Yeni bir mektup, yine bir mektup işte… Merak ediyor musun bilmiyorum yazmaya devam etmemin motivasyonunu… Yazmayı fırsat biliyorum, ondan. Senin hayatına dokunacak her olası güzellik için, küçük bir iyilik ihtimali için ümit besliyorum ondan.
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Bir yıl daha tamamlanmış oldu, değişen şey geçen zaman ve bizde oluşturduğu o büyük etki. Ne güzel söylemiş şair Han Duvarları şiirinde;
“Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde.”
Yine zamanı tarif etmiş Üstad;
Akrep ve yelkovan,
Varlığın nabzında.
Akrep ve yelkovan,
Yokluğun ağzında.
Bu yazının devamı
212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Zamanın birinde , elinde not defteriyle yollara düşen ve aldığı yollarda kendine yaklaşmanın ümidini taşıyan bir seyyah varmış. Seyyah dediysem ; amaçsız bir gezgin değil kastım. O kendisine yapıştırılan tüm etiketlerden sıyrılıp, dünyayı tanımaya karar veren
Önceden sırlar vardı, herkesle paylaşılmayan… Herkese anlatılmayan özel anlar vardı. Herkese açılmayan kapılar, herkese gösterilmeyen güzellikler ve kimi zaman kusurlar… Özel olan, özel insanını arar bulurdu. Herkese söylenilmez, herkesle paylaşılmazdı.
“Cehennem, arkasını dönüp yüz çevireni ve (servet) toplayıp yığan kimseyi kendine çağırır.” (Me’aric 17-18) Telaşla elindekileri kasaya bıraktı. Sonra mağaza içinde sağa sola koşuşturdu. Ritim tutar gibi bir sağ reyondan bir sol reyondan kıyafetler topladı. Topladıkça iştahı kabarıyor, içinde tuhaf bir haz ve mutluluk oluşuyordu. Evet, evet mutluydu. Çünkü hepsi onundu. Ve eve gelip her …
Oyun bozuldu ve sokaklar boşaldı. Fakat eve dönen de olmadı. Mevsimler karıştı. Çiçeklerin adı unutuldu.
Kardeşlerden biri hasta olursa, diğeri pencereden seyrederdi karın sessizliğini. Şimdi kardeşlerin pencereleri sırt sırta. En güzel top oynayan işte onunki süper kahraman desenli bir perde, hiç açılmıyor artık . Eski sokağa bakan diğer pencerede de bir rüzgar gülü duruyor.
Her sabah kardeşler, erkenden kayboluyorlar ortalıktan.
Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a
Mektup XIII
Yeni bir mektup, yine bir mektup işte… Merak ediyor musun bilmiyorum yazmaya devam etmemin motivasyonunu… Yazmayı fırsat biliyorum, ondan. Senin hayatına dokunacak her olası güzellik için, küçük bir iyilik ihtimali için ümit besliyorum ondan.
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Bir yıl daha tamamlanmış oldu, değişen şey geçen zaman ve bizde oluşturduğu o büyük etki. Ne güzel söylemiş şair Han Duvarları şiirinde;
“Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde.”
Yine zamanı tarif etmiş Üstad;
Akrep ve yelkovan,
Varlığın nabzında.
Akrep ve yelkovan,
Yokluğun ağzında.
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Seyyah
Zamanın birinde , elinde not defteriyle yollara düşen ve aldığı yollarda kendine yaklaşmanın ümidini taşıyan bir seyyah varmış. Seyyah dediysem ; amaçsız bir gezgin değil kastım. O kendisine yapıştırılan tüm etiketlerden sıyrılıp, dünyayı tanımaya karar veren
Mahremiyet ve Ayna
Önceden sırlar vardı, herkesle paylaşılmayan… Herkese anlatılmayan özel anlar vardı. Herkese açılmayan kapılar, herkese gösterilmeyen güzellikler ve kimi zaman kusurlar… Özel olan, özel insanını arar bulurdu. Herkese söylenilmez, herkesle paylaşılmazdı.
Neleri Topluyoruz
“Cehennem, arkasını dönüp yüz çevireni ve (servet) toplayıp yığan kimseyi kendine çağırır.” (Me’aric 17-18) Telaşla elindekileri kasaya bıraktı. Sonra mağaza içinde sağa sola koşuşturdu. Ritim tutar gibi bir sağ reyondan bir sol reyondan kıyafetler topladı. Topladıkça iştahı kabarıyor, içinde tuhaf bir haz ve mutluluk oluşuyordu. Evet, evet mutluydu. Çünkü hepsi onundu. Ve eve gelip her …
Kardeşlerim
Oyun bozuldu ve sokaklar boşaldı. Fakat eve dönen de olmadı. Mevsimler karıştı. Çiçeklerin adı unutuldu.
Kardeşlerden biri hasta olursa, diğeri pencereden seyrederdi karın sessizliğini. Şimdi kardeşlerin pencereleri sırt sırta. En güzel top oynayan işte onunki süper kahraman desenli bir perde, hiç açılmıyor artık . Eski sokağa bakan diğer pencerede de bir rüzgar gülü duruyor.
Her sabah kardeşler, erkenden kayboluyorlar ortalıktan.
Ne Yapmalı (Bir Dönemin Hikâyeleri)
Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.