Huzurun melodisiydi sanki senin sözlerin Bu şehrin hüznünü mü yazar hep kamıştan kalemin Gel sen her akşam huzuruma, hitap et Gün olur mevcut olur hislerinde niyabet…
Zaman geçtikçe anlıyorum halimi Güneş her doğduğunda yok etsen şu gölgeni Duyduğum her ezgide isminin harfleri var Kurak bakışlarında gözlerim Hakkı arar…
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Seyrek dokunuşlarımdan
Durgun sularımdan
İyi bak gördüğün huzmelere:
‘Kestiiiik’ diyen sesin yankısı duyuluyor
Bol korunaklı sitelerimizden
Yüzüne ancak mobeselerde rastlayan ben
Takılıp kalıyorum gözlerinde
Gündüzleri Maria Magdalena’yı taşlayıp
Sonra şiirin başucuna kıvrılamaz mıyım?
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Cayır cayır yanan ateşe akıttı zehrini. Sanma! Sanma birkaç sayfada bitecek yokluğun, yokluğunu saklayan o iki …
Bir emanettir bu dünya,
Coğrafyalar değişir, gökyüzü hep aynı kalır,
Yeryüzü dönüşürken zaman çoğu şeyi alır.
Başımıza gelse de bunca bela,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
niyabet
Huzurun melodisiydi sanki senin sözlerin Bu şehrin hüznünü mü yazar hep kamıştan kalemin Gel sen her akşam huzuruma, hitap et Gün olur mevcut olur hislerinde niyabet…
Zaman geçtikçe anlıyorum halimi Güneş her doğduğunda yok etsen şu gölgeni Duyduğum her ezgide isminin harfleri var Kurak bakışlarında gözlerim Hakkı arar…
İlgili Yazılar
Şiir
vaziyet
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
elinde eksik tarif
önünde müşkül bir yol
kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan
geldiğin gibi olmuyorsun hiç
senden değil bu elbet
rahat ol
şamar oğlanı zaman
Kudüs Bakışlı Çocuğa Minnetle
Ey çağın ebabili,
Kudüs gülüşlü çocuk
Öğrettiğin onca şey için
Sana minnettarız
Şiir
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Seyrek dokunuşlarımdan
Durgun sularımdan
İyi bak gördüğün huzmelere:
‘Kestiiiik’ diyen sesin yankısı duyuluyor
Bol korunaklı sitelerimizden
Yüzüne ancak mobeselerde rastlayan ben
Takılıp kalıyorum gözlerinde
Gündüzleri Maria Magdalena’yı taşlayıp
Sonra şiirin başucuna kıvrılamaz mıyım?
mafima’ya mektuplar
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Cayır cayır yanan ateşe akıttı zehrini. Sanma! Sanma birkaç sayfada bitecek yokluğun, yokluğunu saklayan o iki …
Lila’ya Söylem
Bir emanettir bu dünya,
Coğrafyalar değişir, gökyüzü hep aynı kalır,
Yeryüzü dönüşürken zaman çoğu şeyi alır.
Başımıza gelse de bunca bela,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.