Umarım iyisindir, diyerek söze başlıyorum, zira ümit, benim tutunabileceğim en büyük köklerimden biri. Ümit; uykunun da uyanmanın da doğru anlaşılmasına zemin hazırlayan bir duygu. Ümit; sevgiyi beşiğinde büyüten, sevenin gönlünü genişleten, yolları başka türlü tarif ettiren, anlaşılma gayretinde cesur kılan bir duygu. Ümit, farklı bir iklim ve hepimizin ihtiyacı olan önemli bir dayanak. En önemlisi de duanın kardeşidir ümit… Dua edersin, duyulduğundan emin… Dua edersin, yanlış anlaşılmayacağından emin… Dua edersin, elinden geleni yaptıktan sonrasına razı olmana dayanak… Dua edersin ve kabul edilme ümidinle beklemeye sabır eklersin…
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Bu yazının devamı
202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan aciz yaratılmıştır. Yardıma muhtaç olarak yaratılmıştır. Birbirinin ihtiyacını görerek, birbirinin eksiğini tamamlayarak, yardımlaşarak hayatlarını devam ettirirler insanlar. Yardıma ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız Allah’tır. Herkes, her şey O’na muhtaç. O, “samed”dir, “Ğani”dir. Yaratan O. Rızk veren, yaşatan, öldüren, dirilten O. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bizi ilk selamlayan fiil “yardım” oluyor. Doktorun, ebenin yardımı… …
“Oturan yağ kazanır; yürüyen dağ kazanır.” diye bir ifade var. Hakikaten doğru. Yürümek, yolda olmak, yolda gözlem yapmak, yol arkadaşlarından ders almak, ders vermek, sorumluluğunun bilincine vâkıf olmak… Bütün bunlar, tefekkür ve tezekkür halinde iseniz mümkün, hele bir de alıcılarınızı kapatmamışsanız. Zira algılarınızın ve gözlem yeteneğinizin önüne geçen kulaklıklardan kendi belirlediğiniz dünyaya yelken açmışsanız, ne yol dikkatinizi çeker ne de yolcu. Çevrenize kör ve sağır kesilmişseniz ne göz görebilir ne de kulak duyabilir.
Sinema okuryazarlığı bağlamında bu eser, izleyicinin konumunu “edilgen bir tüketici”den “etkin bir okuyucuya” dönüştürme sürecinde oldukça kıymetlidir. Monaco bu eserinde “izlemek” fiilinden “okumaya geçişin” temel önemine odaklanarak,
“Sen neden, kimden kaçtın da bunca zaman derin uykulara daldın?” diye soruyorum kendime. Her günüm bir yıl gibi geçmişçesine derin izler bırakırken kalbimde, “Değdi mi bu kadar uykuya?” diye sormadan edemiyorum. Ashab-ı Kehf’in mücadelesini sen ne kadar yaşadın da kaçmayı hak ettin sorusu gelir ardından. Onlar kadar dinin için mücadele ettin mi? Peki, onlar kadar imanın var mı ki senin? Ama onlar tek değillerdi de senin gibi. Gerçi sen de tek sayılmazsın. Senden öte senden ziyade kaç benlik daha taşıyorsun bu topraktan olma bedende. Taşıdığın her sıfatla yeni bir sen oluyorsun.
Peki, gerçekte sanat olan, sanatlı olan sadece sonbahar mıdır? Kar tanelerinin yere inişi, yağmurun şıkırtısı, ağaçların çiçeklenişi daha mı az heyecan verir insana? Mevsimler, insanlar, ağaçlar, kuşlar ve yaratılmış olan her bir ‘’şey’’ hikmetle bakıldığında kendi başına bir sanat, kendi başına şaheser değil midir?
Mektup III
Umarım iyisindir, diyerek söze başlıyorum, zira ümit, benim tutunabileceğim en büyük köklerimden biri. Ümit; uykunun da uyanmanın da doğru anlaşılmasına zemin hazırlayan bir duygu. Ümit; sevgiyi beşiğinde büyüten, sevenin gönlünü genişleten, yolları başka türlü tarif ettiren, anlaşılma gayretinde cesur kılan bir duygu. Ümit, farklı bir iklim ve hepimizin ihtiyacı olan önemli bir dayanak. En önemlisi de duanın kardeşidir ümit… Dua edersin, duyulduğundan emin… Dua edersin, yanlış anlaşılmayacağından emin… Dua edersin, elinden geleni yaptıktan sonrasına razı olmana dayanak… Dua edersin ve kabul edilme ümidinle beklemeye sabır eklersin…
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yardım
İnsan aciz yaratılmıştır. Yardıma muhtaç olarak yaratılmıştır. Birbirinin ihtiyacını görerek, birbirinin eksiğini tamamlayarak, yardımlaşarak hayatlarını devam ettirirler insanlar. Yardıma ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız Allah’tır. Herkes, her şey O’na muhtaç. O, “samed”dir, “Ğani”dir. Yaratan O. Rızk veren, yaşatan, öldüren, dirilten O. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bizi ilk selamlayan fiil “yardım” oluyor. Doktorun, ebenin yardımı… …
Kayıp Parçayı Yerine Koymak
“Oturan yağ kazanır; yürüyen dağ kazanır.” diye bir ifade var. Hakikaten doğru. Yürümek, yolda olmak, yolda gözlem yapmak, yol arkadaşlarından ders almak, ders vermek, sorumluluğunun bilincine vâkıf olmak… Bütün bunlar, tefekkür ve tezekkür halinde iseniz mümkün, hele bir de alıcılarınızı kapatmamışsanız. Zira algılarınızın ve gözlem yeteneğinizin önüne geçen kulaklıklardan kendi belirlediğiniz dünyaya yelken açmışsanız, ne yol dikkatinizi çeker ne de yolcu. Çevrenize kör ve sağır kesilmişseniz ne göz görebilir ne de kulak duyabilir.
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Robot Ron Bir Sorun Var & Yumurtalar
Sinema okuryazarlığı bağlamında bu eser, izleyicinin konumunu “edilgen bir tüketici”den “etkin bir okuyucuya” dönüştürme sürecinde oldukça kıymetlidir. Monaco bu eserinde “izlemek” fiilinden “okumaya geçişin” temel önemine odaklanarak,
Derin Uykular
“Sen neden, kimden kaçtın da bunca zaman derin uykulara daldın?” diye soruyorum kendime. Her günüm bir yıl gibi geçmişçesine derin izler bırakırken kalbimde, “Değdi mi bu kadar uykuya?” diye sormadan edemiyorum. Ashab-ı Kehf’in mücadelesini sen ne kadar yaşadın da kaçmayı hak ettin sorusu gelir ardından. Onlar kadar dinin için mücadele ettin mi? Peki, onlar kadar imanın var mı ki senin? Ama onlar tek değillerdi de senin gibi. Gerçi sen de tek sayılmazsın. Senden öte senden ziyade kaç benlik daha taşıyorsun bu topraktan olma bedende. Taşıdığın her sıfatla yeni bir sen oluyorsun.
Sanat Bizim Neyimiz Olur?
Peki, gerçekte sanat olan, sanatlı olan sadece sonbahar mıdır? Kar tanelerinin yere inişi, yağmurun şıkırtısı, ağaçların çiçeklenişi daha mı az heyecan verir insana? Mevsimler, insanlar, ağaçlar, kuşlar ve yaratılmış olan her bir ‘’şey’’ hikmetle bakıldığında kendi başına bir sanat, kendi başına şaheser değil midir?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.