Ivan Gonçarov’un 19. yüzyıl Rus aristokrasisinin ataletiyle özdeşleşmiş kahramanı İlya İlyiç Oblomov, şaşırtıcı bir güncellikle karşımızdadır. Klasik Oblomov, yatağından ve dairesinden ayrılmayı reddeden, eylemsizliği bir yaşam felsefesine dönüştüren pasif bir figürdür; meşhur sabahlığı ise hayata katılmayı reddeden bir ruhun zırhı gibidir.
Bugün ise Oblomov başka bir kılıkta karşımıza çıkar: “Yatağından çıkmayan Oblomov” gitmiş, yerine “ajandasından çıkamayan Oblomov” gelmiştir. Bu yeni figür, sürekli meşgul, yorgun ve tükenmiş olmasına rağmen anlam, sorumluluk ve derinlikten uzak kalmayı başaran modern bir prototiptir. “Hareketlilik içindeki atalet” diyebileceğimiz bu durum, anlamsız hızın yarattığı yeni bir felç hâlidir.
19.yüzyıl Rusya’sının durağan, toprak sahibi soylular sınıfında doğan Oblomovluk, 21. yüzyılın hiper-bağlantılı, performans odaklı ve anlam kriziyle boğuşan bireyinde yeni bir enkarnasyon bulmuştur. Bu yeni form, tükenmişlik (burnout), dijital uyuşma (digital numbness) ve varoluşsal yabancılaşma olarak görünür. Oblomovluğun bu modern tezahürünü anlayabilmek için romanın psikolojik arkeolojisini ve günümüz sosyolojisini birlikte düşünmek gerekir.
Ruhun Coğrafya Arketipi
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslam hukukunun dinamik ve özgün ruhunun yeniden canlandırılmasında ise, günümüz yapay zekâ hukuku tartışmalarını incelemek, ilham verici olabilir. Bu bağlamda, medeni hukuku yakından ilgilendiren ve aynı zamanda sorumluluk gibi en temel hukuki konuları da şekillendirebilecek olan yapay zekâya kişilik verilmesiyle ilgili tartışmalara kısaca değinmek, ufuk açıcı olabilir
Aile toplumun en küçük birimi olarak kabul edilmektedir. Sağlıklı, güçlü ve huzurlu bir toplumun garantisi aile kurumudur. Ailenin belki de en başta gelen görevlerinden biri, çocukların bakımı ve eğitimidir.
Tolstoy’un bir sözünü hatırlıyorum; “Tanrı insanı özgür kılar.” Buna gerçekten inanıyordu Tolstoy ve sık söylediği bir sözü vardı; “İnsanlar özgürlüğümü kısıtlıyorlar ve özgür olabilmem için Tanrıyla başbaşa kalabilmeliyim…” diyordu. Nitekim insanlardan kaçtığı ve belki de İstanbul’a gelmek üzere yola çıktığında yaşlı bedeni Rusya steplerinin soğuğuna dayanamaz ve ebedi özgürlüğüne yürür. “Tanrı’nın egemenliği içinizdedir” diyerek insanları …
Her din, dünya görüşü ve ideoloji bir ‘hakikat’ iddiası içerir. Bu hakikat insanı öyle bir kuşatır ki, insan onunla görür, onunla düşünür, onunla işitir ve onunla hisseder. Hiçbirşeyi onun dışında yorumlayamaz olur! Bunun güzel bir örneği Orphalese halkına giderayak hitâb eden Ermiş’de görülür.
Ajandadaki Oblomov: Koştururken Tükenen Modern Erkeğin Portresi
Ivan Gonçarov’un 19. yüzyıl Rus aristokrasisinin ataletiyle özdeşleşmiş kahramanı İlya İlyiç Oblomov, şaşırtıcı bir güncellikle karşımızdadır. Klasik Oblomov, yatağından ve dairesinden ayrılmayı reddeden, eylemsizliği bir yaşam felsefesine dönüştüren pasif bir figürdür; meşhur sabahlığı ise hayata katılmayı reddeden bir ruhun zırhı gibidir.
Bugün ise Oblomov başka bir kılıkta karşımıza çıkar: “Yatağından çıkmayan Oblomov” gitmiş, yerine “ajandasından çıkamayan Oblomov” gelmiştir. Bu yeni figür, sürekli meşgul, yorgun ve tükenmiş olmasına rağmen anlam, sorumluluk ve derinlikten uzak kalmayı başaran modern bir prototiptir. “Hareketlilik içindeki atalet” diyebileceğimiz bu durum, anlamsız hızın yarattığı yeni bir felç hâlidir.
19.yüzyıl Rusya’sının durağan, toprak sahibi soylular sınıfında doğan Oblomovluk, 21. yüzyılın hiper-bağlantılı, performans odaklı ve anlam kriziyle boğuşan bireyinde yeni bir enkarnasyon bulmuştur. Bu yeni form, tükenmişlik (burnout), dijital uyuşma (digital numbness) ve varoluşsal yabancılaşma olarak görünür. Oblomovluğun bu modern tezahürünü anlayabilmek için romanın psikolojik arkeolojisini ve günümüz sosyolojisini birlikte düşünmek gerekir.
Ruhun Coğrafya Arketipi
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
E. W. Saıd ve Filistin’ in Kayıp Halkası: Self Determinasyon
Ben barbarların atlarını iyi bilirim.
Bir ben dururum onların karşısında,
Bir ben, gençliğin yüreğiyim her daim,
Yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların.
Yapay Zekâ Çağında Fıkıh: Modern Tartışmaları Kadim Lensle Okumak
İslam hukukunun dinamik ve özgün ruhunun yeniden canlandırılmasında ise, günümüz yapay zekâ hukuku tartışmalarını incelemek, ilham verici olabilir. Bu bağlamda, medeni hukuku yakından ilgilendiren ve aynı zamanda sorumluluk gibi en temel hukuki konuları da şekillendirebilecek olan yapay zekâya kişilik verilmesiyle ilgili tartışmalara kısaca değinmek, ufuk açıcı olabilir
Okul Öncesi Dönemde Din Eğitimi IV
Aile toplumun en küçük birimi olarak kabul edilmektedir. Sağlıklı, güçlü ve huzurlu bir toplumun garantisi aile kurumudur. Ailenin belki de en başta gelen görevlerinden biri, çocukların bakımı ve eğitimidir.
Özgür Olmayan Aydın Sadece Kelime Kalpazanıdır
Tolstoy’un bir sözünü hatırlıyorum; “Tanrı insanı özgür kılar.” Buna gerçekten inanıyordu Tolstoy ve sık söylediği bir sözü vardı; “İnsanlar özgürlüğümü kısıtlıyorlar ve özgür olabilmem için Tanrıyla başbaşa kalabilmeliyim…” diyordu. Nitekim insanlardan kaçtığı ve belki de İstanbul’a gelmek üzere yola çıktığında yaşlı bedeni Rusya steplerinin soğuğuna dayanamaz ve ebedi özgürlüğüne yürür. “Tanrı’nın egemenliği içinizdedir” diyerek insanları …
Gücünü ‘Hakikat’ten Almayan ‘İktidar’
Her din, dünya görüşü ve ideoloji bir ‘hakikat’ iddiası içerir. Bu hakikat insanı öyle bir kuşatır ki, insan onunla görür, onunla düşünür, onunla işitir ve onunla hisseder. Hiçbirşeyi onun dışında yorumlayamaz olur! Bunun güzel bir örneği Orphalese halkına giderayak hitâb eden Ermiş’de görülür.
Alışverişe devam et