Sabah kalktığımızda yaptığımız ilk üç şey nedir? İnternet ortamında amaçsızca geçirdiğimiz vakitler artıyor mu? Herhangi bir amaca yönelik olmaksızın telefonu alıp kurcalamaya başlıyor muyuz?
Bu sorulardan ilkine vereceğimiz cevaplar içinde “ekran” kontrol etmek varsa ve diğer sorulardan birine cevabımız “evet” ise tipik bir kullanıcı olduğumuzu en başından kabul ederek yavaşça arkamıza yaslanalım. Alışkanlık hâline gelen her şeyde olduğu gibi ekranların tipik kullanıcısı da bu alışkanlığını bilinçsiz bir şekilde yerine getirir. Basit bir eylem olan “tıklama”nın normal kabullenilmesi ve sorgulanmıyor olması da bu “tipik”liğin bir göstergesidir. Ekranların çerçevesinin ve açılan pencerelerin bize sunduğu gerçeklik, bizlere doğal gelmeye başlayan bir dünya inşâ etmektedir. Bu dünyanın adının “sanal” olması, başka bir “gerçek”liği oluşturma çabasını ve bu çaba için her türlü değeri sosyallik adı altında pazarlamasını kolaylaştırmaktadır. Medyanın dönüşümü ile insan dünyasının dönüşümünü örtüştürme yanılsaması ile bağlamından kopartılarak yeniden tanımlanan kavramlar, her geçen gün barındırdıkları ile zihinlerimizin farklı ve gerçeksi; ama sahici olmayan kişiliklere bürünmesini sağlamaktadır. Birçoğumuzun adını koyamadığı, pek çoklarının ise karşılaşmaktan ve konuşmaktan tedirgin olduğu “kaygı”, yeniden tanımlanan alanlarda yeniden tanımlanan kavramlar eşliğinde artık görmezden gelinebilmektedir. Bu tür kullanıcılar için tanımlar ve anlamlar da tipik hâle gelmektedir.
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Avrupa kurumsal modernizminin” Avrupa’yı inşa etmesi ile birlikte hükümran bir güç olarak dünyanın geri kalanı ile ilişkiye geçmesi, Batı dışı toplumlar açısından zorunlu bir ilişki biçimi olarak gündeme gelmiştir.
İktidar; toplum bireylerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen, davranış ve eğilimlerini belirleyen, sosyal, siyasî, iktisadî ve benzeri birçok alanda toplumsal ilişkileri düzenleyen bağlayıcı kararlar alma, aldığı kararlara uymayanlara yaptırım uygulama dahası fiziksel güç kullanma tekelini elinde bulundurma, bu doğrultuda devlet kurum ve organlarını yönetme gibi yetkilere sahip siyasî bir kurumdur. Bu geniş yetkilere sahip olan iktidarın nasıl sınırlandırılacağı, ne şekilde dengelenip denetleneceği veya bu yetkileri kötüye kullanmasının nasıl önleneceği konusunda siyasal sistemler çeşitli teoriler geliştirmişlerdir.
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
İnsanların adalet arayışları Hz. Âdem’den beri devam etmektedir. Düşünceleri, bakış açıları değişse de insanların temel talepleri genellikle adalet olmuştur. Zorbalığı, zulmü hiçbir toplum hoş karşılamamıştır. Zamana ve coğrafyalara göre farklı anlamlar yüklense de adaletin büyük önem taşıması, hayatın her alanında kendisine yer bulması gerektiği ile ilgilidir.
Gün be gün değişen ülke gündeminde sizin gündeminiz nedir bilmiyorum fakat medya tarafından hiç gündem edilmeyen, edilmesi de mümkün olmayan bir konuyu, insanlık onuru adına -gecikmiş olsam da- olan biteni kayıt altına alarak,
Bağlı Kalın! Yeni Sürüm Yükleniyor… – Şiddetin Öğretilen Yüzü –
Sabah kalktığımızda yaptığımız ilk üç şey nedir? İnternet ortamında amaçsızca geçirdiğimiz vakitler artıyor mu? Herhangi bir amaca yönelik olmaksızın telefonu alıp kurcalamaya başlıyor muyuz?
