Zihinlerimizin, bilimin ve bilginin şehir çöplüğü haline geldiği zamanlardan geçiyoruz. Modern çağın Tanrılaştırdığı bilim putu; Postmodern dönemde parçalanarak kişi başına en az bir tane düşecek şekilde putçuklara dönüştü. Kadim öğretilerde hakikatin tekliği ve kişiden bağımsızlığı, artık “Neye göre, kime göre” düsturuna hapsolmuştur.
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
“Kadın”ve “İslam’ın kadına bakışı” meselesi beni her zaman için ilgilendiren konuların başında gelmiştir. Başta İslam düşüncesinin ve Müslüman kadının hayatı kuşatan önemli noktalarda yer alamamasının nedeni yukarıda saydığım, örneklerini çoğaltabileceğimiz “donmuş zihniyet” olduğu açıkça görülmektedir. Kadın konusundaki bakış açısı dinin özünden ve derinliğinden uzaklaşmış adeta taşlaşmış bir düşüncenin ürünüdür. Sözünü ettiğim bakış açısı, kadının İslam’daki ve sosyal hayattaki konumu konusunda zamanın şartlarına ve İslam’ın maslahatına uygun şekilde düşünce üretmek şöyle dursun aksine kadının sosyal alanda yer almasını tehlikeli addetmektedir.
Doğruluk ve iyilik, her ne kadar akıl aracılığıyla edinilse de, edinilen doğruluk ve iyiliğin gerçek doğruluk ve iyilik olduğu ancak vahyin süzgecinden geçirilmekle anlaşılabilir. Akıl-vahiy bütünlüğü bozulduğu takdirde akıl ilahlaştırılmaya müsait hale gelir. Nitekim milyonlarca insanı öldürmek için üretilen bombalar bir akıl işidir. Gazze’deki soykırımı gerçekleştirenler de bir akılla hareket etmektedir.
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Garibal Enfeksiyonlar-2
Mutlak Akıl
Zihinlerimizin, bilimin ve bilginin şehir çöplüğü haline geldiği zamanlardan geçiyoruz. Modern çağın Tanrılaştırdığı bilim putu; Postmodern dönemde parçalanarak kişi başına en az bir tane düşecek şekilde putçuklara dönüştü. Kadim öğretilerde hakikatin tekliği ve kişiden bağımsızlığı, artık “Neye göre, kime göre” düsturuna hapsolmuştur.
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gazze’den Doğu Türkistan’a: Şiddet ve Acının Görünmezliği
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Duvarların Ötesine Yolculuk; İslam Düşünce Geleneğinde Kadın
“Kadın”ve “İslam’ın kadına bakışı” meselesi beni her zaman için ilgilendiren konuların başında gelmiştir. Başta İslam düşüncesinin ve Müslüman kadının hayatı kuşatan önemli noktalarda yer alamamasının nedeni yukarıda saydığım, örneklerini çoğaltabileceğimiz “donmuş zihniyet” olduğu açıkça görülmektedir. Kadın konusundaki bakış açısı dinin özünden ve derinliğinden uzaklaşmış adeta taşlaşmış bir düşüncenin ürünüdür. Sözünü ettiğim bakış açısı, kadının İslam’daki ve sosyal hayattaki konumu konusunda zamanın şartlarına ve İslam’ın maslahatına uygun şekilde düşünce üretmek şöyle dursun aksine kadının sosyal alanda yer almasını tehlikeli addetmektedir.
İslam’ın Ahlâki İlkeleri Bir Hukuka Dönüşsün Yeter ki
Doğruluk ve iyilik, her ne kadar akıl aracılığıyla edinilse de, edinilen doğruluk ve iyiliğin gerçek doğruluk ve iyilik olduğu ancak vahyin süzgecinden geçirilmekle anlaşılabilir. Akıl-vahiy bütünlüğü bozulduğu takdirde akıl ilahlaştırılmaya müsait hale gelir. Nitekim milyonlarca insanı öldürmek için üretilen bombalar bir akıl işidir. Gazze’deki soykırımı gerçekleştirenler de bir akılla hareket etmektedir.
Sembolik Düzen Krizi ve Varolmak
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
İnsani Yardım Stratejisinin ve İnfak Fıkhının Üretilmesi Neden Gereklidir
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.