Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır. Öbüründe ise kişi kendi arzu ve isteğiyle “yalnız olmak” istemiştir ve bu durum, ‘yalnız kaldım’ lafıyla ifade edilemez. İşte bu tip bir yalnızlık, kaliteli yalnızlık dedikleri yalnızlıktır ve tefekkür ancak bu tip bir yalnızlıkta inkişaf gösterir. Geçimsizlik olgusunun da böyle bir tarafı vardır. Şairin yalnızlık için “her zaman karanlık değil, bazen parıltılı bir mücevherdir yalnızlık” dediği gibi bazen parıltılı bir mücevherdir geçimsizlik…
Kavminin çirkin huylarından kaçıp bir dağda yalnızlığına çekildiğinde Muhammed (sav) geçimsiz bir adamdı. Elbette onun geçimsizliği ne bugün bizim bildiğimiz insanî anlamda bir geçimsizlik ne de ucuz bir geçimsizlikti.
Güneş doğmuş çaydanlıklar koyulmuştu mavi alevin üstüne. Alelacele bir yere yetişmek için evinden fırlayan insanlar, parke taşlarla döşenmiş sokakları hızlı hızlı geçip doldurmuştu -yeniden- iki metrekare olan çay ocağını. Ocaktan yükselen buharlar bir nem bulutu oluşturmuştu. Neredeyse yağmur oluşturacak doygunluktaydı. Sigara dumanları da bu bulutlara sis gibi eşlik ediyordu. Ocaktaki çaydanlık biraz daha fokurdasa hafiften çiseleyecek neredeyse.
“Allah’ın insanları denemek için verdiği maddî ve mânevî sıkıntı, dert, külfet” tanımlaması da halk arasında yer alan (musibetin şer olarak karşımıza çıkması) anlayışın ne kadar yaygın olduğuna işaret etmektedir.
Peki, imtihan yalnızca olumsuz vakıalar üzerinden gerçekleşmiyorsa imtihan nedir? Ve imtihanın olumlu olarak adlandırılabilecek durumları da kapsadığı ne ile delillendirilebilir?
Bir gün dalıp gitsem diyorum henüz erişemediğim topraklarıma. Belli belirsiz düşler içinde hep o aynı başlangıca. Öze. Hakikatin sıradanlığına. Her zaman yaptığım gibi huzursuz bir anımda anneme söylendim uzun uzun ve dediğim dedik bir dik kafalılıkla. Hadi anne gidelim, gidelim dedim feveran ederek. Topraktan kopmuş ne kadar yer varsa terk edelim ve bir kurtuluş meşalesinin öncüsü olalım bu diyarlarda. Bu düşünüş her vakit içimdeki acıyı kılcal damarlarımdan ağır ağır türlü yerlerime yayıp durur ve acının türlü şekillerini keşfettirirdi.
“Bir edebiyat eserini iyi, kötü ya da vasat yapan nedir? Yüzyıllar boyunca bu soruya pek çok farklı cevaplar verildi. Kavrayış derinliği, hayata yakınlık, biçimsel uyum, evrensellik, ahlaki duruş, kelime bazlı yaratıcılık, hayal gücü genişliği: Bunların hepsi belli zamanlarda edebi büyüklüğün nişanı sayıldı.
Şair ve çocuk edebiyatı yazarı olarak tanıdığımız Mustafa Ökkeş Evren bu kez Sus İşaret isimli öykü kitabıyla yetişkin okuyuclarını selalmlıyor. Şiirleri, denemeleri, öyküleri ve çocuklar için yazdığı her türden eserleriyle tanıdığımız
Geçimsiz Çöl Sessizliği
Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır. Öbüründe ise kişi kendi arzu ve isteğiyle “yalnız olmak” istemiştir ve bu durum, ‘yalnız kaldım’ lafıyla ifade edilemez. İşte bu tip bir yalnızlık, kaliteli yalnızlık dedikleri yalnızlıktır ve tefekkür ancak bu tip bir yalnızlıkta inkişaf gösterir. Geçimsizlik olgusunun da böyle bir tarafı vardır. Şairin yalnızlık için “her zaman karanlık değil, bazen parıltılı bir mücevherdir yalnızlık” dediği gibi bazen parıltılı bir mücevherdir geçimsizlik…
Kavminin çirkin huylarından kaçıp bir dağda yalnızlığına çekildiğinde Muhammed (sav) geçimsiz bir adamdı. Elbette onun geçimsizliği ne bugün bizim bildiğimiz insanî anlamda bir geçimsizlik ne de ucuz bir geçimsizlikti.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
192. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Hep Aynı Sıradanlık
Güneş doğmuş çaydanlıklar koyulmuştu mavi alevin üstüne. Alelacele bir yere yetişmek için evinden fırlayan insanlar, parke taşlarla döşenmiş sokakları hızlı hızlı geçip doldurmuştu -yeniden- iki metrekare olan çay ocağını. Ocaktan yükselen buharlar bir nem bulutu oluşturmuştu. Neredeyse yağmur oluşturacak doygunluktaydı. Sigara dumanları da bu bulutlara sis gibi eşlik ediyordu. Ocaktaki çaydanlık biraz daha fokurdasa hafiften çiseleyecek neredeyse.
İmtihan’a Dair
“Allah’ın insanları denemek için verdiği maddî ve mânevî sıkıntı, dert, külfet” tanımlaması da halk arasında yer alan (musibetin şer olarak karşımıza çıkması) anlayışın ne kadar yaygın olduğuna işaret etmektedir.
Peki, imtihan yalnızca olumsuz vakıalar üzerinden gerçekleşmiyorsa imtihan nedir? Ve imtihanın olumlu olarak adlandırılabilecek durumları da kapsadığı ne ile delillendirilebilir?
Vatandan Uzakta
Bir gün dalıp gitsem diyorum henüz erişemediğim topraklarıma. Belli belirsiz düşler içinde hep o aynı başlangıca. Öze. Hakikatin sıradanlığına. Her zaman yaptığım gibi huzursuz bir anımda anneme söylendim uzun uzun ve dediğim dedik bir dik kafalılıkla. Hadi anne gidelim, gidelim dedim feveran ederek. Topraktan kopmuş ne kadar yer varsa terk edelim ve bir kurtuluş meşalesinin öncüsü olalım bu diyarlarda. Bu düşünüş her vakit içimdeki acıyı kılcal damarlarımdan ağır ağır türlü yerlerime yayıp durur ve acının türlü şekillerini keşfettirirdi.
Edebiyat Nasıl Okunur?
“Bir edebiyat eserini iyi, kötü ya da vasat yapan nedir? Yüzyıllar boyunca bu soruya pek çok farklı cevaplar verildi. Kavrayış derinliği, hayata yakınlık, biçimsel uyum, evrensellik, ahlaki duruş, kelime bazlı yaratıcılık, hayal gücü genişliği: Bunların hepsi belli zamanlarda edebi büyüklüğün nişanı sayıldı.
Mustafa Ökkeş Evren’den Hız Çağına “Sus İşareti”
Şair ve çocuk edebiyatı yazarı olarak tanıdığımız Mustafa Ökkeş Evren bu kez Sus İşaret isimli öykü kitabıyla yetişkin okuyuclarını selalmlıyor. Şiirleri, denemeleri, öyküleri ve çocuklar için yazdığı her türden eserleriyle tanıdığımız
Alışverişe devam et