Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek, kötülüğün kanıksanmasının istendiği ve eleştirisinin yapılmasının engellenmeye çalışıldığı nadir dönemlerden birini yaşamaktayız.
Allah-u Teâlâ insanı bir erkek ve bir dişiden yaratmış ve insanlık tarihinde evlilikler bu ikisinin birlikteliği üzerine kurulmuştur. Çiftler arasında kurulmuş olan birlikteliğin temel amacı neslin devamı ve sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesidir. Evlilik kurumu, çiftlerin içinde huzur buldukları ve cinsel isteklerini meşru bir şekilde tatmin ettikleri bir ortamın temin edilmesini sağlar. Bu birlikteliğin dışında yaşanan her türlü cinsel ilişki hem insan fıtratına aykırıdır hem de hiçbir din tarafından meşru görülmemiştir.
Bu yazının devamı
196. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
Kavramların insanların anlam dünyalarında oldukça önemli bir yere sahip olduğu malumdur. Hiçbir din ve ideoloji yoktur ki kendine ait bir kavramlar bütününe sahip olmasın. Kişiler, tarihte vuku bulmuş kimi olaylar ve bunlarla birlikte zihinleri meşgul eden mevzular da tıpkı kavramlar gibi önemli
Peki, esas noktaya gelecek olursak, dini temelden yoksun kalındığında, ahlâki normlar hâlâ bağlayıcılığını koruyabilir mi? İnsanların, kendinden büyük bir otorite olmaksızın, bencillikten ve faydacı hesaplardan arınmış bir etik ilke etrafında birleşebilmesi mümkün müdür?
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Dini yalnızca belli yerlere, belli zamanlara ve bireysel duygulara indirgeyen modern dünya görüşünün aksine, İslâm kendini, kuşatıcı bir dünya görüşü ve hayat biçimi olarak gösterir. Bu nedenle gerek Kur’ân-ı Kerim’de gerekse Rasulullah’ın
Eşcinsellik Üzerine Bir Değerlendirme
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek, kötülüğün kanıksanmasının istendiği ve eleştirisinin yapılmasının engellenmeye çalışıldığı nadir dönemlerden birini yaşamaktayız.
Allah-u Teâlâ insanı bir erkek ve bir dişiden yaratmış ve insanlık tarihinde evlilikler bu ikisinin birlikteliği üzerine kurulmuştur. Çiftler arasında kurulmuş olan birlikteliğin temel amacı neslin devamı ve sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesidir. Evlilik kurumu, çiftlerin içinde huzur buldukları ve cinsel isteklerini meşru bir şekilde tatmin ettikleri bir ortamın temin edilmesini sağlar. Bu birlikteliğin dışında yaşanan her türlü cinsel ilişki hem insan fıtratına aykırıdır hem de hiçbir din tarafından meşru görülmemiştir.
Bu yazının devamı 196. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hz. Muhammed Müşriklerin Çocuklarını Öldürme Emri Verdi mi?
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
İslami Kimlik Bağlamında Teorik Bütün Pratik Boşluk
Kavramların insanların anlam dünyalarında oldukça önemli bir yere sahip olduğu malumdur. Hiçbir din ve ideoloji yoktur ki kendine ait bir kavramlar bütününe sahip olmasın. Kişiler, tarihte vuku bulmuş kimi olaylar ve bunlarla birlikte zihinleri meşgul eden mevzular da tıpkı kavramlar gibi önemli
Seküler Bir Ahlâkın İmkânı Nedir?
Peki, esas noktaya gelecek olursak, dini temelden yoksun kalındığında, ahlâki normlar hâlâ bağlayıcılığını koruyabilir mi? İnsanların, kendinden büyük bir otorite olmaksızın, bencillikten ve faydacı hesaplardan arınmış bir etik ilke etrafında birleşebilmesi mümkün müdür?
Postmodern Dönemde Epistemik Şiddet
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Estetik Duyarlılık ve Hayat
Dini yalnızca belli yerlere, belli zamanlara ve bireysel duygulara indirgeyen modern dünya görüşünün aksine, İslâm kendini, kuşatıcı bir dünya görüşü ve hayat biçimi olarak gösterir. Bu nedenle gerek Kur’ân-ı Kerim’de gerekse Rasulullah’ın
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.