Bir yere doğru gidiyoruz… Bunu tanımlamak, çözmek ve çözümlemek için sergilediğimiz tüm çabalar hep bir yetersizlik hissini ve karamsar belirleyicilerin tahakkümünü besliyor. İnsanın eksenini kaydıran etkenlerin yaşam tarzımızda, zaman algımızda, çalışma biçimimizde, toplumsal ve bireysel kimliklerimizde yarattığı kapsamlı değişimler, korkunun ve endişenin ortaya çıkardığı kabullere dönüşüyor. Nostalji ve kazanım örüntüleri ile tıkanan zihinlerin hayalle gerçek arasında gördüğü bağlantısızlığın doğurduğu ümitsizlik hâli, daha fazla parçayı bütünle eşleştirmesini ve idealize edilen yitirilmişlere ulaşma beklentilerini duygusallaştırmasını sağlıyor.
Daha-
Kendine Yabancılaşmak: Çölün Kentine Sıkışmak
-
Bir Kentin Tarihinden Bugüne
Tarih, bir disiplin olma sıfatıyla insana ait olan tecrübenin kendisiyle ilgilenir. Sadece vakalar veya kişiler özeline indirgenmiş bir içerikle değil, bu tecrübelerin ortak yönelim ve tekrarlarının dayandığı birtakım ortak kurallar dizgesini de tespit etmeye çalışır. Tarih boyunca insan toplulukları birbiri ardına oluşur, ortaya pratikler koyar, kendine tespit edilen zaman dilimini yaşar ve sırasını kendinden sonraki kuşağa bırakır.
Daha -
Şehir ve Köy Ayrımı Üzerine
Sosyoloji disiplini için önemli başlıklardan olan köy ve şehir ayrımı konusu, özellikle bizim gibi geç ve ithal-ikameci modernleşen toplumlar için sosyal, siyasi, ekonomik ve sanatsal birçok açıdan önemli bir gerilime neden olmuştur. Gündelik hayatımızın derinliklerinde, sinemadan edebiyata, sosyal ilişkilerimizden, siyasal alana kadar her yerde
Daha -
Köy-Şehir Gerilimine Dair Birkaç Mülahaza
İnsan, tabiatı gereği toplumsal bir varlıktır. Yani insan, hayatını devam ettirebilmek için hem maddi açıdan hem de manevi açıdan başka insanlara ihtiyaç duyar ki bu da onun insan olmasından neşet eder. Aslında insan, sosyal olduğu kadar bireysel ihtiyaçlara da sahiptir. Kitab-ı Kerim’in bize öğrettiği de hesabın bireysel görüleceği ancak hayatın ve dinin müşterek yaşanabileceğidir. İnsan, …
Daha -
Mevcut Toplumda Bir Din Telâkkisi
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Daha
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde -
İnsanlar mı Şehirlerini Kaybetti Şehirler mi İnsanlarını
“Sırlarımı, düşlerimi, yüreğimi sırtladım,
Daha
Mavi diye sarıldığım umutları boşladım,
Yol boyunca dert yüklenmiş bir kervana rastladım,
Arkasından gidiyorum sizin olsun bu şehir.” -
Mobeselere Yakalandık
-
PANOPTİKON’UN EVRİMİ -Değişen Gözetim Aygıtlarının Gölgesinde Varolmanın İmkânı-
“Edward Said, entelektüeli, bir müçtehit olarak görüyor ve ondan içtihat yapmasını bekliyor; tabii ki entelektüel bir bakışla… Her ne kadar İslam’ın din olduğundan söz etse bile laik entelektüel zihni gereği İslam’ı bir “düşünce” olarak algılıyor.”
Daha -
Şiir