Bundan birkaç yıl önce içinde bulunduğum okuma gruplarından biriyle “Hatırat” okumaları yapmıştık. Bir sene devam etmişti bu okumalar. Seçtiğimiz kitaplar/hatıratlar arasında kimler yoktu ki? Bu bir senelik liste sayılabilir elbette. Ancak bu okumanın öncesine dayanıyordu benim hatırat okuma merakım. Üniversite yıllarında başlamıştı. Bu nedenle her sene yeri geldikçe gerek okumadığım eski bir hatırat, gerekse de güncel bir hatırat mutlaka listemde yerini alır. Bahsettiğim okuma grubunun ilk kitabı bir hatırat değildi; aksine hatırat türünün ne olduğuna dair bize ipucu verecek bir kitaptı. Bu kitap, Dücane Cündioğlu’nun “Arasokakların Tarihi;Hatıralar ve Hatıratlar” kitabıydı.
Hatıratlar, Dücane Cündioğlu için ara sokakların tarihi anlamına gelmektedir. Çünkü hatıralar çoğu kişinin bireysel bakış açılarını dile getirmesi nedeniyle tarihin bütünlüğü içerisinde eriyip gitmektedir.
Bu yazının devamı
202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Adalet ve edebiyat arasında bağ kurmak bir bakıma yersiz. Her iki kavramın da hayatı inşa edici yönü son derece açıktır. İnşa edici unsurların çelişki arz etmesi, nihayetinde beklenilmez.
Gerçeklik olarak “Amele özgü olan nedir?”, yöntemine ilişkin olarak da “Yapılması uygun düşen amel nedir?” iki soruyla amel mefhumunun manevî boyutunu anlamlandırma ile pratik hayattaki işlevsel boyutunu kullanma yönünde karşılaştırmalı bir bakış açısı geliştirmek önemli.
İyisin umarım diyerek başlayayım söze… Aslında “söze başlamak” alışkanlıkla söylenen bir ifade, bildiğin gibi söz varlığımızın sürekliliğinin bir parçasıdır. Ya sesimizde ya beynimizde ya kalemimizde ya da klavyemizde varlık gösterir. Hele kulağımızda, daha önce söylenen ve yüreğimizi inciten bir cümle nasıl da döner durur; hani bizi sevindiren, kendimize güvenmemize zemin hazırlayan o sözler, nasıl da yüreğimizi serinletir ve harekete geçmemize yardım eder. Ah bir de önden gidenlerin, dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçenlerin sözleri, tekrar tekrar gelir beynimize ve döner dolaşır dilimizde…
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik.
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Mustafa Ökkeş Evren Kitabı: Düne Düşen Yazılar
Bundan birkaç yıl önce içinde bulunduğum okuma gruplarından biriyle “Hatırat” okumaları yapmıştık. Bir sene devam etmişti bu okumalar. Seçtiğimiz kitaplar/hatıratlar arasında kimler yoktu ki? Bu bir senelik liste sayılabilir elbette. Ancak bu okumanın öncesine dayanıyordu benim hatırat okuma merakım. Üniversite yıllarında başlamıştı. Bu nedenle her sene yeri geldikçe gerek okumadığım eski bir hatırat, gerekse de güncel bir hatırat mutlaka listemde yerini alır. Bahsettiğim okuma grubunun ilk kitabı bir hatırat değildi; aksine hatırat türünün ne olduğuna dair bize ipucu verecek bir kitaptı. Bu kitap, Dücane Cündioğlu’nun “Arasokakların Tarihi; Hatıralar ve Hatıratlar” kitabıydı.
Hatıratlar, Dücane Cündioğlu için ara sokakların tarihi anlamına gelmektedir. Çünkü hatıralar çoğu kişinin bireysel bakış açılarını dile getirmesi nedeniyle tarihin bütünlüğü içerisinde eriyip gitmektedir.
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ahmet Örs’ün Öykülerinde “Edebiyatın Asıl Damarı” / Hak ve Adalet Arayışı
Adalet ve edebiyat arasında bağ kurmak bir bakıma yersiz. Her iki kavramın da hayatı inşa edici yönü son derece açıktır. İnşa edici unsurların çelişki arz etmesi, nihayetinde beklenilmez.
Modern İnsandan Arınmış İnsan Çabası
Gerçeklik olarak “Amele özgü olan nedir?”, yöntemine ilişkin olarak da “Yapılması uygun düşen amel nedir?” iki soruyla amel mefhumunun manevî boyutunu anlamlandırma ile pratik hayattaki işlevsel boyutunu kullanma yönünde karşılaştırmalı bir bakış açısı geliştirmek önemli.
Mektup IX
İyisin umarım diyerek başlayayım söze… Aslında “söze başlamak” alışkanlıkla söylenen bir ifade, bildiğin gibi söz varlığımızın sürekliliğinin bir parçasıdır. Ya sesimizde ya beynimizde ya kalemimizde ya da klavyemizde varlık gösterir. Hele kulağımızda, daha önce söylenen ve yüreğimizi inciten bir cümle nasıl da döner durur; hani bizi sevindiren, kendimize güvenmemize zemin hazırlayan o sözler, nasıl da yüreğimizi serinletir ve harekete geçmemize yardım eder. Ah bir de önden gidenlerin, dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçenlerin sözleri, tekrar tekrar gelir beynimize ve döner dolaşır dilimizde…
Bir “Girdap”ın İçinde Olmak
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik.
Kefernahum’da Çocuk Olmak ve Ötekileri Yeniden Düşünmek
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.