“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
İnsanlardan, geliş amaçlarına uygun olarak umre vazifelerinin yerine getirilmesini istiyor.
Toplulukta, alınan kararın yarattığı tereddüt ve kızgınlık; kimse yerinden kıpırdamıyor.
O, çadırında dinlenmeyen sözü için kederli.
Yer: Hudeybiye.
…
Kavramların yüklendiği anlamları olayların bütününde yeniden yüklenilmiş hâlleriyle her buluşturduğumuzda karşımıza tanımın tanımına dönüşen türemeler çıkmakta. Aslında onların ne olduğuyla ilgili düşüncelerimiz, girmiş olduğu kalıpları anlamamızı ya da kalıpların meşrûluğunu sorgulamamızı gerektirir. Dipsiz kuyuya atılan taşların her seferinde derinliği azaltacağını ummak büyük bir açmazdır. Tanımın yeni tanımlara ve bunlara bağlı yorumlara yol açtığı sonsuz yorumlama biçimsizliğinde bir çıkış bulmak olanaksızdır.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Sanat hakkında o kadar çok şey söylenmiş ki; insan bir kapılıverdi mi içinden çıkılmaz bir boşlukta bulabilir kendini. Bu güne kadar birbirini nakzedegelmiş, birbirlerinin eksiğini tamamlamaya kalkmış, bu işle uğraşanlar.
Dünyalılar sara hastalığına tutulmuş. İnsanlık cinnet üstüne cinnet geçiriyor. Her taraftan insan kaynaklı krizlerin feryat –figanları yükseliyor. Olan bitenin azıcık bir kısmına şahit oluyoruz, şoklar yaşıyoruz. Tarihte de benzeri kriz nöbetleri yaşandı ve insanoğlu hemcinsini akla hayale gelmeyen yöntemlerle aşağıladı ve hayvanın hayvana verdiğinden çok daha büyük zararlar verdi. Bugün olan biteni anlamak çok zor. …
Muhafazakâr düşünceler ise toplumları edilgenleştirir, sıradanlaştırır, kimliksizleştirir ve donuklaştırır. Siyasal yönetimler bu zaaflardan yararlanarak halkları rahatlıkla sömürebilir, yolsuzluklarını ve keyfi yönetimlerini sürdürebilirler. Bazen sırtları sıvazlanarak…
Diplomatik Tavır: İlkesiz İlişkiler
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
İnsanlardan, geliş amaçlarına uygun olarak umre vazifelerinin yerine getirilmesini istiyor.
Toplulukta, alınan kararın yarattığı tereddüt ve kızgınlık; kimse yerinden kıpırdamıyor.
O, çadırında dinlenmeyen sözü için kederli.
Yer: Hudeybiye.
…
Kavramların yüklendiği anlamları olayların bütününde yeniden yüklenilmiş hâlleriyle her buluşturduğumuzda karşımıza tanımın tanımına dönüşen türemeler çıkmakta. Aslında onların ne olduğuyla ilgili düşüncelerimiz, girmiş olduğu kalıpları anlamamızı ya da kalıpların meşrûluğunu sorgulamamızı gerektirir. Dipsiz kuyuya atılan taşların her seferinde derinliği azaltacağını ummak büyük bir açmazdır. Tanımın yeni tanımlara ve bunlara bağlı yorumlara yol açtığı sonsuz yorumlama biçimsizliğinde bir çıkış bulmak olanaksızdır.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsan Odaklı Bir Yönetim Anlayışı
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Ölümlülük Tedavisinde Yeni Nesil Şirketler
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Sanata Savaş ya da Umutsuz Savaş
Sanat hakkında o kadar çok şey söylenmiş ki; insan bir kapılıverdi mi içinden çıkılmaz bir boşlukta bulabilir kendini. Bu güne kadar birbirini nakzedegelmiş, birbirlerinin eksiğini tamamlamaya kalkmış, bu işle uğraşanlar.
Yitik Değer: Vicdan
Dünyalılar sara hastalığına tutulmuş. İnsanlık cinnet üstüne cinnet geçiriyor. Her taraftan insan kaynaklı krizlerin feryat –figanları yükseliyor. Olan bitenin azıcık bir kısmına şahit oluyoruz, şoklar yaşıyoruz. Tarihte de benzeri kriz nöbetleri yaşandı ve insanoğlu hemcinsini akla hayale gelmeyen yöntemlerle aşağıladı ve hayvanın hayvana verdiğinden çok daha büyük zararlar verdi. Bugün olan biteni anlamak çok zor. …
İslam’ı Sömürgeci Zihnin Sermayesi Kılmak
Muhafazakâr düşünceler ise toplumları edilgenleştirir, sıradanlaştırır, kimliksizleştirir ve donuklaştırır. Siyasal yönetimler bu zaaflardan yararlanarak halkları rahatlıkla sömürebilir, yolsuzluklarını ve keyfi yönetimlerini sürdürebilirler. Bazen sırtları sıvazlanarak…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.