Özgür mü olmak istiyorsunuz? O halde başınız bağlı olmamalı birilerine ve beklentiniz olmamalı kimseden. Beklentileriniz kimden ve ne kadar yüksek ise; “O”na karşı o oranda boynu bükük, mahkûm ve kulsunuz demektir.
Bu sebeple özgün olmanın tek yolu vardır insan için, Allah’a, sadece Allah’a bağlı olmak ve sadece ondan ummak… İşte o zaman hiç kimseden pervası olmayan, başı dik, alnı açık, eğip bükmeyen, kekelemeyen, özü sözü bir sağlam karakter çıkar ortaya.
Allah’a bağlandıkça, boyun büküp eşiğine yüz sürdükçe, büyür, yücelir, onurlanır, özgürlüğün tadına varır insan, para-pul, şan-şöhret, makam-mevki onurunu satın alamaz insanın.
Allah’tan başkasına bağlanmak ve O’ndan başkasından ummak… İnsanın haysiyetini, fikir ve ifade özgürlüğünü teslim alan iki önemli olgudur; Esasen, sonuçta aynı kapıya çıkan bir karakter bozukluğunun iki temel sebebidir bunlar.
Allah’tan gayri her kime ve neye angaje olursanız olun; kişilik zaafı kaçınılmazdır. Bu şey; bir grup, cemaat, tarikat, ağabey, hoca, şeyh hiç fark etmez; Şayet bunlardan birine başınızı bağladıysanız eğer, size özgü kayda değer bir kişiliğiniz kalmadı demektir. Başınızın bağlı bulunduğu o cemaat, tarikat, ağabey ya da şeyhin genel fikriyatı ve de gidişatı, sizin fikriyatınızı ve gidişatınızı belirler hale gelmiştir. Artık aklınız pek işe yaramayacak tefekküre, fikir üretmeye ihtiyacınız kalmayacaktır.
İslamcılığın ideolojik çöküşü Olivier Roy’un 1990’larda “Siyasal İslam’ın İflası” adlı kitabında dile getirilmişti. Roy’a göre, İslamcılık, başlangıçta gelenek karşıtı modern bir entelektüel akım iken uğradığı dönüşümle, marjinalize olmuş kentli gençler için ilgi çeken bir radikal protesto hareketi olmaktan öteye gidememişti. Yine, ona göre İslamcılık, batılılaşma ve karma eğitimin getirdiği ahlaki yozlaşmaya karşı çıkan ancak düşüncelerini …
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
“Allah’ın insanları denemek için verdiği maddî ve mânevî sıkıntı, dert, külfet” tanımlaması da halk arasında yer alan (musibetin şer olarak karşımıza çıkması) anlayışın ne kadar yaygın olduğuna işaret etmektedir.
Peki, imtihan yalnızca olumsuz vakıalar üzerinden gerçekleşmiyorsa imtihan nedir? Ve imtihanın olumlu olarak adlandırılabilecek durumları da kapsadığı ne ile delillendirilebilir?
Geçici bir konaklama yeridir dünya. Ölüm ile sona erecek değildir hayat. Bu dünyada mukim değil yolcudur insan. Ahiret yurduna alınan bir davettir insanın dünyaya gelişi. Asıl olan, kalıcı olan yerdir. Kalıcı olan yer ise ahiret yurdudur.
“Bilir misin nedir o sarp yokuş? Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır. Veya açlık gününde muhtaçları doyurmaktır. Mesela yakın olan bir yetimi, ya da evsiz, barksız, yurtsuz, yuvasız bir düşkünü… Daha sonra iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir”. Beled/12-17 Bir nefes, bir nefes daha diyorum… Bir nefes daha istiyorum Allah’ım! Şu uçlarını …
Başı Bağlı Olan Kekeme Olur
Özgür mü olmak istiyorsunuz? O halde başınız bağlı olmamalı birilerine ve beklentiniz olmamalı kimseden. Beklentileriniz kimden ve ne kadar yüksek ise; “O”na karşı o oranda boynu bükük, mahkûm ve kulsunuz demektir.
