Huzurun melodisiydi sanki senin sözlerin Bu şehrin hüznünü mü yazar hep kamıştan kalemin Gel sen her akşam huzuruma, hitap et Gün olur mevcut olur hislerinde niyabet…
Zaman geçtikçe anlıyorum halimi Güneş her doğduğunda yok etsen şu gölgeni Duyduğum her ezgide isminin harfleri var Kurak bakışlarında gözlerim Hakkı arar…
Hayal şehrin boyacıları
Bir üç yüz iki otobüsle döndüler evlerine
Masallarda sürekli aranan renklerle
Bir şehri koruyan meleklerle
Parmaklarıyla insanlara renk tutmayı öğrettiler
Yoklama alınacaktı birazdan bütün sokaklarda
Boş sokaklar şimdi onları eğlendiriyordu
Kara kediler hariç, her şey güzeldi
Uyanmak güzeldi uyandırmak için şehri
Güzeldi şeffaf renklerin boşluğuna çaresizliği sığdırmak.
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Seyrek dokunuşlarımdan
Durgun sularımdan
İyi bak gördüğün huzmelere:
‘Kestiiiik’ diyen sesin yankısı duyuluyor
Bol korunaklı sitelerimizden
Yüzüne ancak mobeselerde rastlayan ben
Takılıp kalıyorum gözlerinde
Gündüzleri Maria Magdalena’yı taşlayıp
Sonra şiirin başucuna kıvrılamaz mıyım?
Ben üşüyerek soydum içimden seni
Çıkardım tüm sorgulamalarımı büründüğüm hikâyelerden.
Sıyrıldım koştum bambaşka bir mevsime
Bulanık zihinler arkamda birikti hep
Dağ oldular, yol oldular, bir de uçurum.
Doğa en çok çocuğu sever. Ağaçlar, kuşlar, dereler, yollar… Küçük bir dal parçasıyla konuşur musunuz siz? Ben konuşurum. Çünkü çocuğum. Kuşlar pencerelerde çocuk sesi arar. Bir dere görsem Islanmaktan korkmam. Çünkü çocuğum. Elimdeki sopa atımdır, koşarım. Sofrada kaşığım ile sohbet ederim Çünkü çocuğum. Evler de sevsin bizi. Eşyalar gitsin, annem yorulmasın. Bir taş bulsam …
niyabet
Huzurun melodisiydi sanki senin sözlerin Bu şehrin hüznünü mü yazar hep kamıştan kalemin Gel sen her akşam huzuruma, hitap et Gün olur mevcut olur hislerinde niyabet…
Zaman geçtikçe anlıyorum halimi Güneş her doğduğunda yok etsen şu gölgeni Duyduğum her ezgide isminin harfleri var Kurak bakışlarında gözlerim Hakkı arar…
İlgili Yazılar
Hayal Şehrin Boyacıları
Hayal şehrin boyacıları
Bir üç yüz iki otobüsle döndüler evlerine
Masallarda sürekli aranan renklerle
Bir şehri koruyan meleklerle
Parmaklarıyla insanlara renk tutmayı öğrettiler
Yoklama alınacaktı birazdan bütün sokaklarda
Boş sokaklar şimdi onları eğlendiriyordu
Kara kediler hariç, her şey güzeldi
Uyanmak güzeldi uyandırmak için şehri
Güzeldi şeffaf renklerin boşluğuna çaresizliği sığdırmak.
Mobeselere Yakalandık
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Seyrek dokunuşlarımdan
Durgun sularımdan
İyi bak gördüğün huzmelere:
‘Kestiiiik’ diyen sesin yankısı duyuluyor
Bol korunaklı sitelerimizden
Yüzüne ancak mobeselerde rastlayan ben
Takılıp kalıyorum gözlerinde
Gündüzleri Maria Magdalena’yı taşlayıp
Sonra şiirin başucuna kıvrılamaz mıyım?
Dönüşüm
Ben üşüyerek soydum içimden seni
Çıkardım tüm sorgulamalarımı büründüğüm hikâyelerden.
Sıyrıldım koştum bambaşka bir mevsime
Bulanık zihinler arkamda birikti hep
Dağ oldular, yol oldular, bir de uçurum.
Çocuklu Ev
Doğa en çok çocuğu sever. Ağaçlar, kuşlar, dereler, yollar… Küçük bir dal parçasıyla konuşur musunuz siz? Ben konuşurum. Çünkü çocuğum. Kuşlar pencerelerde çocuk sesi arar. Bir dere görsem Islanmaktan korkmam. Çünkü çocuğum. Elimdeki sopa atımdır, koşarım. Sofrada kaşığım ile sohbet ederim Çünkü çocuğum. Evler de sevsin bizi. Eşyalar gitsin, annem yorulmasın. Bir taş bulsam …
Anons
uyandı adam siyaset
tehlike saçıyor suya sabuna temas
uykuya dalsa rüyalar
gezintiye çıksa kurgular
içeriye girse meşhur
çıksa meçhul
dikkat!