Konuşacak ve söyleyecek olanın sadece O’nun razı olacağını dillendirmesi… Yaşayacak ve siyaset eyleyecekse de… Tasdik edecek kişi için tek bir İlah’ın varlığı ve verdiği güven yetmez mi?..
İşte bizim bahsettiğimiz kekemelik zihinde, kalpte başlayan kekemelik. Zira zihinde, kalpte büyür ve dile, davranışa ve eylemeye yansır. Tevhid diyedursun dilimiz, tevhid eylemez, eyleyemez toplumsalımız, siyasetimiz…
Kastettiğimiz anlamda kekemelik ‘görme bozukluğu’dur. İslam dünya görüşünden sapmış bir görme bozukluğu. Dünya görüşündeki çarpıklık, ideolojik ve tevhidî bir savruluştur ki; küçük bir sapma başka diyara, dünya görüşlerine savurur sahibini.
Bazı kekemelikler insanın başını döndürür, hakikatin çevresinde döner de döner kekeme; sadede gelemez, hakikate/tevhide vardıramaz, getiremez sözünü. Bir yığın söz, bir yığın endişe, bir yığın hesap ve ‘ön görü’ ki ‘asıl ön görü’den fersah fersah uzaklarda…
Biz de ‘kekemelik’in altında yatan sebepleri konuşalım dedik.