Sanat, bir “temsil biçimi” olmasının yanında ve belki ondan daha çok, bir medeniyetin, dünya görüşünün, hayat biçiminin, inanma şeklinin, velâkin insanları gerek ferdi gerekse de toplumsal anlamda ilgilendiren her şeyin, kendisini ifşa ve inşa etme biçimidir. Medeniyetlerin “surete”, sese, renge, forma, harekete, zamana dönüşmesi… Velâkin sanat tarihine, “medeniyetlerin ruhlarının” tarihi olarak bakmak mümkündür.
Antik Yunan tragedyası, bu anlamda, Antik Yunan toplumunun, inandığı ve yaşadığı şeylerin ve ait olduğu “kozmosun” dışavurumu sayılmalı. Tanrı-âlem-insan tasavvurunun…
Önemli edebiyat düşünürlerinden George Steiner, kıymetli kitabı “Tragedyanın Ölümü“nde, çok önemli bir tespit yapar: “Tragedya, dünyada istenmeyen misafir olduğunu bilen insanın macerasıdır!” Bu tespit, Antik Yunan’ın ne olduğu sorusuna içkin cevapları olan bir tespittir aynı zamanda.
İnsan, dünyada istenmeyen misafir olduğunu bilirse ne yapar?
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
“Avrupa kurumsal modernizminin” Avrupa’yı inşa etmesi ile birlikte hükümran bir güç olarak dünyanın geri kalanı ile ilişkiye geçmesi, Batı dışı toplumlar açısından zorunlu bir ilişki biçimi olarak gündeme gelmiştir.
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Dini yalnızca belli yerlere, belli zamanlara ve bireysel duygulara indirgeyen modern dünya görüşünün aksine, İslâm kendini, kuşatıcı bir dünya görüşü ve hayat biçimi olarak gösterir. Bu nedenle gerek Kur’ân-ı Kerim’de gerekse Rasulullah’ın
Özellikle Batı’da yaşayan Müslüman topluluklar, çokkültürlü toplumlarda dinin nasıl yorumlanacağına dair yeni içtihatlara ihtiyaç duymakta ve bu bağlamda içtihat meselesi güncelliğini korumaktadır. Dolayısıyla içtihat sorunu, yalnızca fıkhi bir mesele olmaktan çıkıp çağdaş Müslüman kimliğinin inşasında da merkezi bir rol oynamaktadır.
Tragedyadan Modern Sinemaya Şiddetin Görünümleri
Sanat, bir “temsil biçimi” olmasının yanında ve belki ondan daha çok, bir medeniyetin, dünya görüşünün, hayat biçiminin, inanma şeklinin, velâkin insanları gerek ferdi gerekse de toplumsal anlamda ilgilendiren her şeyin, kendisini ifşa ve inşa etme biçimidir. Medeniyetlerin “surete”, sese, renge, forma, harekete, zamana dönüşmesi… Velâkin sanat tarihine, “medeniyetlerin ruhlarının” tarihi olarak bakmak mümkündür.
Antik Yunan tragedyası, bu anlamda, Antik Yunan toplumunun, inandığı ve yaşadığı şeylerin ve ait olduğu “kozmosun” dışavurumu sayılmalı. Tanrı-âlem-insan tasavvurunun…
Önemli edebiyat düşünürlerinden George Steiner, kıymetli kitabı “Tragedyanın Ölümü“nde, çok önemli bir tespit yapar: “Tragedya, dünyada istenmeyen misafir olduğunu bilen insanın macerasıdır!” Bu tespit, Antik Yunan’ın ne olduğu sorusuna içkin cevapları olan bir tespittir aynı zamanda.
İnsan, dünyada istenmeyen misafir olduğunu bilirse ne yapar?
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hukukun Üstünlüğü Bir Safsatadan mı İbaret?
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
İslamcılık İdeolojisinde Devlet, Egemenlik Ve İktidar Olgularının Soykütüğü
“Avrupa kurumsal modernizminin” Avrupa’yı inşa etmesi ile birlikte hükümran bir güç olarak dünyanın geri kalanı ile ilişkiye geçmesi, Batı dışı toplumlar açısından zorunlu bir ilişki biçimi olarak gündeme gelmiştir.
Garibal Enfeksiyonlar-2
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Estetik Duyarlılık ve Hayat
Dini yalnızca belli yerlere, belli zamanlara ve bireysel duygulara indirgeyen modern dünya görüşünün aksine, İslâm kendini, kuşatıcı bir dünya görüşü ve hayat biçimi olarak gösterir. Bu nedenle gerek Kur’ân-ı Kerim’de gerekse Rasulullah’ın
İslam’da Yenilenme Kapısı Olarak İçtihat Üzerine Düşünceler
Özellikle Batı’da yaşayan Müslüman topluluklar, çokkültürlü toplumlarda dinin nasıl yorumlanacağına dair yeni içtihatlara ihtiyaç duymakta ve bu bağlamda içtihat meselesi güncelliğini korumaktadır. Dolayısıyla içtihat sorunu, yalnızca fıkhi bir mesele olmaktan çıkıp çağdaş Müslüman kimliğinin inşasında da merkezi bir rol oynamaktadır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.