Sabah kalktığımızda yaptığımız ilk üç şey nedir? İnternet ortamında amaçsızca geçirdiğimiz vakitler artıyor mu? Herhangi bir amaca yönelik olmaksızın telefonu alıp kurcalamaya başlıyor muyuz?
Bu sorulardan ilkine vereceğimiz cevaplar içinde “ekran” kontrol etmek varsa ve diğer sorulardan birine cevabımız “evet” ise tipik bir kullanıcı olduğumuzu en başından kabul ederek yavaşça arkamıza yaslanalım. Alışkanlık hâline gelen her şeyde olduğu gibi ekranların tipik kullanıcısı da bu alışkanlığını bilinçsiz bir şekilde yerine getirir. Basit bir eylem olan “tıklama”nın normal kabullenilmesi ve sorgulanmıyor olması da bu “tipik”liğin bir göstergesidir. Ekranların çerçevesinin ve açılan pencerelerin bize sunduğu gerçeklik, bizlere doğal gelmeye başlayan bir dünya inşâ etmektedir. Bu dünyanın adının “sanal” olması, başka bir “gerçek”liği oluşturma çabasını ve bu çaba için her türlü değeri sosyallik adı altında pazarlamasını kolaylaştırmaktadır. Medyanın dönüşümü ile insan dünyasının dönüşümünü örtüştürme yanılsaması ile bağlamından kopartılarak yeniden tanımlanan kavramlar, her geçen gün barındırdıkları ile zihinlerimizin farklı ve gerçeksi; ama sahici olmayan kişiliklere bürünmesini sağlamaktadır. Birçoğumuzun adını koyamadığı, pek çoklarının ise karşılaşmaktan ve konuşmaktan tedirgin olduğu “kaygı”, yeniden tanımlanan alanlarda yeniden tanımlanan kavramlar eşliğinde artık görmezden gelinebilmektedir. Bu tür kullanıcılar için tanımlar ve anlamlar da tipik hâle gelmektedir.
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
Yüce Allah, insanı birey olarak muhatap almakta, ona bağımsız bir kişilik tanımakta ve öğretilerini kendisine yöneltmektedir. Bağımsız birey olarak vereceği
Fıtrat ve ahlâk kelimeleri: yaratılış, yapı, karakter, huy, mizaç gibi ortak anlamlar içerir. Bu nedenledir ki fıtrat ve ahlâk arasında doğal bir ilişki vardır. Her ne kadar –ahlâk- dediğimiz zaman kelimenin yaptığı çağrışım zihnimizde olumlu bir iz bıraksa da, ahlâk sadece iyi huyları ve davranışları kapsamaz.
Bağlı Kalın! Yeni Sürüm Yükleniyor… – Şiddetin Öğretilen Yüzü –
Sabah kalktığımızda yaptığımız ilk üç şey nedir? İnternet ortamında amaçsızca geçirdiğimiz vakitler artıyor mu? Herhangi bir amaca yönelik olmaksızın telefonu alıp kurcalamaya başlıyor muyuz?
Bu sorulardan ilkine vereceğimiz cevaplar içinde “ekran” kontrol etmek varsa ve diğer sorulardan birine cevabımız “evet” ise tipik bir kullanıcı olduğumuzu en başından kabul ederek yavaşça arkamıza yaslanalım. Alışkanlık hâline gelen her şeyde olduğu gibi ekranların tipik kullanıcısı da bu alışkanlığını bilinçsiz bir şekilde yerine getirir. Basit bir eylem olan “tıklama”nın normal kabullenilmesi ve sorgulanmıyor olması da bu “tipik”liğin bir göstergesidir. Ekranların çerçevesinin ve açılan pencerelerin bize sunduğu gerçeklik, bizlere doğal gelmeye başlayan bir dünya inşâ etmektedir. Bu dünyanın adının “sanal” olması, başka bir “gerçek”liği oluşturma çabasını ve bu çaba için her türlü değeri sosyallik adı altında pazarlamasını kolaylaştırmaktadır. Medyanın dönüşümü ile insan dünyasının dönüşümünü örtüştürme yanılsaması ile bağlamından kopartılarak yeniden tanımlanan kavramlar, her geçen gün barındırdıkları ile zihinlerimizin farklı ve gerçeksi; ama sahici olmayan kişiliklere bürünmesini sağlamaktadır. Birçoğumuzun adını koyamadığı, pek çoklarının ise karşılaşmaktan ve konuşmaktan tedirgin olduğu “kaygı”, yeniden tanımlanan alanlarda yeniden tanımlanan kavramlar eşliğinde artık görmezden gelinebilmektedir. Bu tür kullanıcılar için tanımlar ve anlamlar da tipik hâle gelmektedir.
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mimarinin Gözü Gözün İmarı
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Pragmatizm Müslümana Uyar Mı
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok mu?
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
İslam Toplumu, Kur’an Eğitimli Ve Peygamber Örnekli Bir Toplumdur
Yüce Allah, insanı birey olarak muhatap almakta, ona bağımsız bir kişilik tanımakta ve öğretilerini kendisine yöneltmektedir. Bağımsız birey olarak vereceği
Ahlâkımız Fıtrat Temelli Olmalıdır
Fıtrat ve ahlâk kelimeleri: yaratılış, yapı, karakter, huy, mizaç gibi ortak anlamlar içerir. Bu nedenledir ki fıtrat ve ahlâk arasında doğal bir ilişki vardır. Her ne kadar –ahlâk- dediğimiz zaman kelimenin yaptığı çağrışım zihnimizde olumlu bir iz bıraksa da, ahlâk sadece iyi huyları ve davranışları kapsamaz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.