Özgür mü olmak istiyorsunuz? O halde başınız bağlı olmamalı birilerine ve beklentiniz olmamalı kimseden. Beklentileriniz kimden ve ne kadar yüksek ise; “O”na karşı o oranda boynu bükük, mahkûm ve kulsunuz demektir.
Bu sebeple özgün olmanın tek yolu vardır insan için, Allah’a, sadece Allah’a bağlı olmak ve sadece ondan ummak… İşte o zaman hiç kimseden pervası olmayan, başı dik, alnı açık, eğip bükmeyen, kekelemeyen, özü sözü bir sağlam karakter çıkar ortaya.
Allah’a bağlandıkça, boyun büküp eşiğine yüz sürdükçe, büyür, yücelir, onurlanır, özgürlüğün tadına varır insan, para-pul, şan-şöhret, makam-mevki onurunu satın alamaz insanın.
Allah’tan başkasına bağlanmak ve O’ndan başkasından ummak… İnsanın haysiyetini, fikir ve ifade özgürlüğünü teslim alan iki önemli olgudur; Esasen, sonuçta aynı kapıya çıkan bir karakter bozukluğunun iki temel sebebidir bunlar.
Allah’tan gayri her kime ve neye angaje olursanız olun; kişilik zaafı kaçınılmazdır. Bu şey; bir grup, cemaat, tarikat, ağabey, hoca, şeyh hiç fark etmez; Şayet bunlardan birine başınızı bağladıysanız eğer, size özgü kayda değer bir kişiliğiniz kalmadı demektir. Başınızın bağlı bulunduğu o cemaat, tarikat, ağabey ya da şeyhin genel fikriyatı ve de gidişatı, sizin fikriyatınızı ve gidişatınızı belirler hale gelmiştir. Artık aklınız pek işe yaramayacak tefekküre, fikir üretmeye ihtiyacınız kalmayacaktır.
Acı ya da tatlı, yaşadığımız her hikâye bize sabrı, aklı ve kalbi birlikte yoğurmayı, dua ve eylemi bir arada tutmayı, kendi hayat mücadelesinde bir başkasının da huzur bulmasını sağlamayı, birlikte direnmeyi, topluca değişmeyi, sevmeyi ve çok sevmeyi, kuşu, çiçeği, böceği dinlemeyi, hüznü, acıyı, kederi, umudu, ümidi, neşeyi hissedip hissettirebilmeyi, bizi biz yapan bütün zorlukların üstesinden gelebilmeyi, en önemlisi de her insanın sonunda bir hikâye olacağını, onun bunun değil kendi hikâyesini yazmanın ve yaşamanın bilincini, kadir ve kıymetini, bunun kahramanlığını öğretir.
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
Yaşam ve ölüm ikilisi hangi ikili kümesine dâhil edilebilir? Ölüm denen gerçeklik yaşamın olmaması hali midir; yoksa ölüm denen gerçeklik yaşam gerçekliğinin ikizi midir? İlki daha makul görünmektedir. Ezdad ikilisindendir yaşam ve ölüm kavramları. Bir olgunun iki ayrı olayı gibidir sanki.
Gözyaşı; üzüntünün, vicdani ürpertinin yürekte damıtılıp gözlerden akıtılan damlalarla vicdanın ve samimiyetin mücessem hali ve en büyük göstergesidir. Gözyaşı; kederin ve vicdani haykırışın göz çukurlarında mahcubiyet duymadan merhamet yoksunu yeryüzü insanlarına insanın varlığını, onurunu ve izzetini haykırmasıdır.
Başı Bağlı Olan Kekeme Olur
Özgür mü olmak istiyorsunuz? O halde başınız bağlı olmamalı birilerine ve beklentiniz olmamalı kimseden. Beklentileriniz kimden ve ne kadar yüksek ise; “O”na karşı o oranda boynu bükük, mahkûm ve kulsunuz demektir.
Bu sebeple özgün olmanın tek yolu vardır insan için, Allah’a, sadece Allah’a bağlı olmak ve sadece ondan ummak… İşte o zaman hiç kimseden pervası olmayan, başı dik, alnı açık, eğip bükmeyen, kekelemeyen, özü sözü bir sağlam karakter çıkar ortaya.
Allah’a bağlandıkça, boyun büküp eşiğine yüz sürdükçe, büyür, yücelir, onurlanır, özgürlüğün tadına varır insan, para-pul, şan-şöhret, makam-mevki onurunu satın alamaz insanın.
Allah’tan başkasına bağlanmak ve O’ndan başkasından ummak… İnsanın haysiyetini, fikir ve ifade özgürlüğünü teslim alan iki önemli olgudur; Esasen, sonuçta aynı kapıya çıkan bir karakter bozukluğunun iki temel sebebidir bunlar.
Allah’tan gayri her kime ve neye angaje olursanız olun; kişilik zaafı kaçınılmazdır. Bu şey; bir grup, cemaat, tarikat, ağabey, hoca, şeyh hiç fark etmez; Şayet bunlardan birine başınızı bağladıysanız eğer, size özgü kayda değer bir kişiliğiniz kalmadı demektir. Başınızın bağlı bulunduğu o cemaat, tarikat, ağabey ya da şeyhin genel fikriyatı ve de gidişatı, sizin fikriyatınızı ve gidişatınızı belirler hale gelmiştir. Artık aklınız pek işe yaramayacak tefekküre, fikir üretmeye ihtiyacınız kalmayacaktır.
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
179. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Kişisel Tarihimizin Yol Dönümleri
Acı ya da tatlı, yaşadığımız her hikâye bize sabrı, aklı ve kalbi birlikte yoğurmayı, dua ve eylemi bir arada tutmayı, kendi hayat mücadelesinde bir başkasının da huzur bulmasını sağlamayı, birlikte direnmeyi, topluca değişmeyi, sevmeyi ve çok sevmeyi, kuşu, çiçeği, böceği dinlemeyi, hüznü, acıyı, kederi, umudu, ümidi, neşeyi hissedip hissettirebilmeyi, bizi biz yapan bütün zorlukların üstesinden gelebilmeyi, en önemlisi de her insanın sonunda bir hikâye olacağını, onun bunun değil kendi hikâyesini yazmanın ve yaşamanın bilincini, kadir ve kıymetini, bunun kahramanlığını öğretir.
Sosyal Medya Tecessüs Damarını Çatlatmak İçindir
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
Kuzum Ayıp mı Çalışmak Günah mı Yük Taşımak
Bütün günahlar boşlukları doldurma çabalarıdır.
Ölümün Anlamı – Anlamın Ölümü
Yaşam ve ölüm ikilisi hangi ikili kümesine dâhil edilebilir? Ölüm denen gerçeklik yaşamın olmaması hali midir; yoksa ölüm denen gerçeklik yaşam gerçekliğinin ikizi midir? İlki daha makul görünmektedir. Ezdad ikilisindendir yaşam ve ölüm kavramları. Bir olgunun iki ayrı olayı gibidir sanki.
Acının Teni: Filistin, Taş Çocukları Ve Hanzala
Gözyaşı; üzüntünün, vicdani ürpertinin yürekte damıtılıp gözlerden akıtılan damlalarla vicdanın ve samimiyetin mücessem hali ve en büyük göstergesidir. Gözyaşı; kederin ve vicdani haykırışın göz çukurlarında mahcubiyet duymadan merhamet yoksunu yeryüzü insanlarına insanın varlığını, onurunu ve izzetini haykırmasıdır.
Alışverişe devam et