Bu defa tarih üzerine kısa bir hasbihâl edelim. Biraz alınganlıklarımızdan uzaklaşma cesareti göstererek ve biraz da kendimizi Kaf dağında derebeyi görme alışkanlığımızı bir yana bırakarak kendi şahsiyet değerlendirmemizi yapalım istiyorum. Yani sadece tarih değil elbette ama yine de en azından bugünkü halimizi belirleyen bazı vak’aları küçük bir seyir defteri gibi açıp kendi hakkımızda severek, iftihar ederek ve gururla verdiğimiz hükümlerimizde hangi ölçüde isabetli olduğumuzu görelim. Bunu yapabilmek cidden bir moral ve cesaret işidir. Zira bir insanın zaman zaman kendi kritiğini yapabiliyor olması, onun henüz en sağlam taraflarını kaybetmemiş olması demektir. Ancak kişisel karakterlerin etkilediği, grup telakkilerinin çok yaygın olduğu toplumumuzda, bu birliklerin birbirlerine karşı duydukları gerginlikleri aşabilmek yine de kolay olmayacaktır. Zira kendisinden farklı düşünenlere karşı tehlikeli paranoyalar beslemenin adet olduğu bu toplumda; niyeti ne kadar samimi, bilgisi de ne kadar sahih olursa olsun, bir mücadele adamının önemsizliği ortadadır. Bunun sonucu olarak hayranlık duyduğumuz ve yalnızca kendimize has kılarak mühimsediğimiz dünya, başkaları için hayal ve hatır kırıcı olmaktadır.
Eğer kısa süre için de olsa, içimizi rahatlatan, bize emniyet duygusu veren ve kendisiyle teselli bulduğumuz bazı kişisel zevkleri (egoları) bırakmayı başarabilirsek…
Bu yazının devamı
191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gözetim, 18. yüzyılda, fizikî sınırların, duvarların, kamu mekânlarının ve şehrin bir kısmını içeren ve düzenin sağlanması için iktidara “güç” kazandıran panoptikonlar aracılığıyla sağlanmaktayken; 21. yüzyılda, Bauman’ın dediği gibi, sınırları olmayan, akışkan ve bireysel düzlemde mikropanoptikonlar yani akıllı cihazlarla dijital olarak sağlanmaktadır. Artık insanın sadece rasyonelliği değil irrasyonelliği de çeşitli denetim mekanizmalarının, gözetim teknolojilerinin boyunduruğu altındadır.
Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esaslarına gerektiği gibi iman etmek,
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Meşruiyet… Din, ideoloji, ahlâk, hukuk, gelenek gibi toplumun benimsemiş olduğu değerler sistemine uygunluk… Bir düşünce ya da eylemin bir ana ilkeden ya da nedenden hareket edilerek haklılığını ispat etme arayışı… İlk neden arayışı olarak sağlam bir temellendirmeyi, gelecek için davranış kalıplarını içeren sistemlerin popüler bir yönetim ve kuşatıcı bir bütünlük arayışı… Eylemlerin, ilişkilerin toplumsal kabul görecek hukuksal, zorunlu, makûl gerekçelere dayandırılması… Siyasal iktidarın nüfuz alanı, sınırı… Bir iş ya da eylemin hangi ilkeye göre onaylanacağının referans kaynağı… Siyasal iktidarın amaçlarını, eylemlerinin niteliklerini topluma kabul ettirme sorunu… Bir kuralın kendinin üstünde bulunan hukuksal veya etik bir norma uygun olması… İslami literatürde, dinî kaynaklara dayalı hükümlere ya da dine, onun ilkelerine uygun olan iş ve işlemler…
Kurumsallaşmış dinlerin kutsal addettikleri yazılı metinleri bulunur. Genellikle sözlü geleneğe yaslanan bu kutsal metinler doğrudan veya dolaylı olarak tanrıyla ilişkilendirilmiştir. İbrahim aleyhisselamın ortak ata kabul edildiği Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Zât-ı İlâhî’nin doğrudan ve elçileri vasıtasıyla insanlıkla konuştuğuna inanılmaktadır. Bu dinlerde Tanrı’nın insanlığa seslenişi olarak kabul gören ilâhî kelam/sözler zamanla yazıya geçirilerek kutsal kitap hüviyeti kazanmıştır.
Ağlama Angelita!
