Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir ve yasakları çiğnemektedirler. Bu ihlaller ile onlar, inandıkları yüce varlığı (yahut varlıkları) gücendirerek öfkesini celp etmekte ve bu suretle dünyevi birtakım sıkıntılara uğramanın yanında nihai kurtuluşlarını da zora sokmaktadırlar. Buna rağmen dinlerin önemli bir kısmı mensuplarının işlediği bu yanlışlar sebebiyle onları kendi haline bırakarak dinden ve dini hayattan tamamen uzaklaşmalarına izin vermemekte ve onları, bu davranışlarını terk ederek hatalarını telâfi edecek şeyler yapmaya, İslami terminolojideki karşılığıyla tövbe etmeye ve günahlarına kefaret olacak birtakım davranışları sergilemeye davet etmektedir. Bu husus, özellikle Yahudilik, Hıristiyanlık ve Zerdüştilik (Parsilik) gibi tek tanrıcı dinler açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Pek çok yaklaşım ilk insan, ilk toplum ve ilk(el) devlet organizasyonu gibi evrimci bir paradigma ile tanımlama yapsa da bilinen tarihi bilgide devlet mefhumu neredeyse insan ile yaşıt durumdadır. Tarihte pek çok devlet bugün anlaşılan aşkın bir yapıda olmasa da siyasal bir organizasyon olarak her daim varlığını devam ettirmiştir.
Sibeveyh, kelimeyi merfu olarak okumayı tercih etmiş, ancak bu okuyuşuyla, kelimenin yerme anlamına geldiğini ifade etmemiştir. O sadece bazı kimselerin, kelimeyi yerme anlamına gelmesi için mansub olarak okuduklarını söylemiştir.
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir.
Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi
Dinlerde Tövbe
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir ve yasakları çiğnemektedirler. Bu ihlaller ile onlar, inandıkları yüce varlığı (yahut varlıkları) gücendirerek öfkesini celp etmekte ve bu suretle dünyevi birtakım sıkıntılara uğramanın yanında nihai kurtuluşlarını da zora sokmaktadırlar. Buna rağmen dinlerin önemli bir kısmı mensuplarının işlediği bu yanlışlar sebebiyle onları kendi haline bırakarak dinden ve dini hayattan tamamen uzaklaşmalarına izin vermemekte ve onları, bu davranışlarını terk ederek hatalarını telâfi edecek şeyler yapmaya, İslami terminolojideki karşılığıyla tövbe etmeye ve günahlarına kefaret olacak birtakım davranışları sergilemeye davet etmektedir. Bu husus, özellikle Yahudilik, Hıristiyanlık ve Zerdüştilik (Parsilik) gibi tek tanrıcı dinler açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsanın Laneti ve Hikmeti Arasında Devletin Modern Hali
Pek çok yaklaşım ilk insan, ilk toplum ve ilk(el) devlet organizasyonu gibi evrimci bir paradigma ile tanımlama yapsa da bilinen tarihi bilgide devlet mefhumu neredeyse insan ile yaşıt durumdadır. Tarihte pek çok devlet bugün anlaşılan aşkın bir yapıda olmasa da siyasal bir organizasyon olarak her daim varlığını devam ettirmiştir.
Leheb Suresi Tefsiri – 2
Sibeveyh, kelimeyi merfu olarak okumayı tercih etmiş, ancak bu okuyuşuyla, kelimenin yerme anlamına geldiğini ifade etmemiştir. O sadece bazı kimselerin, kelimeyi yerme anlamına gelmesi için mansub olarak okuduklarını söylemiştir.
Politik Estetiğin Alacakaranlığında Kadim Zaman-Mekân Estetiği
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Gönül Maarifi ve Maarifin Gönlü: Bir Mukaddime Teşebbüsü
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir.
Modern Anomali ile Postmodern Parodi Arasında Dinselliğin Ahir Zaman Halleri
Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.