Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu[1] ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini ve “dışlanmış”, “köktenci batıcı zihniyetinin” sinemada geçerli olduğunu kaydeder. Muhsin Ertuğrul’un filmlerinde Kemalist ideolojinin ön plana çıkarılması ve dinin modernleşme önünde bir engel teşkil ettiğinin vurgulanması ile başlayan süreç 1960’lı yıllarda taşrada hacı, hoca, şeyh gibi figürler üzerinden İslam ve Müslüman manzaraları sunar. Sinemada bu anlatımlar tam da dönemin felsefesine, ideolojisine ışık tutmaktadır. Çünkü cemaat, dindar, dindarlık, camia mefhumları batılı entelijansiyanın ve modernleşmesinin bir sonucu olarak tanımlanan, yorumlanan ve çoğu kez tahrif edilen bir anlayışa hizmet edegelmektedir. Bunun benzer bir sonucunu, özellikle 11 Eylül’ü bir milat olarak aldığımızda, dünya sinemalarında olduğu gibi Türkiye sinemasında da İslam, İslamcılık, hizip, tarikat, radikalleşme, ılımlılaşma, terörizm gibi meseleler etrafında görmemiz mümkündür.
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir ülke sinemasında eğitim ve eğitimciler konusu araştırıldığında bunun farklı bileşenleri olduğu gözlenebilir. Nitekim sinemamızda 1960-1990 yılları arasında eğitimci/öğretmen mevzusunu ele alan yapımlara bakıldığında askeri vesayet,
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Varlık gayemizin dışında yaşamak; iğne ile kesmeye, makas ile dikmeye çalışmak gibi. Bu nedenle, sorunun nedeni, sancının merkezi dile getirilirken konu burada kilitleniyor. Derdin devası, sorunun cevabı, problemlerin çözümü belli. Hükmün sahibi ne diyorsa o…
Geçtiğimiz haftalarda içimizi ısıtan, yüreğimizi soğutan bir habere dikkat kesildik. Habere konu olan olay bir okul bahçesinde geçiyordu. Çocuklar dışarda oyun oynarken, okul bahçesine yanaşan kamyon, karşısında kalabalık bir ordu buldu. Adı boykot listelerinin başlarında
Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için. Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor. Bir korku recayla karışık,
Modern Dünyada Takva’yı Anlamak
Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu[1] ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini ve “dışlanmış”, “köktenci batıcı zihniyetinin” sinemada geçerli olduğunu kaydeder. Muhsin Ertuğrul’un filmlerinde Kemalist ideolojinin ön plana çıkarılması ve dinin modernleşme önünde bir engel teşkil ettiğinin vurgulanması ile başlayan süreç 1960’lı yıllarda taşrada hacı, hoca, şeyh gibi figürler üzerinden İslam ve Müslüman manzaraları sunar. Sinemada bu anlatımlar tam da dönemin felsefesine, ideolojisine ışık tutmaktadır. Çünkü cemaat, dindar, dindarlık, camia mefhumları batılı entelijansiyanın ve modernleşmesinin bir sonucu olarak tanımlanan, yorumlanan ve çoğu kez tahrif edilen bir anlayışa hizmet edegelmektedir. Bunun benzer bir sonucunu, özellikle 11 Eylül’ü bir milat olarak aldığımızda, dünya sinemalarında olduğu gibi Türkiye sinemasında da İslam, İslamcılık, hizip, tarikat, radikalleşme, ılımlılaşma, terörizm gibi meseleler etrafında görmemiz mümkündür.
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
1980’li Yıllarda Türkiye’de Öğretmen (1988) Olmak
Bir ülke sinemasında eğitim ve eğitimciler konusu araştırıldığında bunun farklı bileşenleri olduğu gözlenebilir. Nitekim sinemamızda 1960-1990 yılları arasında eğitimci/öğretmen mevzusunu ele alan yapımlara bakıldığında askeri vesayet,
Sen Değerlerini Korursan Değerlerin de Seni Korur
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Mektup XII
Varlık gayemizin dışında yaşamak; iğne ile kesmeye, makas ile dikmeye çalışmak gibi. Bu nedenle, sorunun nedeni, sancının merkezi dile getirilirken konu burada kilitleniyor. Derdin devası, sorunun cevabı, problemlerin çözümü belli. Hükmün sahibi ne diyorsa o…
Koltuğun Hacmi
Geçtiğimiz haftalarda içimizi ısıtan, yüreğimizi soğutan bir habere dikkat kesildik. Habere konu olan olay bir okul bahçesinde geçiyordu. Çocuklar dışarda oyun oynarken, okul bahçesine yanaşan kamyon, karşısında kalabalık bir ordu buldu. Adı boykot listelerinin başlarında
Akıbet Muttakilerindir
Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için. Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor. Bir korku recayla karışık,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.