Eğitimle alâkalı olacak bu kısa yazımda, eğitimin felsefesinden, muhtelif eğitim modellerinden, modern eğitimden, Emerson’un ya da Rousseau’nun tavsiyelerinden, sosyolojik tanımlamalardan, eğitim şûrasının hiçbir müsbet sonuca yönelik olmayan ipe sapa gelmez beylik lâflarından, Talim Terbiye’den, teorik fantezilerden, eğitim sistemimiz aslında şöyle ya da böyle olmalı gibi boş avuntulardan, akademisyenlerimizin şekil bakımından ekranları dolduran ama muhteva bakımından avare kaçan fikir hovardalığı dolu nutuklarından, milli dâvâlara karşı tasasız siyasetçilerin dar ve sahte oyalamalarından bahsederek konuyu dağıtan aşırı yorumlar yapmayacağım. Fazlaca siyasî failler de bulmaya çalışmayacağım. Basmakalıp normlara tevessül etmeden ve meselenin bizzat ocağında yetişmiş bir kişi olarak çok zorlansam da öfkenin söz dağarcığını kullanmayacağım. Sadece kendi hikâyemizden ve bazı küçük mukayeseler yaparak bahsedeceğim. Yâni bizim olan o hazin ve karanlık hikâyemizin bugüne kadar ki çok kısa seyrinden… Her vesile ile sıklıkla kullandığımız ve şimdi de kendisinden bahis açtığımız bir mefhum var; bu mefhum, uygun ve yerinde uygulandığında insanlığın medeniyet tâcını taşıyacak olan eğitim mefhumudur. Aslına bakarsanız sıklıkla kullandığımız bu mefhum, doğru seçilmiş bir mefhum da değil. Çünkü bize ait güzide bir geçmişin parçalarını birleştirmekten bazı yanlarıyla eksik kalır bu kavram.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Özellikle Batı’da yaşayan Müslüman topluluklar, çokkültürlü toplumlarda dinin nasıl yorumlanacağına dair yeni içtihatlara ihtiyaç duymakta ve bu bağlamda içtihat meselesi güncelliğini korumaktadır. Dolayısıyla içtihat sorunu, yalnızca fıkhi bir mesele olmaktan çıkıp çağdaş Müslüman kimliğinin inşasında da merkezi bir rol oynamaktadır.
Fıkhın, kendini güncelleme kabiliyeti sayesinde Müslüman toplumlarda ortaya çıkan birçok probleme asırlar boyunca etkin çözümler ürettiğini ifade etmek hakkaniyetli bir değerlendirme olur. Ancak özellikle son iki asra gelindiğinde bu durumun belirli ölçüde değişiklik arz ettiği gözlenmektedir. Tek bir nedene indirgenemeyecek kadar girift olan bu değişimin temelinde Müslüman toplumların Batı karşısında siyasi hâkimiyetlerini kaybetmesi yatmaktadır.
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
İslam, bireysel hayattan toplumsal hayata, inançtan ibadete, ahlâktan siyasete, sanattan iktisada kadar hayatın her yönünü bütünüyle ele alan bir dindir. İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması ne kadar önemliyse iktisada ait hükümlerin öğrenilmesi, uygulanması da o kadar önemlidir.İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması
Değişim kaçınılmaz bir süreçtir. Değişmeden sabit kalan değil değişebilen, kendini güncelleyebilen ve değişimi yönlendirebilen ayakta kalır. Değişemeyen, statik yapısını devamlı hale getiren ise tarihte kalmaya mahkûmdur.
Eğitim Maarif veya Bir Gelecek Projesi Hayâli
Eğitimle alâkalı olacak bu kısa yazımda, eğitimin felsefesinden, muhtelif eğitim modellerinden, modern eğitimden, Emerson’un ya da Rousseau’nun tavsiyelerinden, sosyolojik tanımlamalardan, eğitim şûrasının hiçbir müsbet sonuca yönelik olmayan ipe sapa gelmez beylik lâflarından, Talim Terbiye’den, teorik fantezilerden, eğitim sistemimiz aslında şöyle ya da böyle olmalı gibi boş avuntulardan, akademisyenlerimizin şekil bakımından ekranları dolduran ama muhteva bakımından avare kaçan fikir hovardalığı dolu nutuklarından, milli dâvâlara karşı tasasız siyasetçilerin dar ve sahte oyalamalarından bahsederek konuyu dağıtan aşırı yorumlar yapmayacağım. Fazlaca siyasî failler de bulmaya çalışmayacağım. Basmakalıp normlara tevessül etmeden ve meselenin bizzat ocağında yetişmiş bir kişi olarak çok zorlansam da öfkenin söz dağarcığını kullanmayacağım. Sadece kendi hikâyemizden ve bazı küçük mukayeseler yaparak bahsedeceğim. Yâni bizim olan o hazin ve karanlık hikâyemizin bugüne kadar ki çok kısa seyrinden… Her vesile ile sıklıkla kullandığımız ve şimdi de kendisinden bahis açtığımız bir mefhum var; bu mefhum, uygun ve yerinde uygulandığında insanlığın medeniyet tâcını taşıyacak olan eğitim mefhumudur. Aslına bakarsanız sıklıkla kullandığımız bu mefhum, doğru seçilmiş bir mefhum da değil. Çünkü bize ait güzide bir geçmişin parçalarını birleştirmekten bazı yanlarıyla eksik kalır bu kavram.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslam’da Yenilenme Kapısı Olarak İçtihat Üzerine Düşünceler
Özellikle Batı’da yaşayan Müslüman topluluklar, çokkültürlü toplumlarda dinin nasıl yorumlanacağına dair yeni içtihatlara ihtiyaç duymakta ve bu bağlamda içtihat meselesi güncelliğini korumaktadır. Dolayısıyla içtihat sorunu, yalnızca fıkhi bir mesele olmaktan çıkıp çağdaş Müslüman kimliğinin inşasında da merkezi bir rol oynamaktadır.
Nas Bağımlılığı ve Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” Filmi
Fıkhın, kendini güncelleme kabiliyeti sayesinde Müslüman toplumlarda ortaya çıkan birçok probleme asırlar boyunca etkin çözümler ürettiğini ifade etmek hakkaniyetli bir değerlendirme olur. Ancak özellikle son iki asra gelindiğinde bu durumun belirli ölçüde değişiklik arz ettiği gözlenmektedir. Tek bir nedene indirgenemeyecek kadar girift olan bu değişimin temelinde Müslüman toplumların Batı karşısında siyasi hâkimiyetlerini kaybetmesi yatmaktadır.
Neden Yardım Ederiz
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
İslam İktisadı
İslam, bireysel hayattan toplumsal hayata, inançtan ibadete, ahlâktan siyasete, sanattan iktisada kadar hayatın her yönünü bütünüyle ele alan bir dindir. İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması ne kadar önemliyse iktisada ait hükümlerin öğrenilmesi, uygulanması da o kadar önemlidir.İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması
“Sabit” Ve “Değişken” Bağlamında İslami Yenilenme
Değişim kaçınılmaz bir süreçtir. Değişmeden sabit kalan değil değişebilen, kendini güncelleyebilen ve değişimi yönlendirebilen ayakta kalır. Değişemeyen, statik yapısını devamlı hale getiren ise tarihte kalmaya mahkûmdur.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.