Bu defa tarih üzerine kısa bir hasbihâl edelim. Biraz alınganlıklarımızdan uzaklaşma cesareti göstererek ve biraz da kendimizi Kaf dağında derebeyi görme alışkanlığımızı bir yana bırakarak kendi şahsiyet değerlendirmemizi yapalım istiyorum. Yani sadece tarih değil elbette ama yine de en azından bugünkü halimizi belirleyen bazı vak’aları küçük bir seyir defteri gibi açıp kendi hakkımızda severek, iftihar ederek ve gururla verdiğimiz hükümlerimizde hangi ölçüde isabetli olduğumuzu görelim. Bunu yapabilmek cidden bir moral ve cesaret işidir. Zira bir insanın zaman zaman kendi kritiğini yapabiliyor olması, onun henüz en sağlam taraflarını kaybetmemiş olması demektir. Ancak kişisel karakterlerin etkilediği, grup telakkilerinin çok yaygın olduğu toplumumuzda, bu birliklerin birbirlerine karşı duydukları gerginlikleri aşabilmek yine de kolay olmayacaktır. Zira kendisinden farklı düşünenlere karşı tehlikeli paranoyalar beslemenin adet olduğu bu toplumda; niyeti ne kadar samimi, bilgisi de ne kadar sahih olursa olsun, bir mücadele adamının önemsizliği ortadadır. Bunun sonucu olarak hayranlık duyduğumuz ve yalnızca kendimize has kılarak mühimsediğimiz dünya, başkaları için hayal ve hatır kırıcı olmaktadır.
Eğer kısa süre için de olsa, içimizi rahatlatan, bize emniyet duygusu veren ve kendisiyle teselli bulduğumuz bazı kişisel zevkleri (egoları) bırakmayı başarabilirsek…
Bu yazının devamı
191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Giriş: İnsan Neyi Kaybetti? İnsan, yalnızca yaşayan değil, yaşadıklarına bir anlam vermek isteyen varlıktır. Başına gelenlerin nedenini bilmek, hayatını daha büyük bir bütünün içinde görmek ister. Doğumdan ölüme uzanan bu yolun rastgele olmadığını düşünmek, acının ve kaybın karşısında tutunabileceği bir söz bulmak ister. Belki de bu yüzden insanlık tarihi boyunca din, sadece inanılan birtakım hükümlerden …
Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi
Allah’a adamak… Tüm fani olanları O’na adamak… O’nun verdiklerini O’na adamak… Düşüncede, sözde, özde, eylemde adamak… Hep bir adım öne atılarak… Sabır, sebat, istikamet üzere yürüyerek… En değerlileri feda ederek… Kalplerde Allah’ın dışında bir şey bırakmayarak…
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Ağlama Angelita!
Bu defa tarih üzerine kısa bir hasbihâl edelim. Biraz alınganlıklarımızdan uzaklaşma cesareti göstererek ve biraz da kendimizi Kaf dağında derebeyi görme alışkanlığımızı bir yana bırakarak kendi şahsiyet değerlendirmemizi yapalım istiyorum. Yani sadece tarih değil elbette ama yine de en azından bugünkü halimizi belirleyen bazı vak’aları küçük bir seyir defteri gibi açıp kendi hakkımızda severek, iftihar ederek ve gururla verdiğimiz hükümlerimizde hangi ölçüde isabetli olduğumuzu görelim. Bunu yapabilmek cidden bir moral ve cesaret işidir. Zira bir insanın zaman zaman kendi kritiğini yapabiliyor olması, onun henüz en sağlam taraflarını kaybetmemiş olması demektir. Ancak kişisel karakterlerin etkilediği, grup telakkilerinin çok yaygın olduğu toplumumuzda, bu birliklerin birbirlerine karşı duydukları gerginlikleri aşabilmek yine de kolay olmayacaktır. Zira kendisinden farklı düşünenlere karşı tehlikeli paranoyalar beslemenin adet olduğu bu toplumda; niyeti ne kadar samimi, bilgisi de ne kadar sahih olursa olsun, bir mücadele adamının önemsizliği ortadadır. Bunun sonucu olarak hayranlık duyduğumuz ve yalnızca kendimize has kılarak mühimsediğimiz dünya, başkaları için hayal ve hatır kırıcı olmaktadır.
Eğer kısa süre için de olsa, içimizi rahatlatan, bize emniyet duygusu veren ve kendisiyle teselli bulduğumuz bazı kişisel zevkleri (egoları) bırakmayı başarabilirsek…
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Diplomatik Tavır: İlkesiz İlişkiler
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Kayıp Anlamın Peşinde Yeni Kutsallar Postmodern Bireyin Dinî Gelenekten Spiritüel Deneyime Yolculuğu
Giriş: İnsan Neyi Kaybetti? İnsan, yalnızca yaşayan değil, yaşadıklarına bir anlam vermek isteyen varlıktır. Başına gelenlerin nedenini bilmek, hayatını daha büyük bir bütünün içinde görmek ister. Doğumdan ölüme uzanan bu yolun rastgele olmadığını düşünmek, acının ve kaybın karşısında tutunabileceği bir söz bulmak ister. Belki de bu yüzden insanlık tarihi boyunca din, sadece inanılan birtakım hükümlerden …
İnsanın Bireysel ve Toplumsal Kirlenme Sorunu
Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi
Adayış ve Adanış
Allah’a adamak… Tüm fani olanları O’na adamak… O’nun verdiklerini O’na adamak… Düşüncede, sözde, özde, eylemde adamak… Hep bir adım öne atılarak… Sabır, sebat, istikamet üzere yürüyerek… En değerlileri feda ederek… Kalplerde Allah’ın dışında bir şey bırakmayarak…
Ahlakın Eleştirisi ya da Eleştiri Ahlakı
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.