Kur’ân’ın Arap diliyle inmiş olması (Şuara/195; Yusuf/2; Tâhâ/113; Şûra/7; Ahkâf/12, vd.) ve her peygamberin gönderildiği halkının diliyle konuşması (İbrahim/4), tebliğe Ümmü’l-Kura/Mekke ve çevresinden başlamasının emredilmesi (Şûra/7) gibi ayetlere bakarak İslâm risaletinin yalnız müşrik Araplara, kitapsızlara ve Kitap Ehli’nden Arapça konuşanlara gönderildiğini, bunların dışında kimsenin Kur’ân’a ve Muhammed’e inanmak ve uymakla yükümlü olmayıp Kitap Ehli, ellerinde bulunan kitaplarına göre inanıp amel ettikleri takdirde cennete gideceklerini seslendirenler olmaktadır.
Bu iddianın Kur’ân ayetleri karşısında doğru olmadığı ve özellikle Kitap Ehli’nin bundan yararlı çıkmayacağı yerinde açıklandığı için[1] burada olayı Kitap Ehli’nin İslâm’ı kabul etmeleri halinde ne kazanacakları yahut ne kaybedecekleri açısından ele almayı yeterli gördük.
Her türlü bozukluk ve şirk inançlarına karşın, ne pahasına olursa olsun Kitap Ehli’ni cennete sokmak için türlü teviller yapan veya gözyaşı dökenlerin, Allah’ın “Sizin inandığınız şeylere onlar da inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar…” (Bakara/137) dediğini, doğru adres olarak “Allah katında din, şüphesiz İslâm’dır…” (Âl-i İmrân/3) adresini gösterdiğini ve “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa ondan kabul edilmeyecektir.
Bu yazının devamı
191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Düşünceler, kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmazlar; düşünceler, kendilerinden önceki düşüncelere ve içinde yer aldıkları çağın problemlerine tepkiden doğarlar. Bu genelleme her genelleme gibi istisnaları içinde barındırır;
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Neredeyse tamamı doğal bir işlenmişlikle renklenen bir belde olarak Ürgüp’te sabah, yalnızca güneşin değil, taşın hafızasının da uyanışıyla başlar. Malum Katpatuka/Güzel Atların Ülkesi Kapadokya’nın oyuk kayaları, yılların rüzgârını değil,
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esaslarına gerektiği gibi iman etmek,
Kitap Ehli İslâm’ı Kabul Ederse Ne Kaybeder Yahut Ne Kazanır?
Kur’ân’ın Arap diliyle inmiş olması (Şuara/195; Yusuf/2; Tâhâ/113; Şûra/7; Ahkâf/12, vd.) ve her peygamberin gönderildiği halkının diliyle konuşması (İbrahim/4), tebliğe Ümmü’l-Kura/Mekke ve çevresinden başlamasının emredilmesi (Şûra/7) gibi ayetlere bakarak İslâm risaletinin yalnız müşrik Araplara, kitapsızlara ve Kitap Ehli’nden Arapça konuşanlara gönderildiğini, bunların dışında kimsenin Kur’ân’a ve Muhammed’e inanmak ve uymakla yükümlü olmayıp Kitap Ehli, ellerinde bulunan kitaplarına göre inanıp amel ettikleri takdirde cennete gideceklerini seslendirenler olmaktadır.
Bu iddianın Kur’ân ayetleri karşısında doğru olmadığı ve özellikle Kitap Ehli’nin bundan yararlı çıkmayacağı yerinde açıklandığı için[1] burada olayı Kitap Ehli’nin İslâm’ı kabul etmeleri halinde ne kazanacakları yahut ne kaybedecekleri açısından ele almayı yeterli gördük.
Her türlü bozukluk ve şirk inançlarına karşın, ne pahasına olursa olsun Kitap Ehli’ni cennete sokmak için türlü teviller yapan veya gözyaşı dökenlerin, Allah’ın “Sizin inandığınız şeylere onlar da inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar…” (Bakara/137) dediğini, doğru adres olarak “Allah katında din, şüphesiz İslâm’dır…” (Âl-i İmrân/3) adresini gösterdiğini ve “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa ondan kabul edilmeyecektir.
Hesap Oluştur / Giriş Yap
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Modernizmin Tarihi Kodları
Düşünceler, kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmazlar; düşünceler, kendilerinden önceki düşüncelere ve içinde yer aldıkları çağın problemlerine tepkiden doğarlar. Bu genelleme her genelleme gibi istisnaları içinde barındırır;
Sembolik Düzen Krizi ve Varolmak
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Alev Alatlı’yı Ürgüp’te Anlamak: Taşın Hafızası ve Edebî Direniş
Neredeyse tamamı doğal bir işlenmişlikle renklenen bir belde olarak Ürgüp’te sabah, yalnızca güneşin değil, taşın hafızasının da uyanışıyla başlar. Malum Katpatuka/Güzel Atların Ülkesi Kapadokya’nın oyuk kayaları, yılların rüzgârını değil,
Hukukun Üstünlüğü Bir Safsatadan mı İbaret?
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
Kur’ân’da İnfak
Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esaslarına gerektiği gibi iman etmek,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.