Ankara’dan taşınarak İstanbul’a yerleşme kararı aldığımız o günlerde ilginç bir rüya görmüştüm: kayalık dağların arasından çok yüksek sesle ezan okuyordum ve beni kimse duymuyordu.
İstanbul’da ormanlar arasında köy benzeri bir yere taşınmak nasip oldu. Komşularımız ya sonradan oraya ev yaptırıp daha çok dinlenmek için gelen kimselerdi ya da otuz kırk sene önce çoğunlukla Karadeniz’den gelip oralara yerleşen, çiftçilik ve hayvancılık gibi işlere devam eden köylülerdi.
Komşularımızın birçoğu bir cemaate bağlı, sabit fikirli, geniş bir bakış açısına sahip olmayan, “bizimki tek doğru” diyen kimselerdi.
Komşu oturmalarını, Ramazan mukabelelerini vesile ederek bir şeyler anlatmak istedik. Köyün yerlileri, günlük hayatlarında tarla, bahçe, ekim, dikim işleri, hayvan bakımı, süt ve yumurta satımıyla öyle meşguldüler ki bazen anlattığımız konular onlar için havada uçuşacak kadar anlamsız kalabiliyordu.
Bu yazının devamı
203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bilirsiniz; insana en kolay ve en bol verebildiğimiz şeydir nasihat. “Biz eskiden..” der başlarız anlatmaya ama artık “o dediğin eskide kaldı” deyip Batı’dan ithal tecrübeleriyle bilgiçlik taslarlar. Tabiî ki gençler ve çocuklar.. Haklılık payları var elbet, dünden bugüne dediğin 20 yılda, eskiye oranla ‘haddini aşmış bilgi’ye ulaştık ve devam ediyor bu hazır bilgiye direncimizin yetersizliği. Çocuklarda kalıcı hasara sebep olmakta. Toplumun her an gelen bilgi yığını karşısında ‘ayırt etme bilinci’ne sahip olmaması bugünkü sıkıntılarımızın temelidir.
Özgür mü olmak istiyorsunuz? O halde başınız bağlı olmamalı birilerine ve beklentiniz olmamalı kimseden. Beklentileriniz kimden ve ne kadar yüksek ise; “O”na karşı o oranda boynu bükük, mahkûm ve kulsunuz demektir. Bu sebeple özgün olmanın tek yolu vardır insan için, Allah’a, sadece Allah’a bağlı olmak ve sadece ondan ummak… İşte o zaman hiç kimseden pervası …
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Aynı Dili Konuşmak
Ankara’dan taşınarak İstanbul’a yerleşme kararı aldığımız o günlerde ilginç bir rüya görmüştüm: kayalık dağların arasından çok yüksek sesle ezan okuyordum ve beni kimse duymuyordu.
İstanbul’da ormanlar arasında köy benzeri bir yere taşınmak nasip oldu. Komşularımız ya sonradan oraya ev yaptırıp daha çok dinlenmek için gelen kimselerdi ya da otuz kırk sene önce çoğunlukla Karadeniz’den gelip oralara yerleşen, çiftçilik ve hayvancılık gibi işlere devam eden köylülerdi.
Komşularımızın birçoğu bir cemaate bağlı, sabit fikirli, geniş bir bakış açısına sahip olmayan, “bizimki tek doğru” diyen kimselerdi.
Komşu oturmalarını, Ramazan mukabelelerini vesile ederek bir şeyler anlatmak istedik. Köyün yerlileri, günlük hayatlarında tarla, bahçe, ekim, dikim işleri, hayvan bakımı, süt ve yumurta satımıyla öyle meşguldüler ki bazen anlattığımız konular onlar için havada uçuşacak kadar anlamsız kalabiliyordu.
Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir An Önce
Bilirsiniz; insana en kolay ve en bol verebildiğimiz şeydir nasihat. “Biz eskiden..” der başlarız anlatmaya ama artık “o dediğin eskide kaldı” deyip Batı’dan ithal tecrübeleriyle bilgiçlik taslarlar. Tabiî ki gençler ve çocuklar.. Haklılık payları var elbet, dünden bugüne dediğin 20 yılda, eskiye oranla ‘haddini aşmış bilgi’ye ulaştık ve devam ediyor bu hazır bilgiye direncimizin yetersizliği. Çocuklarda kalıcı hasara sebep olmakta. Toplumun her an gelen bilgi yığını karşısında ‘ayırt etme bilinci’ne sahip olmaması bugünkü sıkıntılarımızın temelidir.
Başı Bağlı Olan Kekeme Olur
Özgür mü olmak istiyorsunuz? O halde başınız bağlı olmamalı birilerine ve beklentiniz olmamalı kimseden. Beklentileriniz kimden ve ne kadar yüksek ise; “O”na karşı o oranda boynu bükük, mahkûm ve kulsunuz demektir. Bu sebeple özgün olmanın tek yolu vardır insan için, Allah’a, sadece Allah’a bağlı olmak ve sadece ondan ummak… İşte o zaman hiç kimseden pervası …
Pragmatizmden Ekmek Çıkmaz; Fikir Jimnastiğinden Gayri
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Kuzum Ayıp mı Çalışmak Günah mı Yük Taşımak
Bütün günahlar boşlukları doldurma çabalarıdır.
Dikkat! Hayat Çıkabilir.
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.