Beden-Zihin, madde veya ruh’a dair tartışmalar, neredeyse tüm kadim felsefelerin ve dinlerin mevzusudur. İnsanın ruh ve beden olarak diriltileceği ifade edilen dinlerde ruhun ve bedenin korunmasına dair buyruklar vardır. Felsefe tarihinde Platon, ayrı bir varlık olarak ruhun maddiliğini tartışmıştır. Descartesçı ve Kartezyen felsefe ise zihin ve bedeni iki ayrı varlık olarak ele almıştır. Zihin-beden’e dair felsefi tartışmalar, 18. yüzyılda Locke, Kant, Leibniz ve Hume’un çalışmalarıyla sürdürülmüştür. 19. yüzyılda gerek modern tıbbın gelişimi gerekse materyalist ve pozitivist felsefenin daha etkin olması bedenin önemine dair vurguyu ön plana çıkarmıştır.
17.yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı ile niceliksel olarak ifade edilmeye çalışılmıştır. Neredeyse son 5 asır, zihnin dönüşümünü sağlamayı esas alan felsefı ve bilimsel çalışmaların olduğu bir asır olmuştur. 20. yüzyılda psikiyatri ve modern psikolojinin etkisiyle de zihnin (aklın veya bilincin) dönüştürülmesi çabalarına duyguları da dönüştürme çabaları eklemlenmiştir.
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Siz haddi aşan bir kavim olmayı seçtiniz diye, biz de Kur’an’dan vaz mı geçelim. Zuhruf-5 Bir şeyle mukayyetiz, serbest değiliz efendim Turgut Uyar Birkaç yüzyıldır günlük yaşamımıza hâkim olan kelime ve kavramları konuşurken, bir gerilim içerisine girdiğimiz muhakkak. Nedir bu gerilim, bir iki örnek üzerinden izah etmeye çalışalım: ‘Akıl’ dendiğinde ‘rasyonalist akıl’ mı ‘İslamî akıl’ …
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
Devran dönüyor. Günler, aylar, yıllar… Ve Müslümanlar, sosyal demokratlar, Kemalistler, muhafazakârlar, menfaat için yol arayanlar, solcular, sağcılar, ilericiler, gericiler, lâikler, demokratlar, modernistler, çevreciler, feministler, bir o yanda bir bu yanda olanlar. Evet, bunlar büyük bir tiyatronun aşağı yukarı yüz elli yıllık değişmeyen oyunundaki
Gün be gün değişen ülke gündeminde sizin gündeminiz nedir bilmiyorum fakat medya tarafından hiç gündem edilmeyen, edilmesi de mümkün olmayan bir konuyu, insanlık onuru adına -gecikmiş olsam da- olan biteni kayıt altına alarak,
İnsanın Terkedilişi: Dijital ve Siber Bedenler
Beden-Zihin, madde veya ruh’a dair tartışmalar, neredeyse tüm kadim felsefelerin ve dinlerin mevzusudur. İnsanın ruh ve beden olarak diriltileceği ifade edilen dinlerde ruhun ve bedenin korunmasına dair buyruklar vardır. Felsefe tarihinde Platon, ayrı bir varlık olarak ruhun maddiliğini tartışmıştır. Descartesçı ve Kartezyen felsefe ise zihin ve bedeni iki ayrı varlık olarak ele almıştır. Zihin-beden’e dair felsefi tartışmalar, 18. yüzyılda Locke, Kant, Leibniz ve Hume’un çalışmalarıyla sürdürülmüştür. 19. yüzyılda gerek modern tıbbın gelişimi gerekse materyalist ve pozitivist felsefenin daha etkin olması bedenin önemine dair vurguyu ön plana çıkarmıştır.
17.yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı ile niceliksel olarak ifade edilmeye çalışılmıştır. Neredeyse son 5 asır, zihnin dönüşümünü sağlamayı esas alan felsefı ve bilimsel çalışmaların olduğu bir asır olmuştur. 20. yüzyılda psikiyatri ve modern psikolojinin etkisiyle de zihnin (aklın veya bilincin) dönüştürülmesi çabalarına duyguları da dönüştürme çabaları eklemlenmiştir.
Bu yazının devamı 196. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
196. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Okul Öncesi Çocukların Kitaplarla Tanışması
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Meşruluk İstenci ve Ayak Değiştirme Halleri
Siz haddi aşan bir kavim olmayı seçtiniz diye, biz de Kur’an’dan vaz mı geçelim. Zuhruf-5 Bir şeyle mukayyetiz, serbest değiliz efendim Turgut Uyar Birkaç yüzyıldır günlük yaşamımıza hâkim olan kelime ve kavramları konuşurken, bir gerilim içerisine girdiğimiz muhakkak. Nedir bu gerilim, bir iki örnek üzerinden izah etmeye çalışalım: ‘Akıl’ dendiğinde ‘rasyonalist akıl’ mı ‘İslamî akıl’ …
Dünyanın Boyasıyla Boyanmış Yüzler
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
Vakit Muhasebe Vaktidir
Devran dönüyor. Günler, aylar, yıllar… Ve Müslümanlar, sosyal demokratlar, Kemalistler, muhafazakârlar, menfaat için yol arayanlar, solcular, sağcılar, ilericiler, gericiler, lâikler, demokratlar, modernistler, çevreciler, feministler, bir o yanda bir bu yanda olanlar. Evet, bunlar büyük bir tiyatronun aşağı yukarı yüz elli yıllık değişmeyen oyunundaki
İnsan Fıtratını Bozma Girişimi Olarak Cinsiyet Eşitliği Projesi-1
Gün be gün değişen ülke gündeminde sizin gündeminiz nedir bilmiyorum fakat medya tarafından hiç gündem edilmeyen, edilmesi de mümkün olmayan bir konuyu, insanlık onuru adına -gecikmiş olsam da- olan biteni kayıt altına alarak,
Alışverişe devam et