Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
” Hayat filmini seyrederken mahcup olmayacak yiğitlere selam olsun!” Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana. “İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir. Bu yazının devamı 181. sayıda. Devamını …
İnsan, anne baba olduğunda omuzlarına ağır bir yük yüklenir. Kendisi henüz çok da hazır değilken, hayata dair pek de tecrübesi yokken, sorumlu olduğu o canlar daha da ağırlaştırır yükünü.
Bir yandan kendisi yetişirken bir yandan da çocuk yetiştirecektir.
Evin işleri, yakınlarla ilgili mes’uliyet, çocukların hizmeti ve eğitimi, kendine ayıracağı vakit derken gençlik bir telaşeyle geçer.
Tek veya az çocuğun farklı bir zorluğu vardır. Çocuklar çok olduğundaysa her birinin hizmetine, eğitimine yeterince yetişememe sıkıntısı.
Yetemediğinin, bir şeyleri aksattığının farkına varmak, iyice endişelendirir anneyi.
Şoklardayız… “Yaşlı çifte sorarlar: —Tam 65 yıl… Bunca sene, nasıl evli kaldınız..? Yaşlı çift cevap verir: —Bizim doğduğumuz zamanlarda, bir şey kırıldığında tamir edilirdi… Çöpe atılmazdı… O yüzden…” Tamir etmek veya çöpe atmak… Veya çöpten sanat devşirmek… Her biri kitaplık çaptaki bu eylemlerden bir yazı yazmaya çalışmak. Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş …
Rabbî zidnî ilmen ve fehmen. “Nasılsınız, iyimisiniz?” sorusunun cevabı genelde “geçinip gidiyoruz işte” diye verilir. Sahi, geçinip gidiyor muyuz, yoksa soruyu geçiştirmek için mi böyle diyoruz? Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak ‘gerçek soruları’ sorabiliyor muyuz? …
Okumaktan Mânâ Ne?
Göğe çizilmiş
İncecik bir kuş
Okunmayı bekliyor, sıcak
Dokunsa biri gözleriyle
Uçmaya başlayacak
İsmail Uyaroğlu*
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
191. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Mektup XIII
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
İmtihandan Çıkış
” Hayat filmini seyrederken mahcup olmayacak yiğitlere selam olsun!” Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana. “İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir. Bu yazının devamı 181. sayıda. Devamını …
Çocukların Gönüllü Takviye Eğitimcileri: Anneanne ve Babaanneler
İnsan, anne baba olduğunda omuzlarına ağır bir yük yüklenir. Kendisi henüz çok da hazır değilken, hayata dair pek de tecrübesi yokken, sorumlu olduğu o canlar daha da ağırlaştırır yükünü.
Bir yandan kendisi yetişirken bir yandan da çocuk yetiştirecektir.
Evin işleri, yakınlarla ilgili mes’uliyet, çocukların hizmeti ve eğitimi, kendine ayıracağı vakit derken gençlik bir telaşeyle geçer.
Tek veya az çocuğun farklı bir zorluğu vardır. Çocuklar çok olduğundaysa her birinin hizmetine, eğitimine yeterince yetişememe sıkıntısı.
Yetemediğinin, bir şeyleri aksattığının farkına varmak, iyice endişelendirir anneyi.
Şokta (Mı)yız
Şoklardayız… “Yaşlı çifte sorarlar: —Tam 65 yıl… Bunca sene, nasıl evli kaldınız..? Yaşlı çift cevap verir: —Bizim doğduğumuz zamanlarda, bir şey kırıldığında tamir edilirdi… Çöpe atılmazdı… O yüzden…” Tamir etmek veya çöpe atmak… Veya çöpten sanat devşirmek… Her biri kitaplık çaptaki bu eylemlerden bir yazı yazmaya çalışmak. Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş …
Geçim Ve Geçimlilik Üzerine
Rabbî zidnî ilmen ve fehmen. “Nasılsınız, iyimisiniz?” sorusunun cevabı genelde “geçinip gidiyoruz işte” diye verilir. Sahi, geçinip gidiyor muyuz, yoksa soruyu geçiştirmek için mi böyle diyoruz? Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak ‘gerçek soruları’ sorabiliyor muyuz? …
Alışverişe devam et