Bedeni yücelten, insanın gerçekleşmesi mümkün olmayacak kadar mükemmel bir bedene sahip olması için her yola başvurmayı amaçlayan “bedencilik” (corporéisme) Jean Baudrillard’ın “Tüketim Toplumu” adlı eserinde sosyolojik olarak ele alınmaktadır. Baudrillard, bedeni “en güzel nesne” olarak tanımlamakta, bedenin tekrar tekrar keşfedilebileceğini ileri sürmektedir. Beden kutsanma nesnesidir ve gerek ideolojik gerekse ahlâki açıdan ruhu geride bırakmıştır, ona göre.
“Beden”in post-modern dönemde yüklendiği değerleri anlayabilmek için post-modern toplumların özelliklerine bakmak gerekecek. Bu dönemde bireylerin kimlikleri sabit değil, değişkendir. Şöyle ki bu kimlikler çok çabuk şekil ve renk değiştirebilirler. Çünkü post-modern dönemde kimliklerin etnik, siyasal, sosyal ve ideolojik bir gruba tam olarak aidiyetleri yoktur. Böyle bir toplumsal dokuda “beden” kimlik arayışının en önemli koşulu haline gelir. Baudrillard’ın, “İşaretler ve semboller tüketerek bir beden inşa eder ve bu şekilde bir kimlik illüzyonu satın alırız.” dediği durum tam da budur. Görünüş ile gerçeklik arasındaki ayrım silindiği için insanın değeri, başta bedeni olmak üzere, maddi unsurlara göre belirlenir. O aşamada kişinin bedeni ile ilgili tercihlerini yaparken özgür olduğunu söylemek zordur.
Bu yazının devamı
196. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslam dünyasında zihni daralmaya yol açan belli başlı faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Dinin Araçsallaştırılması
2. Ulusalcılık
3. Araçsal Metinlerin Kutsallaştırılması
4. Laiklik ve Deizm
5. Mezhepçilik
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
Bedene Yapılan Her Müdahale Ruhta Bir İz Bırakır
Bedeni yücelten, insanın gerçekleşmesi mümkün olmayacak kadar mükemmel bir bedene sahip olması için her yola başvurmayı amaçlayan “bedencilik” (corporéisme) Jean Baudrillard’ın “Tüketim Toplumu” adlı eserinde sosyolojik olarak ele alınmaktadır. Baudrillard, bedeni “en güzel nesne” olarak tanımlamakta, bedenin tekrar tekrar keşfedilebileceğini ileri sürmektedir. Beden kutsanma nesnesidir ve gerek ideolojik gerekse ahlâki açıdan ruhu geride bırakmıştır, ona göre.
“Beden”in post-modern dönemde yüklendiği değerleri anlayabilmek için post-modern toplumların özelliklerine bakmak gerekecek. Bu dönemde bireylerin kimlikleri sabit değil, değişkendir. Şöyle ki bu kimlikler çok çabuk şekil ve renk değiştirebilirler. Çünkü post-modern dönemde kimliklerin etnik, siyasal, sosyal ve ideolojik bir gruba tam olarak aidiyetleri yoktur. Böyle bir toplumsal dokuda “beden” kimlik arayışının en önemli koşulu haline gelir. Baudrillard’ın, “İşaretler ve semboller tüketerek bir beden inşa eder ve bu şekilde bir kimlik illüzyonu satın alırız.” dediği durum tam da budur. Görünüş ile gerçeklik arasındaki ayrım silindiği için insanın değeri, başta bedeni olmak üzere, maddi unsurlara göre belirlenir. O aşamada kişinin bedeni ile ilgili tercihlerini yaparken özgür olduğunu söylemek zordur.
Bu yazının devamı 196. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Müslüman Zihnin Daralmasındaki Toplumsal ve Siyasal Sebepler
İslam dünyasında zihni daralmaya yol açan belli başlı faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Dinin Araçsallaştırılması
2. Ulusalcılık
3. Araçsal Metinlerin Kutsallaştırılması
4. Laiklik ve Deizm
5. Mezhepçilik
Devlet Talebinden Vazgeçilebilir mi?
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
İnsanın Terkedilişi: Dijital ve Siber Bedenler
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı
Özgürlük Manifestosu
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
Şef Mahko Ve Oğuz’un Fatiha’sı
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.