1935’te İbrahim Hasan Sirhan tarafından çekilen “Prens Suud’un Yafa ve Kudüs ziyareti”, Filistin sinema tarihindeki ilk belgesel film olarak kabul edilir. Filistin sineması, çeşitli kaynaklardan ve yaklaşımlardan hareketle dört döneme ayrılır. Bu dönemlerin başlangıç ve bitişini gösteren yılları kesin bir hatla çizebilmek elbette mümkün değildir. Filistin sinemasında Nakba’yı da içerisine alan ilk dönem, başlangıç dönemidir. Bu dönem birçok Filistinlinin yaşadığı toprakları terk etmek zorunda bırakıldığı, 1935-1948 yılları arasını içine alır. Bu döneme ait kaynaklar genellikle, dönemin sinema yapımını başlatan ya da sinema yapımına dâhil olan kişilerin tanıklıklarından elde edilir. “Sessizlik Çağı” olarak nitelendirilen 1948-1967 arası dönem, Filistin sinemasının ikinci dönemini oluşturur. İlk dönemde olduğu gibi, bu döneme ait kaynaklar basın duyurularından, kişisel hatıralardan ve çeşitli belgelerden oluşur (Gertz ve Khleifi, 2008, s. 11). Bu dönemde yaşanan savaş ve ulusal bağımsızlık mücadeleleri Filistinli yönetmenlerin için çok önemli bir durum haline gelmeye başlar. Diğer dönemlere göre nazaran film yapımın ciddi düşüşler yaşanır. Film yapımcıları fon bulmakta güçlük çekerler.
Sessizlik çağının ardından 1968-1982 arası dönem gelir, bu dönem Filistin sinemasının üçüncü dönemini ifade eder. Bu dönem öncesinde yaşanan olaylar (İsrail’in Gazze Şeridi’ni ve Batı Şeria’yı işgali) neticesinde birçok Filistinli yapımcı, sürgünde film yapımını gerçekleştirirler. Ayrıca bu dönemde çeşitli film enstitüleri ve Filistin filmleri alanında faaliyet gösteren önemli film kurumları çalışmalarını durdurmak zorunda kalırlar. Bu dönemde Filistin Kurtuluş Örgütü’nün kültür departmanı ve birkaç grup faaliyetlerine devam eder. Filistin sinemasının dördüncü dönemi ise
Bu yazının devamı
214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Eğitimin sinemayla olan ilişkisinde pek çok konu ve tema öne çıkar. Ancak belki de bunlar içinde çocukların dünyasından eğitimi ve hakikat ilişkisini tefekkür etmek oldukça önemli. Sinema filmlerinin muhatabı çocuklar olunca onlar
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
Anlamaya değil, yaftalamaya; iletişim kurmaya değil, tezahürat yapmaya teşne olduğumuz şu dünyada ne büyük fırsatlar kaçırıyoruz bir bilsek. Kim bilir, ötelediğimiz kişiler, toplumlar, milletler, tersinden kalkıp aynaya özensiz bakmamız sonucu görüp irkildiğimiz kendi aksimizden başka bir şey değil.
Kitaplığımın üst rafında birkaç sözlük bulunuyor. Arada göz teması kursam da, rafta duran sözlüklerle, elim ve zihnim arasındaki bağın gittikçe zayıfladığını fark ediyorum. Bir kelimenin anlamını merak ettiğimde,
Filistin Sinemasına 3000 Gece’den Bakmak: Hapishane Ve Kopuş
1935’te İbrahim Hasan Sirhan tarafından çekilen “Prens Suud’un Yafa ve Kudüs ziyareti”, Filistin sinema tarihindeki ilk belgesel film olarak kabul edilir. Filistin sineması, çeşitli kaynaklardan ve yaklaşımlardan hareketle dört döneme ayrılır. Bu dönemlerin başlangıç ve bitişini gösteren yılları kesin bir hatla çizebilmek elbette mümkün değildir. Filistin sinemasında Nakba’yı da içerisine alan ilk dönem, başlangıç dönemidir. Bu dönem birçok Filistinlinin yaşadığı toprakları terk etmek zorunda bırakıldığı, 1935-1948 yılları arasını içine alır. Bu döneme ait kaynaklar genellikle, dönemin sinema yapımını başlatan ya da sinema yapımına dâhil olan kişilerin tanıklıklarından elde edilir. “Sessizlik Çağı” olarak nitelendirilen 1948-1967 arası dönem, Filistin sinemasının ikinci dönemini oluşturur. İlk dönemde olduğu gibi, bu döneme ait kaynaklar basın duyurularından, kişisel hatıralardan ve çeşitli belgelerden oluşur (Gertz ve Khleifi, 2008, s. 11). Bu dönemde yaşanan savaş ve ulusal bağımsızlık mücadeleleri Filistinli yönetmenlerin için çok önemli bir durum haline gelmeye başlar. Diğer dönemlere göre nazaran film yapımın ciddi düşüşler yaşanır. Film yapımcıları fon bulmakta güçlük çekerler.
Sessizlik çağının ardından 1968-1982 arası dönem gelir, bu dönem Filistin sinemasının üçüncü dönemini ifade eder. Bu dönem öncesinde yaşanan olaylar (İsrail’in Gazze Şeridi’ni ve Batı Şeria’yı işgali) neticesinde birçok Filistinli yapımcı, sürgünde film yapımını gerçekleştirirler. Ayrıca bu dönemde çeşitli film enstitüleri ve Filistin filmleri alanında faaliyet gösteren önemli film kurumları çalışmalarını durdurmak zorunda kalırlar. Bu dönemde Filistin Kurtuluş Örgütü’nün kültür departmanı ve birkaç grup faaliyetlerine devam eder. Filistin sinemasının dördüncü dönemi ise
Bu yazının devamı 214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mecidi Sinemasında Eğitim, Çocuk ve Hakikati Arayış
Eğitimin sinemayla olan ilişkisinde pek çok konu ve tema öne çıkar. Ancak belki de bunlar içinde çocukların dünyasından eğitimi ve hakikat ilişkisini tefekkür etmek oldukça önemli. Sinema filmlerinin muhatabı çocuklar olunca onlar
İmtihanı Zorlaştırmak
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
Bay Şavşan ve Basit’in Karmakarışık Oyunları
Anlamaya değil, yaftalamaya; iletişim kurmaya değil, tezahürat yapmaya teşne olduğumuz şu dünyada ne büyük fırsatlar kaçırıyoruz bir bilsek. Kim bilir, ötelediğimiz kişiler, toplumlar, milletler, tersinden kalkıp aynaya özensiz bakmamız sonucu görüp irkildiğimiz kendi aksimizden başka bir şey değil.
Şiir
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
Rutin Olmayan Bir Yazı
Kitaplığımın üst rafında birkaç sözlük bulunuyor. Arada göz teması kursam da, rafta duran sözlüklerle, elim ve zihnim arasındaki bağın gittikçe zayıfladığını fark ediyorum. Bir kelimenin anlamını merak ettiğimde,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.