunularına ve oradan serbest içtihat çağrılarına uzanan geniş bir yelpazede, konu, doğrularla yanlışların iç içe olduğu bir sunuma maruz kalmıştır. Baştan söyleyelim ki tarihsel tecrübede içtihadın mahiyeti, sosyal ve siyasal bağlamla ilişkisi içerisinde işlevi doğru anlaşılmadan ve geçmişle ve bugünle bir şekilde bağlantı kurulmadan sağlıklı bir içtihat söylemi oluşturmak mümkün değildir.
Bu kısa yazıda içtihat meselesine yaklaşım farklılıklarına ve içtihadın tarihsel süreçte gerçekleşme biçimlerine işaret ederek modern dönemde içtihadın anlam ve keyfiyetine dair bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.
Tarihsel Süreçte İçtihat
Fıkıh usulü literatüründe içtihat konusu ile ilgili tartışmalar Hz. Peygamber dönemine kadar götürülür. Bu meyanda Hz. Peygamberin içtihat edip etmediği, Hz. Peygamber hayatta iken sahabenin -onun huzurunda veya gıyabında- içtihat edip etmediği, sahabenin reye başvurmasının anlam ve mahiyeti gibi konular, neredeyse tüm ihtimaller göz önüne alınarak en ince ayrıntılarına kadar tartışılır. Bu ve benzeri tartışmalar, doğrudan veya dolaylı biçimde, Hz. Peygamberin vefatından sonraki dönemde içtihadın imkân ve meşruiyetini temellendirme çabasıyla ilintilidir.
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Müslümanların son iki yüzyıldır siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, fikri ve düşünce alanlarında bir çöküş yaşadığı konusunda Müslim- gayri Müslim herkes ittifak etmiş durumda. Bu önerme zorunlu olarak iki yüzyıl öncesinde Müslümanların bu alanlarda güçlü ve yetkin olduğu konusunda da bir ittifakın varlığına da işaret eder.
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Ve gelecek geldi. Burası fütürizmin son noktası olabilir. Uzak ve imkânsız bir geleceğin yerini, zamansal algının yıkıma uğradığı kopuk ve bağsız “şimdiler yığını” almaktadır. İnsan kalmak, bu asrın en başat sorunu. İnsanlık, binlerce yıllık ilerleme çabasına rağmen; bugün, başladığı yerin de gerisindedir. Modern insan bir zamanlar konfor ve verimlilik vaatleriyle ürettiği araçların bugün içine düşmüş görünmektedir. O, geldiğimiz noktada bedeniyle bir yok-karakterdir.
Günümüzde İçtihadın Anlamı ve İmkânı
Giriş
Son iki yüzyıldır Müslüman bilim adamlarının gündeminden düşmeyen ve değişik boyutlarda çeşitli yönleriyle tartışılan içtihat (ictihâd) konusu, doğru bir çerçeveye oturtulamamış gözükmektedir. İçtihat kapısının kapalı olup olmadığı tartışmasından, telfîk savunularına ve oradan serbest içtihat çağrılarına uzanan geniş bir yelpazede, konu, doğrularla yanlışların iç içe olduğu bir sunuma maruz kalmıştır. Baştan söyleyelim ki tarihsel tecrübede içtihadın mahiyeti, sosyal ve siyasal bağlamla ilişkisi içerisinde işlevi doğru anlaşılmadan ve geçmişle ve bugünle bir şekilde bağlantı kurulmadan sağlıklı bir içtihat söylemi oluşturmak mümkün değildir.
Bu kısa yazıda içtihat meselesine yaklaşım farklılıklarına ve içtihadın tarihsel süreçte gerçekleşme biçimlerine işaret ederek modern dönemde içtihadın anlam ve keyfiyetine dair bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.
Tarihsel Süreçte İçtihat
Fıkıh usulü literatüründe içtihat konusu ile ilgili tartışmalar Hz. Peygamber dönemine kadar götürülür. Bu meyanda Hz. Peygamberin içtihat edip etmediği, Hz. Peygamber hayatta iken sahabenin -onun huzurunda veya gıyabında- içtihat edip etmediği, sahabenin reye başvurmasının anlam ve mahiyeti gibi konular, neredeyse tüm ihtimaller göz önüne alınarak en ince ayrıntılarına kadar tartışılır. Bu ve benzeri tartışmalar, doğrudan veya dolaylı biçimde, Hz. Peygamberin vefatından sonraki dönemde içtihadın imkân ve meşruiyetini temellendirme çabasıyla ilintilidir.
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Müslümanların Düşünce Ve Fikir Üretmedeki Kısırlığının Nedenleri Ve Yeni Bir Müslüman Fikriyatın İmkânı Meselesi
Müslümanların son iki yüzyıldır siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, fikri ve düşünce alanlarında bir çöküş yaşadığı konusunda Müslim- gayri Müslim herkes ittifak etmiş durumda. Bu önerme zorunlu olarak iki yüzyıl öncesinde Müslümanların bu alanlarda güçlü ve yetkin olduğu konusunda da bir ittifakın varlığına da işaret eder.
Yönetilen Algı, Kaçak/Homodijitus ve Sığınak/Metaverse
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok mu?
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
Kur’ân Güfte mi?
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Vaatlerin Ötesinde: Teşhir Nesnesi Olarak Bilim Kurgusal Bedenler
Ve gelecek geldi. Burası fütürizmin son noktası olabilir. Uzak ve imkânsız bir geleceğin yerini, zamansal algının yıkıma uğradığı kopuk ve bağsız “şimdiler yığını” almaktadır. İnsan kalmak, bu asrın en başat sorunu. İnsanlık, binlerce yıllık ilerleme çabasına rağmen; bugün, başladığı yerin de gerisindedir. Modern insan bir zamanlar konfor ve verimlilik vaatleriyle ürettiği araçların bugün içine düşmüş görünmektedir. O, geldiğimiz noktada bedeniyle bir yok-karakterdir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.