Devlet, günümüzde daha çok kurumlar biçiminde örgütlenmiş siyasal yapının karşılığı olarak kullanılan bir kavramdır. Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar. O yüzden, henüz “devlet olamamış” gruplar, farklı yöntemler deneyerek, yani kimileri de ikna veya toplumsal değişim yöntemini kullanarak, kimileri zora başvurarak vs bu gücü elde etmek isterler. Çağdaş dönemde faaliyet gösteren irili ufaklı İslami grupların dillendirdiği “İslam devleti” talebi de benzer türde bir istenci yansıtır. Burada da amaç, basitçe, İslami ilkeler doğrultusunda İslami hükümlerin uygulanmasıdır.
Kısacası, doğal olan, ideolojik grupların siyasal erki ele geçirmek istemeleridir. Peki, ya bazıları bu talepten vazgeçiyorsa? O zaman ne söylenecektir? Burada ince eleyip sık dokuyarak bazı tahliller yapılması, evvel emirde de şu soruya cevap aranması gerekiyor: Talepten vazgeçenler kimlerdir? Acaba bunlar “temsil” makamındaki kişiler midir, yoksa sadece “vitrinde boy gösteren” ama aslında ideolojiyi iyi anlamamış, kafa karışıklığı yaşayan, ikbal beklentileri olan veya ayartılmış vb (hatta “ajan”) tipler midir? Soru önemlidir, çünkü eğer talepten vazgeçenler ilk kategoride yer alan kişiler ise bu, doğrudan (ve haklı olarak) “ideolojinin zaafı” olarak algılanır ama eğer ikinci kategoride yer alan tipler ise bunun izahı kolaydır.
Bu yazının devamı
212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Hayatın içerisinde insan tekinin kadın ve erkek olarak büyük görünümü içinde çocukların da yeri tartışmasızdır. Öte yandan edebiyatın hayata koşut olan önemi de ortadadır. Burada, modern zamanlar kategorisini tamamen
Bir telaş, bir yarış, bir hırs, bir kovalamaca… İyi de bu gidiş nereye? Nereye çıkar bu yol? Yolcu neden gittiği yolun doğruluğunu, yanlışlığını düşünmez? Bir geri dönüş olmayacak mı yol yanlış ise? Bir an önce pişman olup doğruya yönelmek sonradan yaşanacak
Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim
Devlet Talebinden Vazgeçilebilir mi?
Devlet, günümüzde daha çok kurumlar biçiminde örgütlenmiş siyasal yapının karşılığı olarak kullanılan bir kavramdır. Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar. O yüzden, henüz “devlet olamamış” gruplar, farklı yöntemler deneyerek, yani kimileri de ikna veya toplumsal değişim yöntemini kullanarak, kimileri zora başvurarak vs bu gücü elde etmek isterler. Çağdaş dönemde faaliyet gösteren irili ufaklı İslami grupların dillendirdiği “İslam devleti” talebi de benzer türde bir istenci yansıtır. Burada da amaç, basitçe, İslami ilkeler doğrultusunda İslami hükümlerin uygulanmasıdır.
Kısacası, doğal olan, ideolojik grupların siyasal erki ele geçirmek istemeleridir. Peki, ya bazıları bu talepten vazgeçiyorsa? O zaman ne söylenecektir? Burada ince eleyip sık dokuyarak bazı tahliller yapılması, evvel emirde de şu soruya cevap aranması gerekiyor: Talepten vazgeçenler kimlerdir? Acaba bunlar “temsil” makamındaki kişiler midir, yoksa sadece “vitrinde boy gösteren” ama aslında ideolojiyi iyi anlamamış, kafa karışıklığı yaşayan, ikbal beklentileri olan veya ayartılmış vb (hatta “ajan”) tipler midir? Soru önemlidir, çünkü eğer talepten vazgeçenler ilk kategoride yer alan kişiler ise bu, doğrudan (ve haklı olarak) “ideolojinin zaafı” olarak algılanır ama eğer ikinci kategoride yer alan tipler ise bunun izahı kolaydır.
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çocuk Edebiyatının Kuramsal Boyutu
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Çocuk Kitapları Çocukların mı?
Hayatın içerisinde insan tekinin kadın ve erkek olarak büyük görünümü içinde çocukların da yeri tartışmasızdır. Öte yandan edebiyatın hayata koşut olan önemi de ortadadır. Burada, modern zamanlar kategorisini tamamen
Her Tövbe Yeni Bir Umuttur
Bir telaş, bir yarış, bir hırs, bir kovalamaca… İyi de bu gidiş nereye? Nereye çıkar bu yol? Yolcu neden gittiği yolun doğruluğunu, yanlışlığını düşünmez? Bir geri dönüş olmayacak mı yol yanlış ise? Bir an önce pişman olup doğruya yönelmek sonradan yaşanacak
Kitle, İktidar ve Eğitim Üzerine Mülahazalar
Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.