Devlet, günümüzde daha çok kurumlar biçiminde örgütlenmiş siyasal yapının karşılığı olarak kullanılan bir kavramdır. Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar. O yüzden, henüz “devlet olamamış” gruplar, farklı yöntemler deneyerek, yani kimileri de ikna veya toplumsal değişim yöntemini kullanarak, kimileri zora başvurarak vs bu gücü elde etmek isterler. Çağdaş dönemde faaliyet gösteren irili ufaklı İslami grupların dillendirdiği “İslam devleti” talebi de benzer türde bir istenci yansıtır. Burada da amaç, basitçe, İslami ilkeler doğrultusunda İslami hükümlerin uygulanmasıdır.
Kısacası, doğal olan, ideolojik grupların siyasal erki ele geçirmek istemeleridir. Peki, ya bazıları bu talepten vazgeçiyorsa? O zaman ne söylenecektir? Burada ince eleyip sık dokuyarak bazı tahliller yapılması, evvel emirde de şu soruya cevap aranması gerekiyor: Talepten vazgeçenler kimlerdir? Acaba bunlar “temsil” makamındaki kişiler midir, yoksa sadece “vitrinde boy gösteren” ama aslında ideolojiyi iyi anlamamış, kafa karışıklığı yaşayan, ikbal beklentileri olan veya ayartılmış vb (hatta “ajan”) tipler midir? Soru önemlidir, çünkü eğer talepten vazgeçenler ilk kategoride yer alan kişiler ise bu, doğrudan (ve haklı olarak) “ideolojinin zaafı” olarak algılanır ama eğer ikinci kategoride yer alan tipler ise bunun izahı kolaydır.
Bu yazının devamı
212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
‘Yardımlaşma’ dendiğinde genellikle anlaşılan; cebimizde ağırlık eden üç beş lirayı bir dilencinin eline tutuşturmak şeklinde karikatürize edilir hale gelmişse; bu anlayışın yaygınlaşmasında eli sıkı davranan her birimizin katkısı vardır.
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Her ne kadar klasik ahlâk, iyi, güzel ve doğru arasında bir bağlantı görmekteyse de, derinlemesine bir bakış bu kavramların (hasletlerin) kimi zaman örtüşseler de, kimileyin de çatıştıklarını ortaya koyabilecektir. Belli ki güzel estetikle ilgilidir, doğru hakikatle, iyi ise fayda ile.
Müzik, sesin bestelenip icra edilen ve böylelikle üretilip tüketilen bir kültür öğesinden ziyade, üzerinde felsefi düşüncelerin kabuk bağladığı, aynı zamanda kültürel, sosyolojik, psikolojik, siyasal ve ekonomik bağlamları olan bir fenomendir.
Devlet Talebinden Vazgeçilebilir mi?
Devlet, günümüzde daha çok kurumlar biçiminde örgütlenmiş siyasal yapının karşılığı olarak kullanılan bir kavramdır. Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar. O yüzden, henüz “devlet olamamış” gruplar, farklı yöntemler deneyerek, yani kimileri de ikna veya toplumsal değişim yöntemini kullanarak, kimileri zora başvurarak vs bu gücü elde etmek isterler. Çağdaş dönemde faaliyet gösteren irili ufaklı İslami grupların dillendirdiği “İslam devleti” talebi de benzer türde bir istenci yansıtır. Burada da amaç, basitçe, İslami ilkeler doğrultusunda İslami hükümlerin uygulanmasıdır.
Kısacası, doğal olan, ideolojik grupların siyasal erki ele geçirmek istemeleridir. Peki, ya bazıları bu talepten vazgeçiyorsa? O zaman ne söylenecektir? Burada ince eleyip sık dokuyarak bazı tahliller yapılması, evvel emirde de şu soruya cevap aranması gerekiyor: Talepten vazgeçenler kimlerdir? Acaba bunlar “temsil” makamındaki kişiler midir, yoksa sadece “vitrinde boy gösteren” ama aslında ideolojiyi iyi anlamamış, kafa karışıklığı yaşayan, ikbal beklentileri olan veya ayartılmış vb (hatta “ajan”) tipler midir? Soru önemlidir, çünkü eğer talepten vazgeçenler ilk kategoride yer alan kişiler ise bu, doğrudan (ve haklı olarak) “ideolojinin zaafı” olarak algılanır ama eğer ikinci kategoride yer alan tipler ise bunun izahı kolaydır.
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gazze ya da Acının Onmaz Hali
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
Kendimize Yardım Etmek
‘Yardımlaşma’ dendiğinde genellikle anlaşılan; cebimizde ağırlık eden üç beş lirayı bir dilencinin eline tutuşturmak şeklinde karikatürize edilir hale gelmişse; bu anlayışın yaygınlaşmasında eli sıkı davranan her birimizin katkısı vardır.
İnsan Odaklı Bir Yönetim Anlayışı
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Kur’ân Ahlâkı Üzerine Bazı Düşünceler
Her ne kadar klasik ahlâk, iyi, güzel ve doğru arasında bir bağlantı görmekteyse de, derinlemesine bir bakış bu kavramların (hasletlerin) kimi zaman örtüşseler de, kimileyin de çatıştıklarını ortaya koyabilecektir. Belli ki güzel estetikle ilgilidir, doğru hakikatle, iyi ise fayda ile.
Müzik Üzerine Değiniler
Müzik, sesin bestelenip icra edilen ve böylelikle üretilip tüketilen bir kültür öğesinden ziyade, üzerinde felsefi düşüncelerin kabuk bağladığı, aynı zamanda kültürel, sosyolojik, psikolojik, siyasal ve ekonomik bağlamları olan bir fenomendir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.