Bu sorulardan ilkine vereceğimiz cevaplar içinde “ekran” kontrol etmek varsa ve diğer sorulardan birine cevabımız “evet” ise tipik bir kullanıcı olduğumuzu en başından kabul ederek yavaşça arkamıza yaslanalım. Alışkanlık hâline gelen her şeyde olduğu gibi ekranların tipik kullanıcısı da bu alışkanlığını bilinçsiz bir şekilde yerine getirir. Basit bir eylem olan “tıklama”nın normal kabullenilmesi ve sorgulanmıyor olması da bu “tipik”liğin bir göstergesidir. Ekranların çerçevesinin ve açılan pencerelerin bize sunduğu gerçeklik, bizlere doğal gelmeye başlayan bir dünya inşâ etmektedir. Bu dünyanın adının “sanal” olması, başka bir “gerçek”liği oluşturma çabasını ve bu çaba için her türlü değeri sosyallik adı altında pazarlamasını kolaylaştırmaktadır. Medyanın dönüşümü ile insan dünyasının dönüşümünü örtüştürme yanılsaması ile bağlamından kopartılarak yeniden tanımlanan kavramlar, her geçen gün barındırdıkları ile zihinlerimizin farklı ve gerçeksi; ama sahici olmayan kişiliklere bürünmesini sağlamaktadır. Birçoğumuzun adını koyamadığı, pek çoklarının ise karşılaşmaktan ve konuşmaktan tedirgin olduğu “kaygı”, yeniden tanımlanan alanlarda yeniden tanımlanan kavramlar eşliğinde artık görmezden gelinebilmektedir. Bu tür kullanıcılar için tanımlar ve anlamlar da tipik hâle gelmektedir.
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslamcılık İdeolojisinde Devlet, Egemenlik Ve İktidar Olgularının Soykütüğü
“Avrupa kurumsal modernizminin” Avrupa’yı inşa etmesi ile birlikte hükümran bir güç olarak dünyanın geri kalanı ile ilişkiye geçmesi, Batı dışı toplumlar açısından zorunlu bir ilişki biçimi olarak gündeme gelmiştir.
İktidarın Kötüye Kullanımını Önleyici İlkeler ve Kurumlar
İktidar; toplum bireylerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen, davranış ve eğilimlerini belirleyen, sosyal, siyasî, iktisadî ve benzeri birçok alanda toplumsal ilişkileri düzenleyen bağlayıcı kararlar alma, aldığı kararlara uymayanlara yaptırım uygulama dahası fiziksel güç kullanma tekelini elinde bulundurma, bu doğrultuda devlet kurum ve organlarını yönetme gibi yetkilere sahip siyasî bir kurumdur. Bu geniş yetkilere sahip olan iktidarın nasıl sınırlandırılacağı, ne şekilde dengelenip denetleneceği veya bu yetkileri kötüye kullanmasının nasıl önleneceği konusunda siyasal sistemler çeşitli teoriler geliştirmişlerdir.
Doğru ve Hedef Odaklı Bir Çocuk Edebiyatı
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
Tevhid, Adalet ve Erdem
İnsanların adalet arayışları Hz. Âdem’den beri devam etmektedir. Düşünceleri, bakış açıları değişse de insanların temel talepleri genellikle adalet olmuştur. Zorbalığı, zulmü hiçbir toplum hoş karşılamamıştır. Zamana ve coğrafyalara göre farklı anlamlar yüklense de adaletin büyük önem taşıması, hayatın her alanında kendisine yer bulması gerektiği ile ilgilidir.
İnsan Fıtratını Bozma Girişimi Olarak Cinsiyet Eşitliği Projesi-1
Gün be gün değişen ülke gündeminde sizin gündeminiz nedir bilmiyorum fakat medya tarafından hiç gündem edilmeyen, edilmesi de mümkün olmayan bir konuyu, insanlık onuru adına -gecikmiş olsam da- olan biteni kayıt altına alarak,
Alışverişe devam et