Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da kapılarından geçiriyor teker teker. Her şiirinde ‘çocuk’ sesi duyuyoruz.
Tertemiz, sade ve masum bir dünya arıyorsanız ‘çocuk dünyasına’ dalmanız, çocuk çığlıklarını duymanız gerektiğini de hatırlıyorsunuz bu kitapta, çünkü sadece çocuk dünyasına daldığınızda gerçekten hayret edecek, heyecanlanacak ve şaşıracaksınız. ”En anlamlı evet” hakkını sunacaklar size üstelik.
İçimizdeki o masum sahneye şu sözlerle çağrılıyoruz: ‘Dönün çocuk dünyasına ki insanlığın haberi duyulsun. Bir çocuk bütün çocukların hatta kendi çocukluk portremizin adını fısıldasın kulaklarınıza.’
Çocuk dünyasını uzaklarda aramaktan vazgeçip içimizde unutulan çocuğu -çocukluğumuzu- bulduğumuz vakit, zihnimizdeki karanlık odalar aydınlanmaya başlayacak, böylece yeniden çocukluğumuza giden yol renkli taşlarla süslenecek. Çünkü çocukluğumuzu ne kadar derin hissedebilirsek o kadar köklerimize, kendimize ve özümüze döneceğiz.
Çünkü ilk kelimesidir insanın, çocuk. O çocuk ise hayat karşısında hiçbir tecrübesi olmayandır. Tereddütsüzdür. Bu nedenledir ki çocuk dünyasına çocuk dilini bilmeden girmemiz imkansız hatta belki de zararlıdır.. ”Çocuk alfabesi ile girilir, çocuğun dünyasına.” Çünkü çocuğun dünyası çocuğa göredir. Çocuğun dünyası çocuğun hakkıdır.
Daha doğmadan rahme düşen çocuğun yaşama hakkı sandığımızdan çok daha erken başlar. Doğum haktır. Sevgi ve şefkat çocuğun hakkıdır. Çocuk sevinçtir. Sevinç olmalıdır… Eğer ki çocuk sevinç olduysa, anne içindeki çocuktan ilham alıyor, içindeki çocuğun cıvıltısıyla çocuk dünyasını şenlendiriyor demektir. Eğer ki sevince dönüşemediyse çocuğumuz, eğer ki çocukluğumuz soğuk ve karanlık odası ise zihnimizin, nasıl bakabiliriz çocuk bakışı ile? ”Kim gösterecek çocuğu olduğu gibi?”
Şaire göre, satır aralarımız çocuksuzca karardığında;
”Her gece uykularında
satır aralarını okurlar karanlığın
körebe oynayan çocuklar
korkusuz dilleriyle
kelimelerin
büyük olduğunu bilir
uykusunda konuşan
her çocuk”
ve Mustafa Ökkeş Evren’e göre bağışlanmanın adıdır çocuk…
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı. Kendi çabasıyla bu çaba birleştiğinde karşıya geçmek mümkün olabilecek. Kaderinin başka ellere de bağlı olduğu söylenebilir. Neyi anlatıyorum? Hüseyin Karatay’ın geçtiğimiz aylarda ikinci basımı yapılan Hayal Tutkusu kitabının kapağını. Yorumlamaya çalıştığımız kapak ile Karatay’ın anlatımı oldukça örtüşüyor.
İki Dil Bir Bavul (2008), iki yönetmenin elinden çıkmış, hem belgesel yönü hem de dramatik unsurları harmanlayan kurmaca özelliğiyle öne çıkan bir yapımdır. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde (Demirci Köyü) yapılan film, Anadolu’nun doğusunda bir köye atanmış genç bir öğretmenin yaşadığı deneyimleri konu edinir.
Toplum için önemli bütün değer alanları manipülatörler tarafından aldanma yapıları olarak işgal edilip yeniden inşa edilebilir. Siyaset, medya, ekonomi, eğitim vb. alanlar manipülatif girişimler için son derece elverişlidir. Gönüllü vatandaşlar, üyeler, izleyiciler, takipçiler, zorunlu katılımcılar, istendik çocuklar ve elemanlar her zaman için kitlesel yönlendirmelerin nesnesi konumundadırlar.
Hiç Haksız Olur Mu Çocuklar?
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da kapılarından geçiriyor teker teker. Her şiirinde ‘çocuk’ sesi duyuyoruz.
