Sabah kalktığımızda yaptığımız ilk üç şey nedir? İnternet ortamında amaçsızca geçirdiğimiz vakitler artıyor mu? Herhangi bir amaca yönelik olmaksızın telefonu alıp kurcalamaya başlıyor muyuz?
Bu sorulardan ilkine vereceğimiz cevaplar içinde “ekran” kontrol etmek varsa ve diğer sorulardan birine cevabımız “evet” ise tipik bir kullanıcı olduğumuzu en başından kabul ederek yavaşça arkamıza yaslanalım. Alışkanlık hâline gelen her şeyde olduğu gibi ekranların tipik kullanıcısı da bu alışkanlığını bilinçsiz bir şekilde yerine getirir. Basit bir eylem olan “tıklama”nın normal kabullenilmesi ve sorgulanmıyor olması da bu “tipik”liğin bir göstergesidir. Ekranların çerçevesinin ve açılan pencerelerin bize sunduğu gerçeklik, bizlere doğal gelmeye başlayan bir dünya inşâ etmektedir. Bu dünyanın adının “sanal” olması, başka bir “gerçek”liği oluşturma çabasını ve bu çaba için her türlü değeri sosyallik adı altında pazarlamasını kolaylaştırmaktadır. Medyanın dönüşümü ile insan dünyasının dönüşümünü örtüştürme yanılsaması ile bağlamından kopartılarak yeniden tanımlanan kavramlar, her geçen gün barındırdıkları ile zihinlerimizin farklı ve gerçeksi; ama sahici olmayan kişiliklere bürünmesini sağlamaktadır. Birçoğumuzun adını koyamadığı, pek çoklarının ise karşılaşmaktan ve konuşmaktan tedirgin olduğu “kaygı”, yeniden tanımlanan alanlarda yeniden tanımlanan kavramlar eşliğinde artık görmezden gelinebilmektedir. Bu tür kullanıcılar için tanımlar ve anlamlar da tipik hâle gelmektedir.
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Örneğimiz Resûlullah’ın tek görevi tebliğdir. Tebliğin farklı boyutları bulunmaktadır. Tebliğ sadece sözlü bir propaganda ya da söylev değildir. Tebliğ, mesajı iletmek, mesajın yaşanılabilirliğini göstermek ve örnek olmayı, mesajı yine mesajla açıklamayı da beraberinde getirir:
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…
“(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…
Bağlı Kalın! Yeni Sürüm Yükleniyor… – Şiddetin Öğretilen Yüzü –
Sabah kalktığımızda yaptığımız ilk üç şey nedir? İnternet ortamında amaçsızca geçirdiğimiz vakitler artıyor mu? Herhangi bir amaca yönelik olmaksızın telefonu alıp kurcalamaya başlıyor muyuz?
Bu sorulardan ilkine vereceğimiz cevaplar içinde “ekran” kontrol etmek varsa ve diğer sorulardan birine cevabımız “evet” ise tipik bir kullanıcı olduğumuzu en başından kabul ederek yavaşça arkamıza yaslanalım. Alışkanlık hâline gelen her şeyde olduğu gibi ekranların tipik kullanıcısı da bu alışkanlığını bilinçsiz bir şekilde yerine getirir. Basit bir eylem olan “tıklama”nın normal kabullenilmesi ve sorgulanmıyor olması da bu “tipik”liğin bir göstergesidir. Ekranların çerçevesinin ve açılan pencerelerin bize sunduğu gerçeklik, bizlere doğal gelmeye başlayan bir dünya inşâ etmektedir. Bu dünyanın adının “sanal” olması, başka bir “gerçek”liği oluşturma çabasını ve bu çaba için her türlü değeri sosyallik adı altında pazarlamasını kolaylaştırmaktadır. Medyanın dönüşümü ile insan dünyasının dönüşümünü örtüştürme yanılsaması ile bağlamından kopartılarak yeniden tanımlanan kavramlar, her geçen gün barındırdıkları ile zihinlerimizin farklı ve gerçeksi; ama sahici olmayan kişiliklere bürünmesini sağlamaktadır. Birçoğumuzun adını koyamadığı, pek çoklarının ise karşılaşmaktan ve konuşmaktan tedirgin olduğu “kaygı”, yeniden tanımlanan alanlarda yeniden tanımlanan kavramlar eşliğinde artık görmezden gelinebilmektedir. Bu tür kullanıcılar için tanımlar ve anlamlar da tipik hâle gelmektedir.
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Dönüşen İnsanlığın ve Dünyanın (Transhümanizmin) Zemini Olarak Sinema ve Netflix
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Kur’an’daki Resulullah Ve Sünnet-Hadis-Rivayet Kavramları
Örneğimiz Resûlullah’ın tek görevi tebliğdir. Tebliğin farklı boyutları bulunmaktadır. Tebliğ sadece sözlü bir propaganda ya da söylev değildir. Tebliğ, mesajı iletmek, mesajın yaşanılabilirliğini göstermek ve örnek olmayı, mesajı yine mesajla açıklamayı da beraberinde getirir:
Bir Metin Usûlü Önerisi Olarak “Bütünsel Yaklaşım Metodu”
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Meğer İsrail Gazze’nin Dışında Hemen Her Yeri İşgal Etmiş
Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…
“(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.