Birçok ülkenin imza koyduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tarihçesi 1919 yılına dayanmaktadır. I. Dünya Savaşı sonrasında çocukların yaşadığı sefaletten etkilenen İngiliz sosyal reformcu Eglantyne Jebb, görev aldığı Çocuk Koruma Fonu bünyesinde çocuk hakları üzerine çalışmalar yapmış ve taslak metin hazırlamıştır. Eglantyne Jebb, özellikle Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde savaş sebebiyle açlıktan ölmek üzere olan çocukların durumunu iyileştirmek amacıyla yiyecek ve tıbbi malzeme temin etmek için çalışan bir grup olan Fight The Famine Council’e katıldı. Trafalgar Meydanı’nda çocukların içler acısı durumunu gösteren broşürler dağıttı, yaptığı bu eylemlerle hâkim karşısına çıktı ve para cezası aldı. Jepp’in bu duyarlı davranışından etkilenen hâkim, verdiği cezayı kendisi ödedi. Jepp, hazırladığı taslakta, her ulustan, ırktan ve inançtan çocukların sömürüye karşı korunması, fiziksel, zihinsel ve ahlâki gelişimlerinin tam olarak sağlanması, yetişkin hayatına hazırlanmaları konusunda çocuklara karşı sorumlulukları dile getirdi. Bu taslak daha sonra, Milletler Cemiyeti tarafından 1924’de Çocuk Hakları Cenevre Bildirgesi olarak kabul edildi. Çocuk Hakları Cenevre Bildirgesi, uluslararası alanda çocukların korunmasına yönelik yapılan ilk uluslararası belgedir. Cenevre Bildirgesi’nde; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi her insanın sahip olduğu hak ve özgürlükleri ilan ederken, çocukların da özel birtakım ihtiyaçlarının olduğunun anlaşılması, sonraki bir uluslararası belgenin, 1959’daki Çocuk Hakları Bildirgesi’nin kabulüne olanak sağlamıştır.
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı ile niceliksel olarak ifade edilmeye çalışılmıştır.
ONUNCU BÖLÜM Dördüncü ayetin tefsiri ve حمالة الحطب ifadesinin, Ebu Leheb’in karısının kıyamet günündeki halini açıklayan bir ifade oluşu hususundaki delillerinin serdedilmesi Bilmelisin ki, Ebu Leheb’in eşinin odun taşıyan cariye suretinde, şiddetle parlayan bir ateşe atılacağını haber veren bu ayetten kasıt; onun dünyadayken odun taşıyor oluşu değildir. Böylesi bir yorum, ayetin içermiş olduğu anlama uzak; …
Çocuğu yaşam ve gerçekle karşı karşıya getiren kitaplar; dilin anlatım gücünü, güzelliğini ve musikisini de sunar. Sanatsal niteliği olan resimleriyle, sözcüklerin estetik yönüyle kitaplar; okul öncesi dönemden itibaren çocukları ana dilinin güzelliğiyle karşılaştırır. Böylece çocuk, hem okuma kültürü edinir hem de estetik duyarlılığa sahip olur.
Bazı kelimeler yüreğimizden tank gibi geçerken, bazı kelimeler meramımızı anlatmakta kifayetsiz kalmaktadır. Çünkü kelimelerin de ruhu vardır. Kelimeler asırlar boyunca bir milletin dilinde, gönlünde yaşayarak ruh ve mânâ kazanır. Mesela ‘yapıt’ ile ‘eser’ bir midir? Selimiye Camiî, Mimar Sinan’ın yapıtı mı yoksa eseri midir? “Cümle” ile “tümce” aynı şey midir? Cümle âlem yerine tümce âlem diyebilecek miyiz? Kelimeler yüreğimizden geçerken, sözcükler bir yumru gibi takılır kalır gırtlağımızda.
