Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder. Güneşin batmış halineyse karanlık diyoruz. Bir battı mı güneş, herkes ve her şeyin üstünden çeker ışıklarını. Onca ışık, onca elektrik sarfiyatı, bir fecr vakti kadar aydınlatamaz.
İnsan ve toplumların hayatı da güneş/gündüz ile karanlık gibidir. İlim geldiğinde cehalet, hakikat arayışı (bilgi edinme ve düşünme) geldiğinde taklit, izzet geldiğinde zillet yavaş yavaş elini ayağını çeker ve gider toplumların hayatından. Ve artık fecrin vaktidir. Müslüman hukukçular, fecr-i kâzib ve fecr-i sadık diye ikiye ayırmışlar; ilki gerçek fecrin habercisiyken; bir diğeri gerçek fecrdir. Gün, gücünü güneşin varlığından alırken; karanlığın gücünü aldığı bir şey tespit edilememiştir. O, gücünü bir şeyin varlığından değil; bir şeyin yani güneşin yokluğundan alır. Onun için de karanlığın efendilerinin tuzağı zayıftır. Aydınlık, ilmi; karanlıksa, cehli/ cehaleti (fikrin ve gayretin toplumlardan elini çekmiş olmasını) temsil eder. Cehalet, meraksızlık ve sorgulamamaktan beslenir. Meraksızlık ve sorgulamama da bir tür kurtulmuşlukkonforu üretir. Konfor, rahatperestlik demektir. Hem de hiç hak etmiyorken…
Rahatperestliği Kırıcı Bir Unsur Olarak Eleştiri
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim
Bir vakıa olarak var olmakla birlikte “İslâm Düşüncesi” tabiri modern zamanlara ait bir kullanımdır. İslâm düşüncesi “Müslümanların, özellikle, Kur’ân-ı Kerim ve Sünnetten hareketle, diğer kadim insanlık kültürlerinden de faydalanarak; bir sistem dâhilinde ve tutarlılığı esas alarak ortaya koydukları, bütün uhrevî, dünyevî yorumlar ve tevillerdir… İslâm düşüncesi; Allah, varlık, bilgi, sanat, estetik, ahlâk, felsefe, değer vb. hakkında Müslümanların tefekkürünü ihtivâ ettiği gibi onların sırât-ı müstakim üzere olmalarını da akılları nispetinde telkin etmektedir.
Kafka’nın “Metamorfoz/Dönüşüm”deki Bay Samsa bir sabah kendisini bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunda babası, annesi ve kız kardeşi dehşet içinde kalmışlar,
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Can ölümle mukayyet bir oluştur ve her can ölümü tadacaktır”
Ölüme yumar o derin kederli gözlerini bir damla huzur için
Varlığa açar nemli gözlerini yeniden O’labilmek için
İçi insan dışı insan…
“Oruçlu doğar insan ölümün iftar sofrasına”
Meraksızlık, Rahatperestlik ve Eleştiri
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder. Güneşin batmış halineyse karanlık diyoruz. Bir battı mı güneş, herkes ve her şeyin üstünden çeker ışıklarını. Onca ışık, onca elektrik sarfiyatı, bir fecr vakti kadar aydınlatamaz.
İnsan ve toplumların hayatı da güneş/gündüz ile karanlık gibidir. İlim geldiğinde cehalet, hakikat arayışı (bilgi edinme ve düşünme) geldiğinde taklit, izzet geldiğinde zillet yavaş yavaş elini ayağını çeker ve gider toplumların hayatından. Ve artık fecrin vaktidir. Müslüman hukukçular, fecr-i kâzib ve fecr-i sadık diye ikiye ayırmışlar; ilki gerçek fecrin habercisiyken; bir diğeri gerçek fecrdir. Gün, gücünü güneşin varlığından alırken; karanlığın gücünü aldığı bir şey tespit edilememiştir. O, gücünü bir şeyin varlığından değil; bir şeyin yani güneşin yokluğundan alır. Onun için de karanlığın efendilerinin tuzağı zayıftır. Aydınlık, ilmi; karanlıksa, cehli/ cehaleti (fikrin ve gayretin toplumlardan elini çekmiş olmasını) temsil eder. Cehalet, meraksızlık ve sorgulamamaktan beslenir. Meraksızlık ve sorgulamama da bir tür kurtulmuşluk konforu üretir. Konfor, rahatperestlik demektir. Hem de hiç hak etmiyorken…
Rahatperestliği Kırıcı Bir Unsur Olarak Eleştiri
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kitle, İktidar ve Eğitim Üzerine Mülahazalar
Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim
İslâm Düşünce Geleneği
Bir vakıa olarak var olmakla birlikte “İslâm Düşüncesi” tabiri modern zamanlara ait bir kullanımdır. İslâm düşüncesi “Müslümanların, özellikle, Kur’ân-ı Kerim ve Sünnetten hareketle, diğer kadim insanlık kültürlerinden de faydalanarak; bir sistem dâhilinde ve tutarlılığı esas alarak ortaya koydukları, bütün uhrevî, dünyevî yorumlar ve tevillerdir… İslâm düşüncesi; Allah, varlık, bilgi, sanat, estetik, ahlâk, felsefe, değer vb. hakkında Müslümanların tefekkürünü ihtivâ ettiği gibi onların sırât-ı müstakim üzere olmalarını da akılları nispetinde telkin etmektedir.
Kolektif Gerçeklik Bağlamında Köleleştirilmiş Bireyde Vicdanın Kaybı
Kafka’nın “Metamorfoz/Dönüşüm”deki Bay Samsa bir sabah kendisini bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunda babası, annesi ve kız kardeşi dehşet içinde kalmışlar,
Gaslighting: Gaz Lambasının Unutulmaz Marifetleri
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Ölen Kim’dir
Can ölümle mukayyet bir oluştur ve her can ölümü tadacaktır”
Ölüme yumar o derin kederli gözlerini bir damla huzur için
Varlığa açar nemli gözlerini yeniden O’labilmek için
İçi insan dışı insan…
“Oruçlu doğar insan ölümün iftar sofrasına”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.