Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır. Öbüründe ise kişi kendi arzu ve isteğiyle “yalnız olmak” istemiştir ve bu durum, ‘yalnız kaldım’ lafıyla ifade edilemez. İşte bu tip bir yalnızlık, kaliteli yalnızlık dedikleri yalnızlıktır ve tefekkür ancak bu tip bir yalnızlıkta inkişaf gösterir. Geçimsizlik olgusunun da böyle bir tarafı vardır. Şairin yalnızlık için “her zaman karanlık değil, bazen parıltılı bir mücevherdir yalnızlık” dediği gibi bazen parıltılı bir mücevherdir geçimsizlik…
Kavminin çirkin huylarından kaçıp bir dağda yalnızlığına çekildiğinde Muhammed (sav) geçimsiz bir adamdı. Elbette onun geçimsizliği ne bugün bizim bildiğimiz insanî anlamda bir geçimsizlik ne de ucuz bir geçimsizlikti.
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Allah kesin sınar (Mu’minûn, 30), zira öncekiler sınanmıştır, sonrakiler de sınanacaktır ki doğrucular ve yalancılar ortaya çıksın. (Ankebût, 3) Ölüm de hayat gibi, insanların iyi amel pratiğini ortaya koymada insanın yüzleştiği beladır. (Mülk, 2) “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ, 35)
İnsan beşerle sınanır çünkü birey, toplumun bir parçası olarak toplumun her halinden iyi veya kötü bir şekilde nasiplenmektedir. Yeryüzü halifeliği gereği beşerle sınanma kaçınılmazdır. Yeryüzünün imarı sınavı, içinde insan unsuru bulunan bir sınavdır. Takva ve zaaf toplumsal hayattan kopuk değildir.
Biz zulmü tanıyamadık. Zulüm neydi anlayamadan mazlum olduk… Zalimin zulmü diyoruz bugün bu olanlara… Asırlardır aynı tuzakla parçalanıyoruz, vuruluyoruz, ölüyoruz, zulüm hâlâ devam ediyor… Ne zaman bitecek… Zulmü bir türlü ortadan kaldıramadık…
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Geçimsiz Çöl Sessizliği
Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır. Öbüründe ise kişi kendi arzu ve isteğiyle “yalnız olmak” istemiştir ve bu durum, ‘yalnız kaldım’ lafıyla ifade edilemez. İşte bu tip bir yalnızlık, kaliteli yalnızlık dedikleri yalnızlıktır ve tefekkür ancak bu tip bir yalnızlıkta inkişaf gösterir. Geçimsizlik olgusunun da böyle bir tarafı vardır. Şairin yalnızlık için “her zaman karanlık değil, bazen parıltılı bir mücevherdir yalnızlık” dediği gibi bazen parıltılı bir mücevherdir geçimsizlik…
Kavminin çirkin huylarından kaçıp bir dağda yalnızlığına çekildiğinde Muhammed (sav) geçimsiz bir adamdı. Elbette onun geçimsizliği ne bugün bizim bildiğimiz insanî anlamda bir geçimsizlik ne de ucuz bir geçimsizlikti.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İmtihanı Kavramlarıyla da Kazanmak
Allah kesin sınar (Mu’minûn, 30), zira öncekiler sınanmıştır, sonrakiler de sınanacaktır ki doğrucular ve yalancılar ortaya çıksın. (Ankebût, 3) Ölüm de hayat gibi, insanların iyi amel pratiğini ortaya koymada insanın yüzleştiği beladır. (Mülk, 2) “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ, 35)
İnsan beşerle sınanır çünkü birey, toplumun bir parçası olarak toplumun her halinden iyi veya kötü bir şekilde nasiplenmektedir. Yeryüzü halifeliği gereği beşerle sınanma kaçınılmazdır. Yeryüzünün imarı sınavı, içinde insan unsuru bulunan bir sınavdır. Takva ve zaaf toplumsal hayattan kopuk değildir.
Mahalleden
Biz zulmü tanıyamadık. Zulüm neydi anlayamadan mazlum olduk… Zalimin zulmü diyoruz bugün bu olanlara… Asırlardır aynı tuzakla parçalanıyoruz, vuruluyoruz, ölüyoruz, zulüm hâlâ devam ediyor… Ne zaman bitecek… Zulmü bir türlü ortadan kaldıramadık…
Hayale Tutunmak ya da Hayalle Tutunmak
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Tevbe Hayat Yolunun Neresindedir?
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Adamak Üstüne
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.