Ivan Gonçarov’un 19. yüzyıl Rus aristokrasisinin ataletiyle özdeşleşmiş kahramanı İlya İlyiç Oblomov, şaşırtıcı bir güncellikle karşımızdadır. Klasik Oblomov, yatağından ve dairesinden ayrılmayı reddeden, eylemsizliği bir yaşam felsefesine dönüştüren pasif bir figürdür; meşhur sabahlığı ise hayata katılmayı reddeden bir ruhun zırhı gibidir.
Bugün ise Oblomov başka bir kılıkta karşımıza çıkar: “Yatağından çıkmayan Oblomov” gitmiş, yerine “ajandasından çıkamayan Oblomov” gelmiştir. Bu yeni figür, sürekli meşgul, yorgun ve tükenmiş olmasına rağmen anlam, sorumluluk ve derinlikten uzak kalmayı başaran modern bir prototiptir. “Hareketlilik içindeki atalet” diyebileceğimiz bu durum, anlamsız hızın yarattığı yeni bir felç hâlidir.
19.yüzyıl Rusya’sının durağan, toprak sahibi soylular sınıfında doğan Oblomovluk, 21. yüzyılın hiper-bağlantılı, performans odaklı ve anlam kriziyle boğuşan bireyinde yeni bir enkarnasyon bulmuştur. Bu yeni form, tükenmişlik (burnout), dijital uyuşma (digital numbness) ve varoluşsal yabancılaşma olarak görünür. Oblomovluğun bu modern tezahürünü anlayabilmek için romanın psikolojik arkeolojisini ve günümüz sosyolojisini birlikte düşünmek gerekir.
Ruhun Coğrafya Arketipi
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanların bir arada anlamlı yaşamalarını mümkün kılan önemli zeminlerden birisi olarak hukuk, geçmişten günümüze çok farklı tehditlerle karşı karşıya kaldı.
Tüm Müslüman toplumlarında, dolayısıyla ve özellikle Türkiye’de oldukça problemli, son derece tuhaf bir süreç yaşanıyor. Gerçi hemen herkesin kolaylıkla
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Dinlerin büyük çoğunluğunun temel paradigması insanın yaratıcısına kulluk etmek için dünyaya gelmiş olmasıdır. Yani hayat, teleolojiktir/erekseldir/amaçsaldır. İnsanın var olmasının dinler açısından ilâhî bir amacı vardır. Bu da en genel anlamıyla kulluk etmektir. Kulluk nasıl yapılır sorusuna, ibadet etmekten adaletli davranmaya, işi ehline vermekten tevhidî bir itikada sahip olmak gibi onlarca cevap verilebilir. Özellikle İslâm teolojisi bağlamında düşünülecek olursa; insan, -farklı mezheplerde çeşitli yorumlar olmakla beraber- irade sahibi, tercih yapabilen, özgür bir varlıktır.
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Ajandadaki Oblomov: Koştururken Tükenen Modern Erkeğin Portresi
Ivan Gonçarov’un 19. yüzyıl Rus aristokrasisinin ataletiyle özdeşleşmiş kahramanı İlya İlyiç Oblomov, şaşırtıcı bir güncellikle karşımızdadır. Klasik Oblomov, yatağından ve dairesinden ayrılmayı reddeden, eylemsizliği bir yaşam felsefesine dönüştüren pasif bir figürdür; meşhur sabahlığı ise hayata katılmayı reddeden bir ruhun zırhı gibidir.
Bugün ise Oblomov başka bir kılıkta karşımıza çıkar: “Yatağından çıkmayan Oblomov” gitmiş, yerine “ajandasından çıkamayan Oblomov” gelmiştir. Bu yeni figür, sürekli meşgul, yorgun ve tükenmiş olmasına rağmen anlam, sorumluluk ve derinlikten uzak kalmayı başaran modern bir prototiptir. “Hareketlilik içindeki atalet” diyebileceğimiz bu durum, anlamsız hızın yarattığı yeni bir felç hâlidir.
19.yüzyıl Rusya’sının durağan, toprak sahibi soylular sınıfında doğan Oblomovluk, 21. yüzyılın hiper-bağlantılı, performans odaklı ve anlam kriziyle boğuşan bireyinde yeni bir enkarnasyon bulmuştur. Bu yeni form, tükenmişlik (burnout), dijital uyuşma (digital numbness) ve varoluşsal yabancılaşma olarak görünür. Oblomovluğun bu modern tezahürünü anlayabilmek için romanın psikolojik arkeolojisini ve günümüz sosyolojisini birlikte düşünmek gerekir.
Ruhun Coğrafya Arketipi
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Tekno-Kapitalizm Çağında Hukuk Yasaya, Adalet Çıkara Nasıl Dönüştü?
İnsanların bir arada anlamlı yaşamalarını mümkün kılan önemli zeminlerden birisi olarak hukuk, geçmişten günümüze çok farklı tehditlerle karşı karşıya kaldı.
“Dosdoğru Yol”un Sapakları ve Gidişatı Dosdoğru Kılmak Üzerine
Tüm Müslüman toplumlarında, dolayısıyla ve özellikle Türkiye’de oldukça problemli, son derece tuhaf bir süreç yaşanıyor. Gerçi hemen herkesin kolaylıkla
Vusûlsüzlüğümüz Samimiyet Yoksunluğundan(mı)dır?
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
“İnsan”ın Yapısal Dönüşümü: Teo-Kadercilikten Biyo-Kaderciliğe
Dinlerin büyük çoğunluğunun temel paradigması insanın yaratıcısına kulluk etmek için dünyaya gelmiş olmasıdır. Yani hayat, teleolojiktir/erekseldir/amaçsaldır. İnsanın var olmasının dinler açısından ilâhî bir amacı vardır. Bu da en genel anlamıyla kulluk etmektir. Kulluk nasıl yapılır sorusuna, ibadet etmekten adaletli davranmaya, işi ehline vermekten tevhidî bir itikada sahip olmak gibi onlarca cevap verilebilir. Özellikle İslâm teolojisi bağlamında düşünülecek olursa; insan, -farklı mezheplerde çeşitli yorumlar olmakla beraber- irade sahibi, tercih yapabilen, özgür bir varlıktır.
Kur’ân Güfte mi?
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.