Tertemiz, sade ve masum bir dünya arıyorsanız ‘çocuk dünyasına’ dalmanız, çocuk çığlıklarını duymanız gerektiğini de hatırlıyorsunuz bu kitapta, çünkü sadece çocuk dünyasına daldığınızda gerçekten hayret edecek, heyecanlanacak ve şaşıracaksınız. ”En anlamlı evet” hakkını sunacaklar size üstelik.
İçimizdeki o masum sahneye şu sözlerle çağrılıyoruz: ‘Dönün çocuk dünyasına ki insanlığın haberi duyulsun. Bir çocuk bütün çocukların hatta kendi çocukluk portremizin adını fısıldasın kulaklarınıza.’
Çocuk dünyasını uzaklarda aramaktan vazgeçip içimizde unutulan çocuğu -çocukluğumuzu- bulduğumuz vakit, zihnimizdeki karanlık odalar aydınlanmaya başlayacak, böylece yeniden çocukluğumuza giden yol renkli taşlarla süslenecek. Çünkü çocukluğumuzu ne kadar derin hissedebilirsek o kadar köklerimize, kendimize ve özümüze döneceğiz.
Çünkü ilk kelimesidir insanın, çocuk. O çocuk ise hayat karşısında hiçbir tecrübesi olmayandır. Tereddütsüzdür. Bu nedenledir ki çocuk dünyasına çocuk dilini bilmeden girmemiz imkansız hatta belki de zararlıdır.. ”Çocuk alfabesi ile girilir, çocuğun dünyasına.” Çünkü çocuğun dünyası çocuğa göredir. Çocuğun dünyası çocuğun hakkıdır.
Daha doğmadan rahme düşen çocuğun yaşama hakkı sandığımızdan çok daha erken başlar. Doğum haktır. Sevgi ve şefkat çocuğun hakkıdır. Çocuk sevinçtir. Sevinç olmalıdır… Eğer ki çocuk sevinç olduysa, anne içindeki çocuktan ilham alıyor, içindeki çocuğun cıvıltısıyla çocuk dünyasını şenlendiriyor demektir. Eğer ki sevince dönüşemediyse çocuğumuz, eğer ki çocukluğumuz soğuk ve karanlık odası ise zihnimizin, nasıl bakabiliriz çocuk bakışı ile? ”Kim gösterecek çocuğu olduğu gibi?”
Şaire göre, satır aralarımız çocuksuzca karardığında;
”Her gece uykularında
satır aralarını okurlar karanlığın
körebe oynayan çocuklar
korkusuz dilleriyle
kelimelerin
büyük olduğunu bilir
uykusunda konuşan
her çocuk”
ve Mustafa Ökkeş Evren’e göre bağışlanmanın adıdır çocuk…
”çok pişmanım Allah’ım
bütün yaptıklarımdan
öpsem annemin ellerini
bağışlar mısın beni”‘
İlgili Yazılar
Neo-Liberal Zincirler: Gig Ekonomisinin Görünmez Prangaları ve Kurye Hayatları
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Hayale Tutunmak ya da Hayalle Tutunmak
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı. Kendi çabasıyla bu çaba birleştiğinde karşıya geçmek mümkün olabilecek. Kaderinin başka ellere de bağlı olduğu söylenebilir. Neyi anlatıyorum? Hüseyin Karatay’ın geçtiğimiz aylarda ikinci basımı yapılan Hayal Tutkusu kitabının kapağını. Yorumlamaya çalıştığımız kapak ile Karatay’ın anlatımı oldukça örtüşüyor.
Küçürek Öyküler
Tekasür
– Bu kabristan çok büyümüş.
– Say say bitmiyor, sorma…
Doğu’da Eğitime ve Eğitimciye Bakmak: İki Dil Bir Bavul’dan Okul Tıraşı’na Bir Okuma
İki Dil Bir Bavul (2008), iki yönetmenin elinden çıkmış, hem belgesel yönü hem de dramatik unsurları harmanlayan kurmaca özelliğiyle öne çıkan bir yapımdır. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde (Demirci Köyü) yapılan film, Anadolu’nun doğusunda bir köye atanmış genç bir öğretmenin yaşadığı deneyimleri konu edinir.
Edebiyat ve Manipülasyon
Toplum için önemli bütün değer alanları manipülatörler tarafından aldanma yapıları olarak işgal edilip yeniden inşa edilebilir. Siyaset, medya, ekonomi, eğitim vb. alanlar manipülatif girişimler için son derece elverişlidir. Gönüllü vatandaşlar, üyeler, izleyiciler, takipçiler, zorunlu katılımcılar, istendik çocuklar ve elemanlar her zaman için kitlesel yönlendirmelerin nesnesi konumundadırlar.