İktidar; toplum bireylerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen, davranış ve eğilimlerini belirleyen, sosyal, siyasî, iktisadî ve benzeri birçok alanda toplumsal ilişkileri düzenleyen bağlayıcı kararlar alma, aldığı kararlara uymayanlara yaptırım uygulama dahası fiziksel güç kullanma tekelini elinde bulundurma, bu doğrultuda devlet kurum ve organlarını yönetme gibi yetkilere sahip siyasî bir kurumdur. Bu geniş yetkilere sahip olan iktidarın nasıl sınırlandırılacağı, ne şekilde dengelenip denetleneceği veya bu yetkileri kötüye kullanmasının nasıl önleneceği konusunda siyasal sistemler çeşitli teoriler geliştirmişlerdir.
İktidar olgusunu imamet ve hilâfet kavramları çerçevesinde incelemiş olan İslâm hukukçuları meşru bir iktidarın nasıl kurulacağı, meşruiyet çerçevesinde kalarak iktidar yetkisinin nasıl kullanılacağı ve meşruiyet çerçevesinin dışına çıkma halinde ne tür tedbirlerin uygulanacağı hususunda bir takım prensipler belirlemişlerdir. Bu prensiplerden hareketle iktidarın kötüye kullanımını önleyici ilkeler ve kurumlar tespit edilmeye çalışılacaktır.
İktidarın Kötüye Kullanımını Önleyici İlkeler
1.1. Sorumlu İnsan Sınırlı İktidar
İslâm düşüncesine göre insan sorumlu/mükelleftir. İktidar da sınırlı/mukayyettir. Şer‘î hüküm yani “kulların tüm davranışları ile ilgili Şâriin hitabı”[1] kulların davranışlarının ve iktidarın uygulamalarının meşru veya gayri meşruluğunun yegâne ölçüsüdür.
Bu yazının devamı
208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır.
İnsan yarınını düşünmeden yaşayamaz ve sonrayı düşünmek en insanî yönlerimizden biridir. Yarına dair planlar yapmak, beklentiye girmek, tahminlerde bulunmak, idealler ve tasavvurlar oluşturmak ve tabiî ki hayaller kurmak insanın vazgeçilmezlerindendir.
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
Şüphesiz sırat-ı müstakim üzere olmak, imkânsız olmadığı gibi kolay bir şey de değildir. Bu minvalde sağlam duruş sergilemek de yitip gitmek de vardır. Aslında yaşam ve mücadele, tam da bu iki hal arasında cereyan etmekte ve tercihlerimizle şekillenmektedir.
İktidarın Kötüye Kullanımını Önleyici İlkeler ve Kurumlar
İktidar; toplum bireylerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen, davranış ve eğilimlerini belirleyen, sosyal, siyasî, iktisadî ve benzeri birçok alanda toplumsal ilişkileri düzenleyen bağlayıcı kararlar alma, aldığı kararlara uymayanlara yaptırım uygulama dahası fiziksel güç kullanma tekelini elinde bulundurma, bu doğrultuda devlet kurum ve organlarını yönetme gibi yetkilere sahip siyasî bir kurumdur. Bu geniş yetkilere sahip olan iktidarın nasıl sınırlandırılacağı, ne şekilde dengelenip denetleneceği veya bu yetkileri kötüye kullanmasının nasıl önleneceği konusunda siyasal sistemler çeşitli teoriler geliştirmişlerdir.
İktidar olgusunu imamet ve hilâfet kavramları çerçevesinde incelemiş olan İslâm hukukçuları meşru bir iktidarın nasıl kurulacağı, meşruiyet çerçevesinde kalarak iktidar yetkisinin nasıl kullanılacağı ve meşruiyet çerçevesinin dışına çıkma halinde ne tür tedbirlerin uygulanacağı hususunda bir takım prensipler belirlemişlerdir. Bu prensiplerden hareketle iktidarın kötüye kullanımını önleyici ilkeler ve kurumlar tespit edilmeye çalışılacaktır.
1.1. Sorumlu İnsan Sınırlı İktidar
İslâm düşüncesine göre insan sorumlu/mükelleftir. İktidar da sınırlı/mukayyettir. Şer‘î hüküm yani “kulların tüm davranışları ile ilgili Şâriin hitabı”[1] kulların davranışlarının ve iktidarın uygulamalarının meşru veya gayri meşruluğunun yegâne ölçüsüdür.
Bu yazının devamı 208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yazılımcı Modernite’nin Online İnsan Tipi
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Yemekteyiz: Kendi(liği)mizi Yiyoruz
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır.
Fütürizm Üzerine Bir Değerlendirme
İnsan yarınını düşünmeden yaşayamaz ve sonrayı düşünmek en insanî yönlerimizden biridir. Yarına dair planlar yapmak, beklentiye girmek, tahminlerde bulunmak, idealler ve tasavvurlar oluşturmak ve tabiî ki hayaller kurmak insanın vazgeçilmezlerindendir.
Kutsallaştırılıp Duygusallığa Terk Edilen Kavram: İçtihat
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
Susmak mı Konuşmak mı Yılmak mı
Şüphesiz sırat-ı müstakim üzere olmak, imkânsız olmadığı gibi kolay bir şey de değildir. Bu minvalde sağlam duruş sergilemek de yitip gitmek de vardır. Aslında yaşam ve mücadele, tam da bu iki hal arasında cereyan etmekte ve tercihlerimizle şekillenmektedir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.