Bu sebeple özgün olmanın tek yolu vardır insan için, Allah’a, sadece Allah’a bağlı olmak ve sadece ondan ummak… İşte o zaman hiç kimseden pervası olmayan, başı dik, alnı açık, eğip bükmeyen, kekelemeyen, özü sözü bir sağlam karakter çıkar ortaya.
Allah’a bağlandıkça, boyun büküp eşiğine yüz sürdükçe, büyür, yücelir, onurlanır, özgürlüğün tadına varır insan, para-pul, şan-şöhret, makam-mevki onurunu satın alamaz insanın.
Allah’tan başkasına bağlanmak ve O’ndan başkasından ummak… İnsanın haysiyetini, fikir ve ifade özgürlüğünü teslim alan iki önemli olgudur; Esasen, sonuçta aynı kapıya çıkan bir karakter bozukluğunun iki temel sebebidir bunlar.
Allah’tan gayri her kime ve neye angaje olursanız olun; kişilik zaafı kaçınılmazdır. Bu şey; bir grup, cemaat, tarikat, ağabey, hoca, şeyh hiç fark etmez; Şayet bunlardan birine başınızı bağladıysanız eğer, size özgü kayda değer bir kişiliğiniz kalmadı demektir. Başınızın bağlı bulunduğu o cemaat, tarikat, ağabey ya da şeyhin genel fikriyatı ve de gidişatı, sizin fikriyatınızı ve gidişatınızı belirler hale gelmiştir. Artık aklınız pek işe yaramayacak tefekküre, fikir üretmeye ihtiyacınız kalmayacaktır.
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
179. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İlkeler Üzerinden Konuşmak
İslamcılığın ideolojik çöküşü Olivier Roy’un 1990’larda “Siyasal İslam’ın İflası” adlı kitabında dile getirilmişti. Roy’a göre, İslamcılık, başlangıçta gelenek karşıtı modern bir entelektüel akım iken uğradığı dönüşümle, marjinalize olmuş kentli gençler için ilgi çeken bir radikal protesto hareketi olmaktan öteye gidememişti. Yine, ona göre İslamcılık, batılılaşma ve karma eğitimin getirdiği ahlaki yozlaşmaya karşı çıkan ancak düşüncelerini …
İmtihanı Zorlaştırmak
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
İmtihan’a Dair
“Allah’ın insanları denemek için verdiği maddî ve mânevî sıkıntı, dert, külfet” tanımlaması da halk arasında yer alan (musibetin şer olarak karşımıza çıkması) anlayışın ne kadar yaygın olduğuna işaret etmektedir.
Peki, imtihan yalnızca olumsuz vakıalar üzerinden gerçekleşmiyorsa imtihan nedir? Ve imtihanın olumlu olarak adlandırılabilecek durumları da kapsadığı ne ile delillendirilebilir?
Kim Yolcu Değil Ki Bu Dünyada?
Geçici bir konaklama yeridir dünya. Ölüm ile sona erecek değildir hayat. Bu dünyada mukim değil yolcudur insan. Ahiret yurduna alınan bir davettir insanın dünyaya gelişi. Asıl olan, kalıcı olan yerdir. Kalıcı olan yer ise ahiret yurdudur.
Sarp Yokuşu Aşabilmek
“Bilir misin nedir o sarp yokuş? Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır. Veya açlık gününde muhtaçları doyurmaktır. Mesela yakın olan bir yetimi, ya da evsiz, barksız, yurtsuz, yuvasız bir düşkünü… Daha sonra iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir”. Beled/12-17 Bir nefes, bir nefes daha diyorum… Bir nefes daha istiyorum Allah’ım! Şu uçlarını …
Alışverişe devam et