21.yüzyılda önce bilgisayarın sonrasında internetin nihayetinde, yapay zekânın dâhil olduğu hızlı ve sınırların zorlandığı radikal teknolojik süreçlerle karşı karşıyayız. İnternet ve çip teknolojileri sadece bilgisayarın hızını artırmadı aynı zamanda bilgisayarın sınırlarını ve işlevlerini de artırmıştır. Karmaşık işlevleri kolaylaştırarak yerine getirebilen YZ, bilgisayarların akıllı makineler haline gelmesidir. Yapay Zekâ’nın hem üretilme hem de kullanılması sürecinde disiplinlerarası bilgilerden faydalanılır. Makine öğrenimi ve derin öğrenme süreçleriyle öğrenen ve işleyen bir sistem olan yapay zekâ; bireyin, toplumların ve devletlerin hayatında büyük paradigmatik değişimler meydana getirmiştir. Veri setleriyle iş gören fakat salt algoritmik bir yapı olmayıp kuantum fiziği kapsamında işleyen yapay zekâ ve diğer teknolojiler, hem küreselleşmeyi hem de sömürgeciliği genişletmiştir. Makineleşme üzerinden olan klasik küreselleşme ve sömürgeleştirme yapay zekâ vd. teknolojilerle “dijital veya algoritmik” bir hiper küreselleşme ve sömürgeleştirmeye dönüşmüştür. Hem küreselleşme hem de sömürgeleştirme, dijitalleşmenin ve algoritmik yapıların sürece dahil olmasıyla hem yeni can suyu almıştır hem de yeniden şekillendirilmiştir. Başta YZ olmak üzere teknolojik gelişmeler, yeni bir dönem olan adına “tekno-endüstriyel neo-sömürgecilik” diyebileceğimiz bir süreç yaşanmaktadır.
Baconcu dünya tasavvuru, güç eksenli yani “mekanik” bir tasavvurdu. Bu tasavvurun tezahürü olan tarihsel sömürgecilik, güç ilişkilerinin meydana getirdiği eşitsizlikleri ve bağımlılıkları içeriyordu.
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çevirilerin adalet sistemi üzerindeki etkisi bir sonraki yüzyılın başlarına kadar tam olarak fark edilmeyecekti. Ancak tercümeler, İslam’ın sömürgeci eklemlenmesinde dolaysız bir epistemolojik işlev gördüler; zira Michael Anderson’ın zekice tespit ettiği üzere, tercümeler yalnızca “özcü, statik ve içeriden değişime kapalı bir İslam” fikrini doğurmakla kalmadı, aynı zamanda tüm klasik Oryantalizmin temel söylemsel pratiğini, yani “klasik hukuk metinleri üzerinde ayrıntılı bir çalışma yapılmadan Hindistan ve Doğu’nun doğru bir şekilde anlaşılamayacağı” fikrini yarattı ve destekledi.
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
Muhakkak ki Allah,
adâleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder;
çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar.
O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
(Nahl, 16:90)
Her Cuma namazında hutbenin sonunda okunan bu ayet, Yüce Rabbimizin biz kullarının uyması gereken kuralları öğüt almamız ve hayatımıza tatbik etmemiz için önemli emirleri içermektedir. Bu emirlerin başında adalet gelmektedir. Rabbimiz bize ‘adaleti… emrediyor’. Buradan hareketle bu yazımızda emredilen adaletin ne olduğunu anlamaya çalışacağız. Bunu yaparken de bazen git geller de yapmak durumunda kalacağız. Bir kavramı anlamak, tanımlamak, çağın idrakine sunmak, aynı zamanda o kavramın geçirmiş olduğu merhaleleri bilmeyi, ona yaklaşımların ne yönde olduğunu, nasıl tanımlandığını bilmeyi de gerektirir.
