Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Tarık Dursun K.’nın Deve Tellal Pire Berber İken adlı masal kitabı 1970 Ekim’inde ikinci baskısını yapmış ve kitap, Milliyet Yayınları’nın Çocuk Edebiyatı dizisinden çıkmış.
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslam hukukunun dinamik ve özgün ruhunun yeniden canlandırılmasında ise, günümüz yapay zekâ hukuku tartışmalarını incelemek, ilham verici olabilir. Bu bağlamda, medeni hukuku yakından ilgilendiren ve aynı zamanda sorumluluk gibi en temel hukuki konuları da şekillendirebilecek olan yapay zekâya kişilik verilmesiyle ilgili tartışmalara kısaca değinmek, ufuk açıcı olabilir
İslâm denildiği zaman, maziye âit takdir hislerimin dışında benim aklıma ne yazık ki, bu güne âit hiçbir coğrafya gelmiyor. Ne doğusu, ne batısı, ne de Ortadoğu’su (lânet bir Britanya tâbiri aslında) ile… Bu coğrafyalarda İslâm’a âit gibi görünen söylemleri çekip alınız, hayatın kendi gerçekliği içinde İslâm hüviyetine dâir tek bir şey bulamazsınız. Bulacağınız tek şey; sadece her gün tazelenen müstemleke zihniyeti, durmadan şekil değiştiren duygularımız, enkaza dönmüş bilinç altımızdır o kadar. Oysa İslâm’ın kendi gerçekliği içindeki o muazzam armonisini, en üstün mânâsını, ihtişamını ve saf renklerini gösterebilmesi; hissî intibalardan sıyrılmış, büyük emelleri olan yüksek şahsiyetlerin varlığına bağlıdır. İslâm’ı aslî hüviyeti ile kavramayı sağlayan ve hayâlî doyurmaların dışındaki gerçek insanı belirleyen tek şey ise şuurdur. Bu farkedilmediği sürece de, içinde hiçbir yüksek ahlâk yasasının bulunmadığı çağın ağır havası, minarelerimizin şerefelerini yıka yıka yoluna devam edecektir. Önümüze bir dünya haritası koyup onu dışarıdan bir gözle seyrettiğimizde bu iddianın neye dayandığı daha iyi anlaşılır.
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserini üzerine kurguladığı üç temel kavramsallaştırma vardır. Bu kavramsallaştırmalar; ümran ilmi, tavırlar nazariyesi ve asabiyettir. İbn Haldun’un ümran ilmini kuruş sebebi yukarıda bahsettiğimiz meraklı kişiliğiyle yakından ilgilidir.
Düşünceler, kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmazlar; düşünceler, kendilerinden önceki düşüncelere ve içinde yer aldıkları çağın problemlerine tepkiden doğarlar. Bu genelleme her genelleme gibi istisnaları içinde barındırır;
Ütopyaya Masal Aşısı ya da Masaldan Ütopyaya Bir Yol Var mı?
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Tarık Dursun K.’nın Deve Tellal Pire Berber İken adlı masal kitabı 1970 Ekim’inde ikinci baskısını yapmış ve kitap, Milliyet Yayınları’nın Çocuk Edebiyatı dizisinden çıkmış.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yapay Zekâ Çağında Fıkıh: Modern Tartışmaları Kadim Lensle Okumak
İslam hukukunun dinamik ve özgün ruhunun yeniden canlandırılmasında ise, günümüz yapay zekâ hukuku tartışmalarını incelemek, ilham verici olabilir. Bu bağlamda, medeni hukuku yakından ilgilendiren ve aynı zamanda sorumluluk gibi en temel hukuki konuları da şekillendirebilecek olan yapay zekâya kişilik verilmesiyle ilgili tartışmalara kısaca değinmek, ufuk açıcı olabilir
Ne Geleneksel İslam Ne Demo İslam…
İslâm denildiği zaman, maziye âit takdir hislerimin dışında benim aklıma ne yazık ki, bu güne âit hiçbir coğrafya gelmiyor. Ne doğusu, ne batısı, ne de Ortadoğu’su (lânet bir Britanya tâbiri aslında) ile… Bu coğrafyalarda İslâm’a âit gibi görünen söylemleri çekip alınız, hayatın kendi gerçekliği içinde İslâm hüviyetine dâir tek bir şey bulamazsınız. Bulacağınız tek şey; sadece her gün tazelenen müstemleke zihniyeti, durmadan şekil değiştiren duygularımız, enkaza dönmüş bilinç altımızdır o kadar. Oysa İslâm’ın kendi gerçekliği içindeki o muazzam armonisini, en üstün mânâsını, ihtişamını ve saf renklerini gösterebilmesi; hissî intibalardan sıyrılmış, büyük emelleri olan yüksek şahsiyetlerin varlığına bağlıdır. İslâm’ı aslî hüviyeti ile kavramayı sağlayan ve hayâlî doyurmaların dışındaki gerçek insanı belirleyen tek şey ise şuurdur. Bu farkedilmediği sürece de, içinde hiçbir yüksek ahlâk yasasının bulunmadığı çağın ağır havası, minarelerimizin şerefelerini yıka yıka yoluna devam edecektir. Önümüze bir dünya haritası koyup onu dışarıdan bir gözle seyrettiğimizde bu iddianın neye dayandığı daha iyi anlaşılır.
Zihniyet Daralması Karşısında Islahı Yeniden Kuşanmak
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
İbn Haldun’un Düşüncesinde Asabiyet
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserini üzerine kurguladığı üç temel kavramsallaştırma vardır. Bu kavramsallaştırmalar; ümran ilmi, tavırlar nazariyesi ve asabiyettir. İbn Haldun’un ümran ilmini kuruş sebebi yukarıda bahsettiğimiz meraklı kişiliğiyle yakından ilgilidir.
Modernizmin Tarihi Kodları
Düşünceler, kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmazlar; düşünceler, kendilerinden önceki düşüncelere ve içinde yer aldıkları çağın problemlerine tepkiden doğarlar. Bu genelleme her genelleme gibi istisnaları içinde barındırır;
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.