Bu defa tarih üzerine kısa bir hasbihâl edelim. Biraz alınganlıklarımızdan uzaklaşma cesareti göstererek ve biraz da kendimizi Kaf dağında derebeyi görme alışkanlığımızı bir yana bırakarak kendi şahsiyet değerlendirmemizi yapalım istiyorum. Yani sadece tarih değil elbette ama yine de en azından bugünkü halimizi belirleyen bazı vak’aları küçük bir seyir defteri gibi açıp kendi hakkımızda severek, iftihar ederek ve gururla verdiğimiz hükümlerimizde hangi ölçüde isabetli olduğumuzu görelim. Bunu yapabilmek cidden bir moral ve cesaret işidir. Zira bir insanın zaman zaman kendi kritiğini yapabiliyor olması, onun henüz en sağlam taraflarını kaybetmemiş olması demektir. Ancak kişisel karakterlerin etkilediği, grup telakkilerinin çok yaygın olduğu toplumumuzda, bu birliklerin birbirlerine karşı duydukları gerginlikleri aşabilmek yine de kolay olmayacaktır. Zira kendisinden farklı düşünenlere karşı tehlikeli paranoyalar beslemenin adet olduğu bu toplumda; niyeti ne kadar samimi, bilgisi de ne kadar sahih olursa olsun, bir mücadele adamının önemsizliği ortadadır. Bunun sonucu olarak hayranlık duyduğumuz ve yalnızca kendimize has kılarak mühimsediğimiz dünya, başkaları için hayal ve hatır kırıcı olmaktadır.
Eğer kısa süre için de olsa, içimizi rahatlatan, bize emniyet duygusu veren ve kendisiyle teselli bulduğumuz bazı kişisel zevkleri (egoları) bırakmayı başarabilirsek…
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Panoptikon ve Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı
Gözetim, 18. yüzyılda, fizikî sınırların, duvarların, kamu mekânlarının ve şehrin bir kısmını içeren ve düzenin sağlanması için iktidara “güç” kazandıran panoptikonlar aracılığıyla sağlanmaktayken; 21. yüzyılda, Bauman’ın dediği gibi, sınırları olmayan, akışkan ve bireysel düzlemde mikropanoptikonlar yani akıllı cihazlarla dijital olarak sağlanmaktadır. Artık insanın sadece rasyonelliği değil irrasyonelliği de çeşitli denetim mekanizmalarının, gözetim teknolojilerinin boyunduruğu altındadır.
Kur’ân’da İnfak
Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esaslarına gerektiği gibi iman etmek,
Gazze’den Doğu Türkistan’a: Şiddet ve Acının Görünmezliği
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Her Sistemin Kendine Özgü Bir Meşruiyet Kaynağı Vardır
Meşruiyet… Din, ideoloji, ahlâk, hukuk, gelenek gibi toplumun benimsemiş olduğu değerler sistemine uygunluk… Bir düşünce ya da eylemin bir ana ilkeden ya da nedenden hareket edilerek haklılığını ispat etme arayışı… İlk neden arayışı olarak sağlam bir temellendirmeyi, gelecek için davranış kalıplarını içeren sistemlerin popüler bir yönetim ve kuşatıcı bir bütünlük arayışı… Eylemlerin, ilişkilerin toplumsal kabul görecek hukuksal, zorunlu, makûl gerekçelere dayandırılması… Siyasal iktidarın nüfuz alanı, sınırı… Bir iş ya da eylemin hangi ilkeye göre onaylanacağının referans kaynağı… Siyasal iktidarın amaçlarını, eylemlerinin niteliklerini topluma kabul ettirme sorunu… Bir kuralın kendinin üstünde bulunan hukuksal veya etik bir norma uygun olması… İslami literatürde, dinî kaynaklara dayalı hükümlere ya da dine, onun ilkelerine uygun olan iş ve işlemler…
İsrâiliyat Algımız ve Türkçe Tora Tefsiri Üzerine
Kurumsallaşmış dinlerin kutsal addettikleri yazılı metinleri bulunur. Genellikle sözlü geleneğe yaslanan bu kutsal metinler doğrudan veya dolaylı olarak tanrıyla ilişkilendirilmiştir. İbrahim aleyhisselamın ortak ata kabul edildiği Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Zât-ı İlâhî’nin doğrudan ve elçileri vasıtasıyla insanlıkla konuştuğuna inanılmaktadır. Bu dinlerde Tanrı’nın insanlığa seslenişi olarak kabul gören ilâhî kelam/sözler zamanla yazıya geçirilerek kutsal kitap hüviyeti kazanmıştır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.