“Bizim tetkiklerimiz, araştırmalarımız da tenkide tabi tutulmadan geçilmesin. Bu konuda dikkatli bulunmaya çalıştığımız hâlde, farkında olmadan hata yaptığımızı görüp anlarsak, onları kendimiz bile hoş görmüyoruz ve hoş görülmeyerek ikazlar yapılmasını –Allah rızası için- bekliyoruz.
İncelemelerimizdeki doğrular, yücelerden yüce bulunan El-Âlim’dendir. O’nun sevgili Resûlü’nün bereketli tebliğlerindendir. Bilmeyerek yaptığımız hatalar, anlamayarak düştüğümüz yanlışlar, farkına varmadığımız bütün aksamalar, görülürse, onlar bize aittir, kabul edilmemesi, reddedilmesi gerekir.
Selâm, doğruyu arayanlara…”[1] (Mehmed Said Çekmegil)
Giriş
Diyalektik ya da eleştirel düşünce dendiğinde çoğunlukla Batı Düşüncesine dair metinler ve şaşmaz biçimde “Sokratik Tartışma Metodu”[2] akla gelmektedir. Bunun sebeplerinden biri alternatif düşünme metodolojisine sahip olamamak diğeri ise “katiline aşık olan maktul sendromu” yaşamak olarak ifade edilebilir.
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülâhazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Doğruluk ve iyilik, her ne kadar akıl aracılığıyla edinilse de, edinilen doğruluk ve iyiliğin gerçek doğruluk ve iyilik olduğu ancak vahyin süzgecinden geçirilmekle anlaşılabilir. Akıl-vahiy bütünlüğü bozulduğu takdirde akıl ilahlaştırılmaya müsait hale gelir. Nitekim milyonlarca insanı öldürmek için üretilen bombalar bir akıl işidir. Gazze’deki soykırımı gerçekleştirenler de bir akılla hareket etmektedir.
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
M. Said Çekmegil’in Diyalektik Yöntemi ve Eleştiri Ahlâkı
“Bizim tetkiklerimiz, araştırmalarımız da tenkide tabi tutulmadan geçilmesin. Bu konuda dikkatli bulunmaya çalıştığımız hâlde, farkında olmadan hata yaptığımızı görüp anlarsak, onları kendimiz bile hoş görmüyoruz ve hoş görülmeyerek ikazlar yapılmasını –Allah rızası için- bekliyoruz.
İncelemelerimizdeki doğrular, yücelerden yüce bulunan El-Âlim’dendir. O’nun sevgili Resûlü’nün bereketli tebliğlerindendir. Bilmeyerek yaptığımız hatalar, anlamayarak düştüğümüz yanlışlar, farkına varmadığımız bütün aksamalar, görülürse, onlar bize aittir, kabul edilmemesi, reddedilmesi gerekir.
Selâm, doğruyu arayanlara…”[1] (Mehmed Said Çekmegil)
Giriş
Diyalektik ya da eleştirel düşünce dendiğinde çoğunlukla Batı Düşüncesine dair metinler ve şaşmaz biçimde “Sokratik Tartışma Metodu”[2] akla gelmektedir. Bunun sebeplerinden biri alternatif düşünme metodolojisine sahip olamamak diğeri ise “katiline aşık olan maktul sendromu” yaşamak olarak ifade edilebilir.
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Metin Usûlü Önerisi Olarak “Bütünsel Yaklaşım Metodu”
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Filistin Cephesinde Değişen Bir Şey Yok: İhanet, Drama, Cinayet, Kehanet ve Kıyamet
Yahudi Siyonizmi: Siyonizm, bedeni doğu, aklı batı, ruhu araf, kalbi sarı. Siyonizm, geçmişi Avrupa, bugünü Gazze, yarını Fırat. Siyonizm, dünü altın buzağı, şimdisi kızıl düve, sonrası kurban. Siyonizm, okuduğu Tevrat, anladığı Kâbil, anlamadığı 10 Emir. Siyonizm, adı Kudüs, sanı hırsız, cismi katil. Siyonizm, tutunduğu dünya, istikameti Gog ve Magog, menzilinde altın çağ. Siyonizm, Tanrı’yı ırkçı zanneden ve O’na sürekli şımaran.
Akıl-Vahiy İlişkisi Üzerine Mülâhazalar- Bilgiyi Temellendirmenin Serüveni-II-
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülâhazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
İslam’ın Ahlâki İlkeleri Bir Hukuka Dönüşsün Yeter ki
Doğruluk ve iyilik, her ne kadar akıl aracılığıyla edinilse de, edinilen doğruluk ve iyiliğin gerçek doğruluk ve iyilik olduğu ancak vahyin süzgecinden geçirilmekle anlaşılabilir. Akıl-vahiy bütünlüğü bozulduğu takdirde akıl ilahlaştırılmaya müsait hale gelir. Nitekim milyonlarca insanı öldürmek için üretilen bombalar bir akıl işidir. Gazze’deki soykırımı gerçekleştirenler de bir akılla hareket etmektedir.
Hz. Muhammed Müşriklerin Çocuklarını Öldürme Emri Verdi mi?
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.