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesine Eleştirel Yaklaşım
Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin Tarihçesi
Birçok ülkenin imza koyduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tarihçesi 1919 yılına dayanmaktadır. I. Dünya Savaşı sonrasında çocukların yaşadığı sefaletten etkilenen İngiliz sosyal reformcu Eglantyne Jebb, görev aldığı Çocuk Koruma Fonu bünyesinde çocuk hakları üzerine çalışmalar yapmış ve taslak metin hazırlamıştır. Eglantyne Jebb, özellikle Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde savaş sebebiyle açlıktan ölmek üzere olan çocukların durumunu iyileştirmek amacıyla yiyecek ve tıbbi malzeme temin etmek için çalışan bir grup olan Fight The Famine Council’e katıldı. Trafalgar Meydanı’nda çocukların içler acısı durumunu gösteren broşürler dağıttı, yaptığı bu eylemlerle hâkim karşısına çıktı ve para cezası aldı. Jepp’in bu duyarlı davranışından etkilenen hâkim, verdiği cezayı kendisi ödedi. Jepp, hazırladığı taslakta, her ulustan, ırktan ve inançtan çocukların sömürüye karşı korunması, fiziksel, zihinsel ve ahlâki gelişimlerinin tam olarak sağlanması, yetişkin hayatına hazırlanmaları konusunda çocuklara karşı sorumlulukları dile getirdi. Bu taslak daha sonra, Milletler Cemiyeti tarafından 1924’de Çocuk Hakları Cenevre Bildirgesi olarak kabul edildi. Çocuk Hakları Cenevre Bildirgesi, uluslararası alanda çocukların korunmasına yönelik yapılan ilk uluslararası belgedir. Cenevre Bildirgesi’nde; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi her insanın sahip olduğu hak ve özgürlükleri ilan ederken, çocukların da özel birtakım ihtiyaçlarının olduğunun anlaşılması, sonraki bir uluslararası belgenin, 1959’daki Çocuk Hakları Bildirgesi’nin kabulüne olanak sağlamıştır.
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
197. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İnsanın Terkedilişi: Dijital ve Siber Bedenler
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı ile niceliksel olarak ifade edilmeye çalışılmıştır.
Leheb Suresi Tefsiri – 2
ONUNCU BÖLÜM Dördüncü ayetin tefsiri ve حمالة الحطب ifadesinin, Ebu Leheb’in karısının kıyamet günündeki halini açıklayan bir ifade oluşu hususundaki delillerinin serdedilmesi Bilmelisin ki, Ebu Leheb’in eşinin odun taşıyan cariye suretinde, şiddetle parlayan bir ateşe atılacağını haber veren bu ayetten kasıt; onun dünyadayken odun taşıyor oluşu değildir. Böylesi bir yorum, ayetin içermiş olduğu anlama uzak; …
Çocuğun Beşerî ve Estetik Dünyasına Dokunmada Kitaplar
Çocuğu yaşam ve gerçekle karşı karşıya getiren kitaplar; dilin anlatım gücünü, güzelliğini ve musikisini de sunar. Sanatsal niteliği olan resimleriyle, sözcüklerin estetik yönüyle kitaplar; okul öncesi dönemden itibaren çocukları ana dilinin güzelliğiyle karşılaştırır. Böylece çocuk, hem okuma kültürü edinir hem de estetik duyarlılığa sahip olur.
Kelimeler ki Tank Gibi Geçer Adamın Yüreğinden
Bazı kelimeler yüreğimizden tank gibi geçerken, bazı kelimeler meramımızı anlatmakta kifayetsiz kalmaktadır. Çünkü kelimelerin de ruhu vardır. Kelimeler asırlar boyunca bir milletin dilinde, gönlünde yaşayarak ruh ve mânâ kazanır. Mesela ‘yapıt’ ile ‘eser’ bir midir? Selimiye Camiî, Mimar Sinan’ın yapıtı mı yoksa eseri midir? “Cümle” ile “tümce” aynı şey midir? Cümle âlem yerine tümce âlem diyebilecek miyiz? Kelimeler yüreğimizden geçerken, sözcükler bir yumru gibi takılır kalır gırtlağımızda.
Özgürlük Manifestosu
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
Alışverişe devam et