İslâmî Mücadele’nin kendisi “İyilik Hareketi”dir. Bireyden başlayarak topluma yayılan bir hareket… İyilik hareketinin söze ve amele dayalı temelleri açısından iyi/güzel/tayyib olanın kabul edilebilir bir üslup ile harman olarak salih amele dönüşmesinden bahsediyoruz. Salih amelin, güzel sözleri Allah katına
Yapay Zekâ ve Dijital Sömürgecilik: Tekno-Endüstriyel Çağda Yeni Neo-Sömürgeci Paradigmalar
21.yüzyılda önce bilgisayarın sonrasında internetin nihayetinde, yapay zekânın dâhil olduğu hızlı ve sınırların zorlandığı radikal teknolojik süreçlerle karşı karşıyayız. İnternet ve çip teknolojileri sadece bilgisayarın hızını artırmadı aynı zamanda bilgisayarın sınırlarını ve işlevlerini de artırmıştır. Karmaşık işlevleri kolaylaştırarak yerine getirebilen YZ, bilgisayarların akıllı makineler haline gelmesidir. Yapay Zekâ’nın hem üretilme hem de kullanılması sürecinde disiplinlerarası bilgilerden faydalanılır. Makine öğrenimi ve derin öğrenme süreçleriyle öğrenen ve işleyen bir sistem olan yapay zekâ; bireyin, toplumların ve devletlerin hayatında büyük paradigmatik değişimler meydana getirmiştir. Veri setleriyle iş gören fakat salt algoritmik bir yapı olmayıp kuantum fiziği kapsamında işleyen yapay zekâ ve diğer teknolojiler, hem küreselleşmeyi hem de sömürgeciliği genişletmiştir. Makineleşme üzerinden olan klasik küreselleşme ve sömürgeleştirme yapay zekâ vd. teknolojilerle “dijital veya algoritmik” bir hiper küreselleşme ve sömürgeleştirmeye dönüşmüştür. Hem küreselleşme hem de sömürgeleştirme, dijitalleşmenin ve algoritmik yapıların sürece dahil olmasıyla hem yeni can suyu almıştır hem de yeniden şekillendirilmiştir. Başta YZ olmak üzere teknolojik gelişmeler, yeni bir dönem olan adına “tekno-endüstriyel neo-sömürgecilik” diyebileceğimiz bir süreç yaşanmaktadır.
Baconcu dünya tasavvuru, güç eksenli yani “mekanik” bir tasavvurdu. Bu tasavvurun tezahürü olan tarihsel sömürgecilik, güç ilişkilerinin meydana getirdiği eşitsizlikleri ve bağımlılıkları içeriyordu.
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sömürgecinin Değişen Yüzü Olarak Hukuk
Çevirilerin adalet sistemi üzerindeki etkisi bir sonraki yüzyılın başlarına kadar tam olarak fark edilmeyecekti. Ancak tercümeler, İslam’ın sömürgeci eklemlenmesinde dolaysız bir epistemolojik işlev gördüler; zira Michael Anderson’ın zekice tespit ettiği üzere, tercümeler yalnızca “özcü, statik ve içeriden değişime kapalı bir İslam” fikrini doğurmakla kalmadı, aynı zamanda tüm klasik Oryantalizmin temel söylemsel pratiğini, yani “klasik hukuk metinleri üzerinde ayrıntılı bir çalışma yapılmadan Hindistan ve Doğu’nun doğru bir şekilde anlaşılamayacağı” fikrini yarattı ve destekledi.
Ahlâkın Sosyolojisi Sosyolojinin Ahlâkı
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Özgürlük Manifestosu
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
Adaletin Mahiyetine Bir Bakış
Muhakkak ki Allah,
adâleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder;
çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar.
O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
(Nahl, 16:90)
Her Cuma namazında hutbenin sonunda okunan bu ayet, Yüce Rabbimizin biz kullarının uyması gereken kuralları öğüt almamız ve hayatımıza tatbik etmemiz için önemli emirleri içermektedir. Bu emirlerin başında adalet gelmektedir. Rabbimiz bize ‘adaleti… emrediyor’. Buradan hareketle bu yazımızda emredilen adaletin ne olduğunu anlamaya çalışacağız. Bunu yaparken de bazen git geller de yapmak durumunda kalacağız. Bir kavramı anlamak, tanımlamak, çağın idrakine sunmak, aynı zamanda o kavramın geçirmiş olduğu merhaleleri bilmeyi, ona yaklaşımların ne yönde olduğunu, nasıl tanımlandığını bilmeyi de gerektirir.
İslâmî Mücadelede Dil, Üslup Ve Estetik
İslâmî Mücadele’nin kendisi “İyilik Hareketi”dir. Bireyden başlayarak topluma yayılan bir hareket… İyilik hareketinin söze ve amele dayalı temelleri açısından iyi/güzel/tayyib olanın kabul edilebilir bir üslup ile harman olarak salih amele dönüşmesinden bahsediyoruz. Salih amelin, güzel sözleri Allah katına
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.