Theseus’un Gemisi, felsefenin en bilinen ve en eski paradokslarından biridir ve temel olarak kimlik ile süreklilik ilişkisini sorgular. Zaman içerisinde parçaları tek tek değiştirilen bir nesnenin, tüm bileşenleri yenilendiğinde hâlâ aynı nesne olarak kabul edilip edilemeyeceği sorusu bu paradoksun merkezinde yer alır. Her geçen gün tahtaları ve çivileri değiştirilen bir gemi, son parçası da yenilendiğinde hâlâ aynı gemi midir? Bu soruyu daha da derinleştiren Thomas Hobbes, eskiyen parçaların bir araya getirilerek ikinci bir gemi oluşturulması durumunda hangisinin gerçek Theseus’un Gemisi sayılacağını sorar. Bu düşünce deneyi ilk bakışta nesnelerle ilgili görünse de aslında çok daha derin bir problemi, yani kişisel özdeşlik meselesini gündeme getirir. Zira insan da zaman içerisinde fiziksel ve psikolojik olarak değişmekte; buna rağmen kendisini aynı kişi olarak görmeye devam etmektedir. Bu durum, değişim ile kimlik arasındaki ilişkinin yalnızca ontolojik değil, aynı zamanda ahlâki ve felsefi açıdan da sorgulanmasını gerekli kılar.
Theseus’un Gemisi paradoksundan hareketle ele alınan kimlik sorunu, insan söz konusu olduğunda çok daha karmaşık bir hâl alır. Zira insan yalnızca fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda zihinsel ve psikolojik süreçleri bünyesinde barındıran dinamik bir bütündür. Zaman içerisinde bireyin bedeni değişime uğramakta, hücreleri yenilenmekte; buna paralel olarak hatıraları, inançları ve kişilik özellikleri de dönüşmektedir. Buna rağmen kişi, tüm bu değişimlere karşın kendisini aynı birey olarak görmeye devam eder. Bu durumu daha somut kılmak için Alzheimer hastası bir birey düşünülebilir.
“[…] her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki sürünün cinsi bozulmasın.”
Tahir bin Âşûr’a göre şeriat yalnızca bireysel ibadetler ya da belirli ahlaki normlarla sınırlı değildir. Şeriat, insanların dünyadaki ve ahiretteki mutluluğunu sağlama amacı güder. Bu nedenle, şeriatın amaçlarını (makâsıd-şeriat) doğru anlamak, içtihat ve hukuki uygulamaların doğru bir şekilde yapılabilmesi için gereklidir.
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Devran dönüyor. Günler, aylar, yıllar… Ve Müslümanlar, sosyal demokratlar, Kemalistler, muhafazakârlar, menfaat için yol arayanlar, solcular, sağcılar, ilericiler, gericiler, lâikler, demokratlar, modernistler, çevreciler, feministler, bir o yanda bir bu yanda olanlar. Evet, bunlar büyük bir tiyatronun aşağı yukarı yüz elli yıllık değişmeyen oyunundaki
Aynı Kişi miyim? Zaman ve Değişim Bağlamında Kişisel Kimlik Problemi
Theseus’un Gemisi, felsefenin en bilinen ve en eski paradokslarından biridir ve temel olarak kimlik ile süreklilik ilişkisini sorgular. Zaman içerisinde parçaları tek tek değiştirilen bir nesnenin, tüm bileşenleri yenilendiğinde hâlâ aynı nesne olarak kabul edilip edilemeyeceği sorusu bu paradoksun merkezinde yer alır. Her geçen gün tahtaları ve çivileri değiştirilen bir gemi, son parçası da yenilendiğinde hâlâ aynı gemi midir? Bu soruyu daha da derinleştiren Thomas Hobbes, eskiyen parçaların bir araya getirilerek ikinci bir gemi oluşturulması durumunda hangisinin gerçek Theseus’un Gemisi sayılacağını sorar. Bu düşünce deneyi ilk bakışta nesnelerle ilgili görünse de aslında çok daha derin bir problemi, yani kişisel özdeşlik meselesini gündeme getirir. Zira insan da zaman içerisinde fiziksel ve psikolojik olarak değişmekte; buna rağmen kendisini aynı kişi olarak görmeye devam etmektedir. Bu durum, değişim ile kimlik arasındaki ilişkinin yalnızca ontolojik değil, aynı zamanda ahlâki ve felsefi açıdan da sorgulanmasını gerekli kılar.
Theseus’un Gemisi paradoksundan hareketle ele alınan kimlik sorunu, insan söz konusu olduğunda çok daha karmaşık bir hâl alır. Zira insan yalnızca fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda zihinsel ve psikolojik süreçleri bünyesinde barındıran dinamik bir bütündür. Zaman içerisinde bireyin bedeni değişime uğramakta, hücreleri yenilenmekte; buna paralel olarak hatıraları, inançları ve kişilik özellikleri de dönüşmektedir. Buna rağmen kişi, tüm bu değişimlere karşın kendisini aynı birey olarak görmeye devam eder. Bu durumu daha somut kılmak için Alzheimer hastası bir birey düşünülebilir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
223. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Felsefe Tarihinin Zakkum Ağacı: Öjenizm
“[…] her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki sürünün cinsi bozulmasın.”
M. Tahir bin Âşûr’un Makasıda ve İçtihada Bakışı
Tahir bin Âşûr’a göre şeriat yalnızca bireysel ibadetler ya da belirli ahlaki normlarla sınırlı değildir. Şeriat, insanların dünyadaki ve ahiretteki mutluluğunu sağlama amacı güder. Bu nedenle, şeriatın amaçlarını (makâsıd-şeriat) doğru anlamak, içtihat ve hukuki uygulamaların doğru bir şekilde yapılabilmesi için gereklidir.
Yönetilen Algı, Kaçak/Homodijitus ve Sığınak/Metaverse
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
İktisadî Hayat ve Temel Prensipler
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Vakit Muhasebe Vaktidir
Devran dönüyor. Günler, aylar, yıllar… Ve Müslümanlar, sosyal demokratlar, Kemalistler, muhafazakârlar, menfaat için yol arayanlar, solcular, sağcılar, ilericiler, gericiler, lâikler, demokratlar, modernistler, çevreciler, feministler, bir o yanda bir bu yanda olanlar. Evet, bunlar büyük bir tiyatronun aşağı yukarı yüz elli yıllık değişmeyen oyunundaki
Alışverişe devam et