Devlet, bir yönüyle, sınırları belli bir toprak parçası üzerinde egemenlik kurmuş halkın oluşturduğu yapı olarak tanımlanıyor. Bu tanım zamanla değişiklikler geçirse de temel unsurları bâki kalmakta. Modern dönem her şeye rengini verdiği gibi devlete de rengini veriyor. Bireye seçme hakkı vererek onu vatandaş kılıyor, bir bayrak altında yaşayan toplumu diğer toplumlardan ayırt ederek, uluslaştırarak ulus-devleti inşa ediyor. Devletin bu sürecini, modern devleti ve açmazlarını Sosyolog Abdurrahman Arslan ile konuştuk. Müslümanların devlet ile olan münakaşalarına kadar sürdürdüğümüz konuşmayla sizleri baş başa bırakıyoruz.
Devlet dediğimizde kimsenin yabancılık çekmediği bir kelimeden bahsediyoruz ancak devletin ne olduğunu sorduğumuzda aynı belirlilikte bir cevap alamıyoruz diyor Alessandro Passerin. Devlet dediğimiz yapı sizce nedir, varoluş temelleri nelerdir? Bu yapının başlangıcını nereden başlatmak uygun olur?
Çok basite indirgeyerek söyleyeceğim. Organik bir açıklama gibi göz önünde ve bir yönetme meselesi olarak otoritenin kullanımı cihetinden baktığımızda bunun başlangıcını aileye kadar götürebiliriz. Aile, sosyal bir dünya olduğu gibi aynı zamanda bir yönetim merkezi ve dinî/duygusal bir örgütlenme modelidir. Zira beşerî beraberlik daima bir yönetim meselesi dolayısıyla bir otoriteyle karşı karşıyadır. Yönetim dediğimiz merkezde bir otorite altında ya da bir otoriteye bağlı kalarak gerçekleşiyor. Basit bir ifadeyle bu bağlamda devleti aile ya da topluluk değil de daha geniş ölçekteki beşeri beraberlikleri yönetmek üzere insanlar tarafından oluşturulan kurum-yapı olarak görebiliriz.
Bu yazının devamı
212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Adalet kavramı, tarih boyunca anlaşılmaya çalışılmış, üzerinde çokça konuşulmuş, bununla birlikte kalıba sığmayan yönüyle tanımları delip geçmiş bir kavramdır. Bizler de ele avuca sığmayan, hayatımızı şekillendirmesi gereken adalet kavramını anlamak adına siyaset bilimci Ahmet Okumuş hocaya sorularımızı ilettik.
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
Güncel ve güncelliğini de yitirmeyecek bir konu; eğitim. Nasıl olmalı, nerde olmalı, kim vermeli gibi birçok temel sorunun yanı sıra küresel ve yerel politikalarla çok alâkalı olan bir konu, eğitim. Hayatın bu kadar içinden, hayatı bu kadar ilgilendiren bir konu ama bir o kadar da bizlere sorulmayan ve hep maruz kaldığımız bir konu, eğitim. Mevcut eğitim sistemi ve toplumun eğitim algısı nasıl seyrediyor?
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
İslâm siyaset düşüncesine konu olan bir külliyatla karşı karşıyayız. Bunların birçoğu gün yüzüne çıkmış, büyük bir çoğunluğuysa gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor gibi. Bu külliyat hakkında konuşalım istiyoruz.
Modern Devlet ve Açmazları Üzerine
Röportaj: Ferhat Koç
Devlet, bir yönüyle, sınırları belli bir toprak parçası üzerinde egemenlik kurmuş halkın oluşturduğu yapı olarak tanımlanıyor. Bu tanım zamanla değişiklikler geçirse de temel unsurları bâki kalmakta. Modern dönem her şeye rengini verdiği gibi devlete de rengini veriyor. Bireye seçme hakkı vererek onu vatandaş kılıyor, bir bayrak altında yaşayan toplumu diğer toplumlardan ayırt ederek, uluslaştırarak ulus-devleti inşa ediyor. Devletin bu sürecini, modern devleti ve açmazlarını Sosyolog Abdurrahman Arslan ile konuştuk. Müslümanların devlet ile olan münakaşalarına kadar sürdürdüğümüz konuşmayla sizleri baş başa bırakıyoruz.
Devlet dediğimizde kimsenin yabancılık çekmediği bir kelimeden bahsediyoruz ancak devletin ne olduğunu sorduğumuzda aynı belirlilikte bir cevap alamıyoruz diyor Alessandro Passerin. Devlet dediğimiz yapı sizce nedir, varoluş temelleri nelerdir? Bu yapının başlangıcını nereden başlatmak uygun olur?
Çok basite indirgeyerek söyleyeceğim. Organik bir açıklama gibi göz önünde ve bir yönetme meselesi olarak otoritenin kullanımı cihetinden baktığımızda bunun başlangıcını aileye kadar götürebiliriz. Aile, sosyal bir dünya olduğu gibi aynı zamanda bir yönetim merkezi ve dinî/duygusal bir örgütlenme modelidir. Zira beşerî beraberlik daima bir yönetim meselesi dolayısıyla bir otoriteyle karşı karşıyadır. Yönetim dediğimiz merkezde bir otorite altında ya da bir otoriteye bağlı kalarak gerçekleşiyor. Basit bir ifadeyle bu bağlamda devleti aile ya da topluluk değil de daha geniş ölçekteki beşeri beraberlikleri yönetmek üzere insanlar tarafından oluşturulan kurum-yapı olarak görebiliriz.
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Teyakkuz Hali Olarak ‘Adalet’ Üzerine
Adalet kavramı, tarih boyunca anlaşılmaya çalışılmış, üzerinde çokça konuşulmuş, bununla birlikte kalıba sığmayan yönüyle tanımları delip geçmiş bir kavramdır. Bizler de ele avuca sığmayan, hayatımızı şekillendirmesi gereken adalet kavramını anlamak adına siyaset bilimci Ahmet Okumuş hocaya sorularımızı ilettik.
Güney Afrikalı Nazarında İsrail Apartheidi
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
Eğitim Üzerine
Güncel ve güncelliğini de yitirmeyecek bir konu; eğitim. Nasıl olmalı, nerde olmalı, kim vermeli gibi birçok temel sorunun yanı sıra küresel ve yerel politikalarla çok alâkalı olan bir konu, eğitim. Hayatın bu kadar içinden, hayatı bu kadar ilgilendiren bir konu ama bir o kadar da bizlere sorulmayan ve hep maruz kaldığımız bir konu, eğitim. Mevcut eğitim sistemi ve toplumun eğitim algısı nasıl seyrediyor?
Gazze Özelinde ‘Tanrı Suskunluğu’ ve Teodise
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
İslam Siyaset Metinleri ve Eleştirellik Üzerine
İslâm siyaset düşüncesine konu olan bir külliyatla karşı karşıyayız. Bunların birçoğu gün yüzüne çıkmış, büyük bir çoğunluğuysa gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor gibi. Bu külliyat hakkında konuşalım istiyoruz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.