Beyaz adam güçlü olduğundan ve şartlar öyle gerektirdiğinden, güçsüz ve farklı renkteki insanları köleleştirebileceğine hükmetti. İşin en ilginç yanı Tanrı’yı da arkasına almasıydı. Kitaplarını okuyor, dindarlıktan taviz vermiyordu ve farklı renkteki insanlara dindarca hadlerini bildiriyordu. Hangi coğrafyada ne ölçüde insanlıktan çıkıldığını ve hangi insanlara insan olma hakkı tanınmadığını uzunca tartışmadan başka bir tuhaflığın peşine düşeceğim: Aynı beyaz adam iktisadi açıdan verimsiz bulduğu kölelik sisteminden vazgeçip öldürmeyen ama süründüren İşçi-işveren; toprak sahibi-ortakçı gibi unvanları keşfetti. Eskinin köleleri artık özgürdü, özgürce beyaz adamın sonsuz topraklarında karın tokluğuna, üstelik birkaç metelik kazanma avantajıyla bir ömür boyunca çalışabilirdi. Hem zaten Tanrı çalışanı severdi. Beyaz adamı çalışmadan da severdi ama lütfen buraya takılmayalım.
Anadolu’da çok daha makûl örneklerini gördüğümüz yarıcılık ya da ortakçılık, Afro-Amerikan çiftçinin yumuşatılmış köleliğinin janjanlı ambalajından ötesi değildi. Hep beyaz adama yontan keser gene doğru yontuyor, sermaye biriktirmeyi, emretmeyi, cezalandırmayı bilmeyen renkli insanları uysalca adam ediyordu. Kendi kiliselerinde şarkılar söyleyip sığındıkları Tanrı ne hikmetse bu duruma ses çıkarmıyordu. Beyaz ortakçıların sayıca fazla olması, yüzyılların biriktirdiği adaletsizliği perdeliyor, “hepimiz aynı emeğin paydaşıyız işte” sloganını normalleştiriyordu.
Bu yazının devamı
212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un
Kaybolmak öznenin değişimiyle anlam kazanıyor. Sonuçta herkes bir yerlerde, kimseyi kara delik yutmuyor, uzaylılar kadavra malzemesi olarak kullanmıyor, ecinni taifesiyle pişpirik âlemlerine gömüldüklerini de zannetmiyorum.
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
İnsana dair önde gelen çelişkilerden biridir: Kazanmış olduğu şeyi görmemek ve sürekli kazanmadığına gözünü dikip kahır çekmek. Sağlıklı bedeni öyle ahım şahım variyet değildir, tek şu boğaza nazır köşkte oturma nimetine kavuşabilse!
Bir yerler karışıyor ve birileri yollara düşüyor, insanlar doğdukları ülkelerde değil de, rüyalarında bile görmedikleri ülkelerde doyuyor, çoğalıyor ve ölüyor. Rûmi’ye Rûmi dediğim için beni milliyetçi olmakla suçlamıştı Şiraz’da Hafız’ın mezarı başındaki İranlı insandaşım.
Beyaz Adama Aldırma, Umudunu Kaybetme
Beyaz adam güçlü olduğundan ve şartlar öyle gerektirdiğinden, güçsüz ve farklı renkteki insanları köleleştirebileceğine hükmetti. İşin en ilginç yanı Tanrı’yı da arkasına almasıydı. Kitaplarını okuyor, dindarlıktan taviz vermiyordu ve farklı renkteki insanlara dindarca hadlerini bildiriyordu. Hangi coğrafyada ne ölçüde insanlıktan çıkıldığını ve hangi insanlara insan olma hakkı tanınmadığını uzunca tartışmadan başka bir tuhaflığın peşine düşeceğim: Aynı beyaz adam iktisadi açıdan verimsiz bulduğu kölelik sisteminden vazgeçip öldürmeyen ama süründüren İşçi-işveren; toprak sahibi-ortakçı gibi unvanları keşfetti. Eskinin köleleri artık özgürdü, özgürce beyaz adamın sonsuz topraklarında karın tokluğuna, üstelik birkaç metelik kazanma avantajıyla bir ömür boyunca çalışabilirdi. Hem zaten Tanrı çalışanı severdi. Beyaz adamı çalışmadan da severdi ama lütfen buraya takılmayalım.
Anadolu’da çok daha makûl örneklerini gördüğümüz yarıcılık ya da ortakçılık, Afro-Amerikan çiftçinin yumuşatılmış köleliğinin janjanlı ambalajından ötesi değildi. Hep beyaz adama yontan keser gene doğru yontuyor, sermaye biriktirmeyi, emretmeyi, cezalandırmayı bilmeyen renkli insanları uysalca adam ediyordu. Kendi kiliselerinde şarkılar söyleyip sığındıkları Tanrı ne hikmetse bu duruma ses çıkarmıyordu. Beyaz ortakçıların sayıca fazla olması, yüzyılların biriktirdiği adaletsizliği perdeliyor, “hepimiz aynı emeğin paydaşıyız işte” sloganını normalleştiriyordu.
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Nils Holgersson Dedemin Nesi Olur? Bayburt-İsveç Hattında Bir Çocuk Edebiyatı Kanonunun Öyküsü
On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un
Kaybolmamak İçin Yola Çıkanlara; Hiç Durmayanlara
Kaybolmak öznenin değişimiyle anlam kazanıyor. Sonuçta herkes bir yerlerde, kimseyi kara delik yutmuyor, uzaylılar kadavra malzemesi olarak kullanmıyor, ecinni taifesiyle pişpirik âlemlerine gömüldüklerini de zannetmiyorum.
Hikâye Değirmeninde Öğütülen İnsan
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
Her Şeye Rağmen Hayat Güzel
İnsana dair önde gelen çelişkilerden biridir: Kazanmış olduğu şeyi görmemek ve sürekli kazanmadığına gözünü dikip kahır çekmek. Sağlıklı bedeni öyle ahım şahım variyet değildir, tek şu boğaza nazır köşkte oturma nimetine kavuşabilse!
Yine Yoldayız: İnsanlık Ne Zaman Çıkıyor Yola?
Bir yerler karışıyor ve birileri yollara düşüyor, insanlar doğdukları ülkelerde değil de, rüyalarında bile görmedikleri ülkelerde doyuyor, çoğalıyor ve ölüyor. Rûmi’ye Rûmi dediğim için beni milliyetçi olmakla suçlamıştı Şiraz’da Hafız’ın mezarı başındaki İranlı insandaşım.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.