Neden geçinemeyiz? Öncelikle geçimsizliğin çoğunlukla hangi alanlarda olduğuna bakalım. Para, mal, mülk, iktidar, şan şöhret, aile, sevgi vb. Tüm saydıklarım sanki iki ortak noktada birleşiyor. Sahiplenme duygusu ve ego.
Egomuz devreye girdiğinde malımıza, mülkümüze, eşimize, evlatlarımıza, çevremizdeki her şeye karşı sahiplenme duygumuz da harekete geçiyor. Aldığımız nefes dâhil olmak üzere bize verilen her şeyin emanet olduğunu unutuyoruz.
Bir komşunuzun tatile giderken evcil hayvanını size bıraktığını hayal edin. O hayvanı seversiniz, beslersiniz, onunla bir bağ kurarsınız hatta gittiğinde üzülürsünüz ama onun bir emanet olduğunu ve günü geldiğinde sizden alınacağını bilirsiniz. Böylelikle sahiplenme duygunuz harekete geçmez.
Bu yazının devamı
191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak
Sağ-sol kavgasının okullarda, öğretmen ve öğrencilerde zirvede olduğu yıllar. Farklı sınıflardan birkaç arkadaşla hararetle, az bir bilgi ama samimiyetle İslam’ı savunduğumuz lise yıllarımın başları.
Mektup yazayım dedim, yazdım nedenlice, muhatabı ulaştığı herkes, anlaşılma ümidi eşliğinde. Niye mi mektup, yine mi mektup diyenlere; mektup iyidir her haliyle… Mektup meraklara su serper, ümitlere can suyu olur, telaşeleri sükûnete aday hale getirir içindekilerle… Tarihte tariflenmiştir mektup, birçok şair duygusunu ifadede tutunmuştur mektuba … Gurbetin resmi gibidir mektup, gurbettekinin tesellisine can suyu… Beklemenin nedenidir mektup, yola bakmanın, yarına ümit ekmenin…
Evvel zaman içinde Buğday çuval içinde, Kadınlar bulgur kaynatıp, erkekler soku döverken ben; teknedeki unu tıngır mıngır elerken, şehrin birinde şirin bir mahalle varmış. Komşu komşunun işine el atar, çocuklar oyuncaklarını kendi yapar, çiftçiler ürettiklerini komisyonsuz satarmış… Nineler masal anlatır, dedeler askerlik hikâyesi, baltacılar odun arar, geçinmektir gayesi… Fırınıyla bakkalı ki bir mahalle yetinir, pek …
Hâlâ parmaklarımda kalan boyalarla çocuklarımı uyutuyorum. Yoksa ‘Sahibi’mize ne deriz? Hala babamın resimlerinden tanıyorum renkleri.
‘Ey renklerin sahibi renklerimize acı’
Çünkü baba, yeryüzünü renklerle ayırt ettigi bir resim çizer çocuğunun zihnine .
Kimi zaman güçlü bir ağaca benzetir kendini. Kabuğu sert, ama güçlü . Karıncalar dolaşır üzerinde. Bazı resimlerde dalgalı bir denizdir, kağıttan gemileri yüzdürür. Bazen de bir çocuğun sürekli silgi tozlarının biriktirdiği silinmiş bir sayfasıdır. Cocuk silgi tozlarına bile kıyamaz, avucuna alır, şekiller çıkarır, oyunlar kurar… boş sayfayı uçak yapar da gökyüzüne uçurur. Gözü kuşlara takılır, düşer çocuk. Ama yine de uçurur. Renkleri çok sonra tanır ve düştükçe dizi hep aynı yerden kanar durur…
Geçimsizliğin Sebepleri Ve Öngörülen Çıkış Yolları
Neden geçinemeyiz? Öncelikle geçimsizliğin çoğunlukla hangi alanlarda olduğuna bakalım. Para, mal, mülk, iktidar, şan şöhret, aile, sevgi vb. Tüm saydıklarım sanki iki ortak noktada birleşiyor. Sahiplenme duygusu ve ego.
Egomuz devreye girdiğinde malımıza, mülkümüze, eşimize, evlatlarımıza, çevremizdeki her şeye karşı sahiplenme duygumuz da harekete geçiyor. Aldığımız nefes dâhil olmak üzere bize verilen her şeyin emanet olduğunu unutuyoruz.
Bir komşunuzun tatile giderken evcil hayvanını size bıraktığını hayal edin. O hayvanı seversiniz, beslersiniz, onunla bir bağ kurarsınız hatta gittiğinde üzülürsünüz ama onun bir emanet olduğunu ve günü geldiğinde sizden alınacağını bilirsiniz. Böylelikle sahiplenme duygunuz harekete geçmez.
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Geçim Ve Geçimlilik Üzerine
Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak
İnsanları “İyi” Yapan Değerlerin Görmezden Gelinmesi
Sağ-sol kavgasının okullarda, öğretmen ve öğrencilerde zirvede olduğu yıllar. Farklı sınıflardan birkaç arkadaşla hararetle, az bir bilgi ama samimiyetle İslam’ı savunduğumuz lise yıllarımın başları.
Soruyu Sınayan Belirler
Mektup yazayım dedim, yazdım nedenlice, muhatabı ulaştığı herkes, anlaşılma ümidi eşliğinde. Niye mi mektup, yine mi mektup diyenlere; mektup iyidir her haliyle… Mektup meraklara su serper, ümitlere can suyu olur, telaşeleri sükûnete aday hale getirir içindekilerle… Tarihte tariflenmiştir mektup, birçok şair duygusunu ifadede tutunmuştur mektuba … Gurbetin resmi gibidir mektup, gurbettekinin tesellisine can suyu… Beklemenin nedenidir mektup, yola bakmanın, yarına ümit ekmenin…
Nasılsınız
Evvel zaman içinde Buğday çuval içinde, Kadınlar bulgur kaynatıp, erkekler soku döverken ben; teknedeki unu tıngır mıngır elerken, şehrin birinde şirin bir mahalle varmış. Komşu komşunun işine el atar, çocuklar oyuncaklarını kendi yapar, çiftçiler ürettiklerini komisyonsuz satarmış… Nineler masal anlatır, dedeler askerlik hikâyesi, baltacılar odun arar, geçinmektir gayesi… Fırınıyla bakkalı ki bir mahalle yetinir, pek …
Baba
Hâlâ parmaklarımda kalan boyalarla çocuklarımı uyutuyorum. Yoksa ‘Sahibi’mize ne deriz? Hala babamın resimlerinden tanıyorum renkleri.
‘Ey renklerin sahibi renklerimize acı’
Çünkü baba, yeryüzünü renklerle ayırt ettigi bir resim çizer çocuğunun zihnine .
Kimi zaman güçlü bir ağaca benzetir kendini. Kabuğu sert, ama güçlü . Karıncalar dolaşır üzerinde. Bazı resimlerde dalgalı bir denizdir, kağıttan gemileri yüzdürür. Bazen de bir çocuğun sürekli silgi tozlarının biriktirdiği silinmiş bir sayfasıdır. Cocuk silgi tozlarına bile kıyamaz, avucuna alır, şekiller çıkarır, oyunlar kurar… boş sayfayı uçak yapar da gökyüzüne uçurur. Gözü kuşlara takılır, düşer çocuk. Ama yine de uçurur. Renkleri çok sonra tanır ve düştükçe dizi hep aynı yerden kanar durur…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.