Sizleri bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Dolunayın şavkının parladığı bir gecede girin sevda ırmağına, binin aşkın kayığına ve yüreğinizi kürek eyleyin serin sulara. Kim bilir nerelere uğrayacak, neler göreceksiniz?
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Bağlamaya ömür verenlerden rahmetli Şemsi Yastıman ustanın İstanbul’daki saz evinin girişinde “Türk’ü anlamak için Türkü dinlemek lâzım” yazılı bir levhanın asılı olduğunu şair dostlarımdan yıllar önce öğrenmiştim. Cengiz Aytmatov’un Selvi Boylum Al Yazmalım romanındaki “Bitmemiş türküm benim” etkisinde bir sözdü söylenen. Bu cinaslı sözü çok beğenmiştim. Hâlâ da aklıma geldikçe yeni duymuşçasına etkilenirim ve yüreğim türkü türkü dillenir, acılarım bozlaklarla demlenir.
Köy türkülerini dinledikçe Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Şairim zifiri karanlıkta gelse şiirin hası ayak seslerinden tanırım/ Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım” mısralarına gönülden hak veririm.
Bu noktadan hareketle de salt mekân seçimi bağlamında bile olsa, bazen bir roman, bir mekânı öylesine sahiplenir ki, o yer artık yalnızca coğrafi bir nokta olmaktan çıkar, edebiyatın bir parçasına dönüşür ve biz o romanı okurken işlenen tema bir yana, öte yandan da bu temanın ve konunun geçmiş olduğu seçilen mekânı da
Yaşanılan dönemler ve onların olaylara, insanlara yansımaları dikkate alınarak Müslümanlar ve gelinen nokta ile ilgili bir değerlendirme yapılabilir ancak. Geçen dönemde kuşatıcı yapısal bir gelenek ve arzulanan güçlü bir zemin yakalanamadığı için sonraki yıllarda başta İslâmî değerleri önemseyen entelektüeller olmak üzere idealist birçok Müslüman başka adreslerde yer almaya başlamış ve bu durum büyük bir güven kaybına neden olmuştur. Müslüman kitlede ideallerin zayıflamasında bu entelektüellerin etkisi büyüktür. Bedel ödemeden entelektüel sıfatıyla ortaya çıkmanın geleceği nokta burasıdır, dense yanlış olmaz. Hiç kimse bunların veballerinin olmadığını söyleyemez.
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum…
Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hergün, ölen bebeklerin yasını tutamayan anne ve babaların öfkelerine ortak oluyorum. Onlardan bir hisse alıp öfkeyi zamana yayıyorum
(1)Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a yatılı okumaya gönderilmişti. Aileden uzak kalmaya alışır mıydı? Bir başına yapabilir miydi? Bakkala gönderilirken evin penceresinden yol gözleyen anne dayanabilir miydi? Baba daha dayanıklı. Ona …
Kore Savaşı (Güney Kore’de Hanguk-jeonjaeng (Han-Guk Savaşı) veya Yugio sabyeon yani 25 Haziran Olayı, (Kuzey Kore’de Chogukhaebang chŏnjaeng yani Vatan Kurtuluş Savaşı), 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve müttefiklerinin, daha sonra da Çin’in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kore Savaşı sonunda …
Anadolu Türkü Dolu
Türküler Anadolu insanının romanıdır.
Hamdi Tanpınar
Sizleri bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Dolunayın şavkının parladığı bir gecede girin sevda ırmağına, binin aşkın kayığına ve yüreğinizi kürek eyleyin serin sulara. Kim bilir nerelere uğrayacak, neler göreceksiniz?
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Bağlamaya ömür verenlerden rahmetli Şemsi Yastıman ustanın İstanbul’daki saz evinin girişinde “Türk’ü anlamak için Türkü dinlemek lâzım” yazılı bir levhanın asılı olduğunu şair dostlarımdan yıllar önce öğrenmiştim. Cengiz Aytmatov’un Selvi Boylum Al Yazmalım romanındaki “Bitmemiş türküm benim” etkisinde bir sözdü söylenen. Bu cinaslı sözü çok beğenmiştim. Hâlâ da aklıma geldikçe yeni duymuşçasına etkilenirim ve yüreğim türkü türkü dillenir, acılarım bozlaklarla demlenir.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
213. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Zeyniler Köyü ve Çalıkuşu’nun İzinde Bir Yolculuk
Bu noktadan hareketle de salt mekân seçimi bağlamında bile olsa, bazen bir roman, bir mekânı öylesine sahiplenir ki, o yer artık yalnızca coğrafi bir nokta olmaktan çıkar, edebiyatın bir parçasına dönüşür ve biz o romanı okurken işlenen tema bir yana, öte yandan da bu temanın ve konunun geçmiş olduğu seçilen mekânı da
Yılgınlık Çürümedir Çürüme Yavaş Ölümdür
Yaşanılan dönemler ve onların olaylara, insanlara yansımaları dikkate alınarak Müslümanlar ve gelinen nokta ile ilgili bir değerlendirme yapılabilir ancak. Geçen dönemde kuşatıcı yapısal bir gelenek ve arzulanan güçlü bir zemin yakalanamadığı için sonraki yıllarda başta İslâmî değerleri önemseyen entelektüeller olmak üzere idealist birçok Müslüman başka adreslerde yer almaya başlamış ve bu durum büyük bir güven kaybına neden olmuştur. Müslüman kitlede ideallerin zayıflamasında bu entelektüellerin etkisi büyüktür. Bedel ödemeden entelektüel sıfatıyla ortaya çıkmanın geleceği nokta burasıdır, dense yanlış olmaz. Hiç kimse bunların veballerinin olmadığını söyleyemez.
Bir Soylu Öfke Biriktiriyorum…
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum…
Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hergün, ölen bebeklerin yasını tutamayan anne ve babaların öfkelerine ortak oluyorum. Onlardan bir hisse alıp öfkeyi zamana yayıyorum
Ne Yapmalı (Bir Dönemin Hikâyeleri)
(1)Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a yatılı okumaya gönderilmişti. Aileden uzak kalmaya alışır mıydı? Bir başına yapabilir miydi? Bakkala gönderilirken evin penceresinden yol gözleyen anne dayanabilir miydi? Baba daha dayanıklı. Ona …
Alternatif Ayla Hikâyesi
Kore Savaşı (Güney Kore’de Hanguk-jeonjaeng (Han-Guk Savaşı) veya Yugio sabyeon yani 25 Haziran Olayı, (Kuzey Kore’de Chogukhaebang chŏnjaeng yani Vatan Kurtuluş Savaşı), 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve müttefiklerinin, daha sonra da Çin’in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kore Savaşı sonunda …
Alışverişe devam et