Sabah kalktığımızda yaptığımız ilk üç şey nedir? İnternet ortamında amaçsızca geçirdiğimiz vakitler artıyor mu? Herhangi bir amaca yönelik olmaksızın telefonu alıp kurcalamaya başlıyor muyuz?
Bu sorulardan ilkine vereceğimiz cevaplar içinde “ekran” kontrol etmek varsa ve diğer sorulardan birine cevabımız “evet” ise tipik bir kullanıcı olduğumuzu en başından kabul ederek yavaşça arkamıza yaslanalım. Alışkanlık hâline gelen her şeyde olduğu gibi ekranların tipik kullanıcısı da bu alışkanlığını bilinçsiz bir şekilde yerine getirir. Basit bir eylem olan “tıklama”nın normal kabullenilmesi ve sorgulanmıyor olması da bu “tipik”liğin bir göstergesidir. Ekranların çerçevesinin ve açılan pencerelerin bize sunduğu gerçeklik, bizlere doğal gelmeye başlayan bir dünya inşâ etmektedir. Bu dünyanın adının “sanal” olması, başka bir “gerçek”liği oluşturma çabasını ve bu çaba için her türlü değeri sosyallik adı altında pazarlamasını kolaylaştırmaktadır. Medyanın dönüşümü ile insan dünyasının dönüşümünü örtüştürme yanılsaması ile bağlamından kopartılarak yeniden tanımlanan kavramlar, her geçen gün barındırdıkları ile zihinlerimizin farklı ve gerçeksi; ama sahici olmayan kişiliklere bürünmesini sağlamaktadır. Birçoğumuzun adını koyamadığı, pek çoklarının ise karşılaşmaktan ve konuşmaktan tedirgin olduğu “kaygı”, yeniden tanımlanan alanlarda yeniden tanımlanan kavramlar eşliğinde artık görmezden gelinebilmektedir. Bu tür kullanıcılar için tanımlar ve anlamlar da tipik hâle gelmektedir.
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir vakıa olarak var olmakla birlikte “İslâm Düşüncesi” tabiri modern zamanlara ait bir kullanımdır. İslâm düşüncesi “Müslümanların, özellikle, Kur’ân-ı Kerim ve Sünnetten hareketle, diğer kadim insanlık kültürlerinden de faydalanarak; bir sistem dâhilinde ve tutarlılığı esas alarak ortaya koydukları, bütün uhrevî, dünyevî yorumlar ve tevillerdir… İslâm düşüncesi; Allah, varlık, bilgi, sanat, estetik, ahlâk, felsefe, değer vb. hakkında Müslümanların tefekkürünü ihtivâ ettiği gibi onların sırât-ı müstakim üzere olmalarını da akılları nispetinde telkin etmektedir.
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Muhafazakâr düşünceler ise toplumları edilgenleştirir, sıradanlaştırır, kimliksizleştirir ve donuklaştırır. Siyasal yönetimler bu zaaflardan yararlanarak halkları rahatlıkla sömürebilir, yolsuzluklarını ve keyfi yönetimlerini sürdürebilirler. Bazen sırtları sıvazlanarak…
Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Bağlı Kalın! Yeni Sürüm Yükleniyor… – Şiddetin Öğretilen Yüzü –
Sabah kalktığımızda yaptığımız ilk üç şey nedir? İnternet ortamında amaçsızca geçirdiğimiz vakitler artıyor mu? Herhangi bir amaca yönelik olmaksızın telefonu alıp kurcalamaya başlıyor muyuz?
Bu sorulardan ilkine vereceğimiz cevaplar içinde “ekran” kontrol etmek varsa ve diğer sorulardan birine cevabımız “evet” ise tipik bir kullanıcı olduğumuzu en başından kabul ederek yavaşça arkamıza yaslanalım. Alışkanlık hâline gelen her şeyde olduğu gibi ekranların tipik kullanıcısı da bu alışkanlığını bilinçsiz bir şekilde yerine getirir. Basit bir eylem olan “tıklama”nın normal kabullenilmesi ve sorgulanmıyor olması da bu “tipik”liğin bir göstergesidir. Ekranların çerçevesinin ve açılan pencerelerin bize sunduğu gerçeklik, bizlere doğal gelmeye başlayan bir dünya inşâ etmektedir. Bu dünyanın adının “sanal” olması, başka bir “gerçek”liği oluşturma çabasını ve bu çaba için her türlü değeri sosyallik adı altında pazarlamasını kolaylaştırmaktadır. Medyanın dönüşümü ile insan dünyasının dönüşümünü örtüştürme yanılsaması ile bağlamından kopartılarak yeniden tanımlanan kavramlar, her geçen gün barındırdıkları ile zihinlerimizin farklı ve gerçeksi; ama sahici olmayan kişiliklere bürünmesini sağlamaktadır. Birçoğumuzun adını koyamadığı, pek çoklarının ise karşılaşmaktan ve konuşmaktan tedirgin olduğu “kaygı”, yeniden tanımlanan alanlarda yeniden tanımlanan kavramlar eşliğinde artık görmezden gelinebilmektedir. Bu tür kullanıcılar için tanımlar ve anlamlar da tipik hâle gelmektedir.
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslâm Düşünce Geleneği
Bir vakıa olarak var olmakla birlikte “İslâm Düşüncesi” tabiri modern zamanlara ait bir kullanımdır. İslâm düşüncesi “Müslümanların, özellikle, Kur’ân-ı Kerim ve Sünnetten hareketle, diğer kadim insanlık kültürlerinden de faydalanarak; bir sistem dâhilinde ve tutarlılığı esas alarak ortaya koydukları, bütün uhrevî, dünyevî yorumlar ve tevillerdir… İslâm düşüncesi; Allah, varlık, bilgi, sanat, estetik, ahlâk, felsefe, değer vb. hakkında Müslümanların tefekkürünü ihtivâ ettiği gibi onların sırât-ı müstakim üzere olmalarını da akılları nispetinde telkin etmektedir.
Ölümlülük Tedavisinde Yeni Nesil Şirketler
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
İslam’ı Sömürgeci Zihnin Sermayesi Kılmak
Muhafazakâr düşünceler ise toplumları edilgenleştirir, sıradanlaştırır, kimliksizleştirir ve donuklaştırır. Siyasal yönetimler bu zaaflardan yararlanarak halkları rahatlıkla sömürebilir, yolsuzluklarını ve keyfi yönetimlerini sürdürebilirler. Bazen sırtları sıvazlanarak…
Kaçıncı Sanattır Müzik
Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
Yönetilen Algı, Kaçak/Homodijitus ve Sığınak/Metaverse
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.