Bu defa tarih üzerine kısa bir hasbihâl edelim. Biraz alınganlıklarımızdan uzaklaşma cesareti göstererek ve biraz da kendimizi Kaf dağında derebeyi görme alışkanlığımızı bir yana bırakarak kendi şahsiyet değerlendirmemizi yapalım istiyorum. Yani sadece tarih değil elbette ama yine de en azından bugünkü halimizi belirleyen bazı vak’aları küçük bir seyir defteri gibi açıp kendi hakkımızda severek, iftihar ederek ve gururla verdiğimiz hükümlerimizde hangi ölçüde isabetli olduğumuzu görelim. Bunu yapabilmek cidden bir moral ve cesaret işidir. Zira bir insanın zaman zaman kendi kritiğini yapabiliyor olması, onun henüz en sağlam taraflarını kaybetmemiş olması demektir. Ancak kişisel karakterlerin etkilediği, grup telakkilerinin çok yaygın olduğu toplumumuzda, bu birliklerin birbirlerine karşı duydukları gerginlikleri aşabilmek yine de kolay olmayacaktır. Zira kendisinden farklı düşünenlere karşı tehlikeli paranoyalar beslemenin adet olduğu bu toplumda; niyeti ne kadar samimi, bilgisi de ne kadar sahih olursa olsun, bir mücadele adamının önemsizliği ortadadır. Bunun sonucu olarak hayranlık duyduğumuz ve yalnızca kendimize has kılarak mühimsediğimiz dünya, başkaları için hayal ve hatır kırıcı olmaktadır.
Eğer kısa süre için de olsa, içimizi rahatlatan, bize emniyet duygusu veren ve kendisiyle teselli bulduğumuz bazı kişisel zevkleri (egoları) bırakmayı başarabilirsek…
Bu yazının devamı
191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Ağlayan bir çocuk görünce, onunla beraber ağlamak geliyor içimden. Gülen bir çocuk görünce de, gülmeden edemem. Nerede bir çocuk görsem, onu sevmek, onunla şakalaşmak ve oynamak isterim. Renkleri, ırkları, dilleri hiç önemli değil. Hepsi sevimli, hepsi günahsız, hepsi masum. Onlar zaten hep aynı dili konuşur. Daha çok ağlayışlarıyla ve gülüşleriyle meramlarını anlatmaya
İslam, bireysel hayattan toplumsal hayata, inançtan ibadete, ahlâktan siyasete, sanattan iktisada kadar hayatın her yönünü bütünüyle ele alan bir dindir. İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması ne kadar önemliyse iktisada ait hükümlerin öğrenilmesi, uygulanması da o kadar önemlidir.İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması
Ağlama Angelita!
Bu defa tarih üzerine kısa bir hasbihâl edelim. Biraz alınganlıklarımızdan uzaklaşma cesareti göstererek ve biraz da kendimizi Kaf dağında derebeyi görme alışkanlığımızı bir yana bırakarak kendi şahsiyet değerlendirmemizi yapalım istiyorum. Yani sadece tarih değil elbette ama yine de en azından bugünkü halimizi belirleyen bazı vak’aları küçük bir seyir defteri gibi açıp kendi hakkımızda severek, iftihar ederek ve gururla verdiğimiz hükümlerimizde hangi ölçüde isabetli olduğumuzu görelim. Bunu yapabilmek cidden bir moral ve cesaret işidir. Zira bir insanın zaman zaman kendi kritiğini yapabiliyor olması, onun henüz en sağlam taraflarını kaybetmemiş olması demektir. Ancak kişisel karakterlerin etkilediği, grup telakkilerinin çok yaygın olduğu toplumumuzda, bu birliklerin birbirlerine karşı duydukları gerginlikleri aşabilmek yine de kolay olmayacaktır. Zira kendisinden farklı düşünenlere karşı tehlikeli paranoyalar beslemenin adet olduğu bu toplumda; niyeti ne kadar samimi, bilgisi de ne kadar sahih olursa olsun, bir mücadele adamının önemsizliği ortadadır. Bunun sonucu olarak hayranlık duyduğumuz ve yalnızca kendimize has kılarak mühimsediğimiz dünya, başkaları için hayal ve hatır kırıcı olmaktadır.
Eğer kısa süre için de olsa, içimizi rahatlatan, bize emniyet duygusu veren ve kendisiyle teselli bulduğumuz bazı kişisel zevkleri (egoları) bırakmayı başarabilirsek…
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ütopyaya Masal Aşısı ya da Masaldan Ütopyaya Bir Yol Var mı?
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Modernitenin Ahlâk Sorunu
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Modern Mitoslar Ya Da Çağdaş Hurafeler
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Çocukların Dünyası
Ağlayan bir çocuk görünce, onunla beraber ağlamak geliyor içimden. Gülen bir çocuk görünce de, gülmeden edemem. Nerede bir çocuk görsem, onu sevmek, onunla şakalaşmak ve oynamak isterim. Renkleri, ırkları, dilleri hiç önemli değil. Hepsi sevimli, hepsi günahsız, hepsi masum. Onlar zaten hep aynı dili konuşur. Daha çok ağlayışlarıyla ve gülüşleriyle meramlarını anlatmaya
İslam İktisadı
İslam, bireysel hayattan toplumsal hayata, inançtan ibadete, ahlâktan siyasete, sanattan iktisada kadar hayatın her yönünü bütünüyle ele alan bir dindir. İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması ne kadar önemliyse iktisada ait hükümlerin öğrenilmesi, uygulanması da o kadar önemlidir.İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması
Alışverişe devam et