Bir çiçekle bahar gelmez bilirim… Bin adımlık yolun bir adımla bitmeyeceğini de…
Ama bir çiçeğin baharın mutlak geleceği müjdesinin yarattığı hissi de bilirim…
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanın üzerine sinen en güzel koku çocukluk kokusudur. Üzerinize sinen o kokuyu bir ömür yanınızda taşırsınız ya da taşımak istersiniz. Çünkü bu koku ötelerin cennetin kokusudur. Uçsuz bucaksız hayal dünyasında, ayakları yere basmadan diyarlar aşan çocukluktur. Dinlediği her masal sonrası kendi masalını yazmak, yaşamak isteyen çocukluk…
İçinde bulunduğumuz zamanın tüm gerçeklerine ve sanallaştırılmış her türlü ortamına rağmen düşünebilen insanların gelir geçer sorularına/sorunlarına bulduğu cevap ve cevaplar, ‘oflamalar’ eşliğinde gelen bahaneleri ve yakınmaları bir türlü gideremiyor, ‘zamanın vahimliğiyle’ ilgili söylemleri silip atmaya yetmiyor. “Ben” diyebilen insanın kendi olabilmesi için görmezden geldiği “gerçek”le yüzleşmek istememesi onu parçalamaya iştiyaklı ve parçalanmaya müsait kılıyor. Galip olarak başlanan hayat yolculuğunda uğranılan yenilgiler ve bu yenilgilere yüklenen anlamlar bu parçalar tarafından belirlenmeye başlıyor. “Bir” olanların taksimatı yolun mecrasını değiştirirken herkesten âdil olmasını bekleyen insan kendisine zulmettiğini göremiyor.
“Bir edebiyat eserini iyi, kötü ya da vasat yapan nedir? Yüzyıllar boyunca bu soruya pek çok farklı cevaplar verildi. Kavrayış derinliği, hayata yakınlık, biçimsel uyum, evrensellik, ahlaki duruş, kelime bazlı yaratıcılık, hayal gücü genişliği: Bunların hepsi belli zamanlarda edebi büyüklüğün nişanı sayıldı.
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Bir Çiçekle Bahar Gelmez Bilirim…
Bir çiçekle bahar gelmez bilirim… Bin adımlık yolun bir adımla bitmeyeceğini de…
Ama bir çiçeğin baharın mutlak geleceği müjdesinin yarattığı hissi de bilirim…
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çocukluğun Kokusu…
İnsanın üzerine sinen en güzel koku çocukluk kokusudur. Üzerinize sinen o kokuyu bir ömür yanınızda taşırsınız ya da taşımak istersiniz. Çünkü bu koku ötelerin cennetin kokusudur. Uçsuz bucaksız hayal dünyasında, ayakları yere basmadan diyarlar aşan çocukluktur. Dinlediği her masal sonrası kendi masalını yazmak, yaşamak isteyen çocukluk…
Muâdil(!) Gerçekliğin Popülaritesinde Yeni Kulluklar
İçinde bulunduğumuz zamanın tüm gerçeklerine ve sanallaştırılmış her türlü ortamına rağmen düşünebilen insanların gelir geçer sorularına/sorunlarına bulduğu cevap ve cevaplar, ‘oflamalar’ eşliğinde gelen bahaneleri ve yakınmaları bir türlü gideremiyor, ‘zamanın vahimliğiyle’ ilgili söylemleri silip atmaya yetmiyor. “Ben” diyebilen insanın kendi olabilmesi için görmezden geldiği “gerçek”le yüzleşmek istememesi onu parçalamaya iştiyaklı ve parçalanmaya müsait kılıyor. Galip olarak başlanan hayat yolculuğunda uğranılan yenilgiler ve bu yenilgilere yüklenen anlamlar bu parçalar tarafından belirlenmeye başlıyor. “Bir” olanların taksimatı yolun mecrasını değiştirirken herkesten âdil olmasını bekleyen insan kendisine zulmettiğini göremiyor.
Edebiyat Nasıl Okunur?
“Bir edebiyat eserini iyi, kötü ya da vasat yapan nedir? Yüzyıllar boyunca bu soruya pek çok farklı cevaplar verildi. Kavrayış derinliği, hayata yakınlık, biçimsel uyum, evrensellik, ahlaki duruş, kelime bazlı yaratıcılık, hayal gücü genişliği: Bunların hepsi belli zamanlarda edebi büyüklüğün nişanı sayıldı.
Şiire Dair
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Tuz Basılan
ellerimi bağlayan rüzgâr
-bağdaş kurup oturdum sana karşı
Salınıyor yoğunluğu sudan büyük deniz
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.