Bazı filmler vardır kitap gibi, bazı kitaplar vardır film gibidir. Ne okunması bitsin, ne finali son bulsun dediğiniz sanatsal çalışmalar açıkça gösterir ki, değerli olan buharlaşıp uçmaz. Her gönülde, her sinede kendine bir yer bulur kıymetli işler. Mick Jackson tarafından 1999’da sinemaya uyarlanan film, hayatın anlamını anlamaya, hayatın öğrenmeye ve öğretmeye dayalı olduğuna parmak basan bir yapım. Morrie ile Her Salı adlı film (Tuesdays With Morrie) öğretip öğrendiğimiz, verip aldığımız sürece hayatın güzelliklerle dolu olduğunu zihinlere kazır. Bunun için yapılması gereken aslında çok basit: Etrafa bakmak, gözlemlemek, temaşa etmek.
Morrie yıllarca öğretmenlik yapar ve günün birinde ilerlemiş yaşının etkisiyle de ayaklarını, o koca bedeni taşıyamaz olur. Geçirdiği kaza sonrası onu hiç beklemediği biri ziyarete gelecektir. Bu ziyaretçi yıllar önce mezun olan Mitch’dir ve emekli sosyoloji profesörü Morrie Schwartz’ın vefalı öğrencilerdendir.
Bu yazının devamı
205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Küçük kız babasının elinden tutmuştu. Cümleye, babası küçük kızın elinden tutmuştu diye başlamak daha doğru olabilirdi aslında. Yürüdükleri kaldırım asfalta sıfırdı ve babanın tüm gayreti, gidecekleri yere kazasız belasız varmaktı.
Şiirin en çok hangi mısrası Demirel’in derhal faksa sarılmasına yol açmıştır, bunu kestirmek güç. Belki tamamı, belki de bazı bölümleri. Ancak “Köylü milletin efendisidir.” şiarının söylem olarak takipçisi sayılan ve “Çoban Sülü” olarak da anılan mezkûr politikacı, belki de şu mısradan daha fazla rahatsız olmuştur:
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler.
Zamanın birinde , elinde not defteriyle yollara düşen ve aldığı yollarda kendine yaklaşmanın ümidini taşıyan bir seyyah varmış. Seyyah dediysem ; amaçsız bir gezgin değil kastım. O kendisine yapıştırılan tüm etiketlerden sıyrılıp, dünyayı tanımaya karar veren
“Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.”
Morrie ile Her Salı’dan Hayata ve Eğitime Dair Notlar
Bazı filmler vardır kitap gibi, bazı kitaplar vardır film gibidir. Ne okunması bitsin, ne finali son bulsun dediğiniz sanatsal çalışmalar açıkça gösterir ki, değerli olan buharlaşıp uçmaz. Her gönülde, her sinede kendine bir yer bulur kıymetli işler. Mick Jackson tarafından 1999’da sinemaya uyarlanan film, hayatın anlamını anlamaya, hayatın öğrenmeye ve öğretmeye dayalı olduğuna parmak basan bir yapım. Morrie ile Her Salı adlı film (Tuesdays With Morrie) öğretip öğrendiğimiz, verip aldığımız sürece hayatın güzelliklerle dolu olduğunu zihinlere kazır. Bunun için yapılması gereken aslında çok basit: Etrafa bakmak, gözlemlemek, temaşa etmek.
Morrie yıllarca öğretmenlik yapar ve günün birinde ilerlemiş yaşının etkisiyle de ayaklarını, o koca bedeni taşıyamaz olur. Geçirdiği kaza sonrası onu hiç beklemediği biri ziyarete gelecektir. Bu ziyaretçi yıllar önce mezun olan Mitch’dir ve emekli sosyoloji profesörü Morrie Schwartz’ın vefalı öğrencilerdendir.
Bu yazının devamı 205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kuşluk Vakti
Küçük kız babasının elinden tutmuştu. Cümleye, babası küçük kızın elinden tutmuştu diye başlamak daha doğru olabilirdi aslında. Yürüdükleri kaldırım asfalta sıfırdı ve babanın tüm gayreti, gidecekleri yere kazasız belasız varmaktı.
Köylülerin Öç Alma Vakti mi?
Şiirin en çok hangi mısrası Demirel’in derhal faksa sarılmasına yol açmıştır, bunu kestirmek güç. Belki tamamı, belki de bazı bölümleri. Ancak “Köylü milletin efendisidir.” şiarının söylem olarak takipçisi sayılan ve “Çoban Sülü” olarak da anılan mezkûr politikacı, belki de şu mısradan daha fazla rahatsız olmuştur:
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler.
MÜDA-Fİ-İL
Lütfen beni anla
Bir ağaç değilim sadece gölgeden
Yapraklarım yok karşılıksız besin üreten
Seyyah
Zamanın birinde , elinde not defteriyle yollara düşen ve aldığı yollarda kendine yaklaşmanın ümidini taşıyan bir seyyah varmış. Seyyah dediysem ; amaçsız bir gezgin değil kastım. O kendisine yapıştırılan tüm etiketlerden sıyrılıp, dünyayı tanımaya karar veren
Kalk Kendi Önünden
“Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.