“Meşrutiyet’i ilan ettik, olmadı. ‘Cumhuriyet’i getirdik, gene olmadı. Bir de ‘ciddiyet’i denemeye ne dersin?” Sakallı Celal
Amacım bu yazıda gençliğin sözcülüğünü yapmak veya deizm üzerine felsefi tartışmalara girmek değil. Bir genç olarak söz konusu problemin muhataplığı mesabesince kendi adıma bir cevap vermektir. Bu yazı, Müslümanlar olarak sürekli yapay, asli ve elzem olmayan gündemlere icbar edilmek suretiyle meşgul edilirken esas gündemlere kavuşmanın imkânı üzerine naçizane bir deneme çabası olması arzusu ile yazılmıştır.
Öncelikle Müslümanlar olarak gençlikten beklentilerimiz hususunda ciddi sıkıntılarımız var. Bir önceki neslin hal-i pürmelâli; tek adama/düşünceye bağlılık, maslahatgüzarlık, sorumsuzluk, ciddiyetsizlik, zulme kayıtsızlık, zalime dilsizlik, hamaset, benmerkezcilik gibi sorunlar ile yüz yüze, koyun koyuna iken; kendini aklayıp gençlikten yana dert yanması, nerden bakarsanız bakın büyük bir yanılgı olacaktır. Öncelikle gençlere eleştiri yönelten tecrübeliler aynaya/bugünlerine ve geçmişlerine bakarak konuşmalıdırlar.
Bu yazının devamı
185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Biz düşünemeyiz; büyüklerimizin dediklerini sorgulayamayız. Onlar böyle karar verdilerse vardır bir bildikleri. Bize düşen mukallit olarak bize denileni yapmamızdır” gibi örneklerini arttırabileceğimiz cümleleri ifade eden zihniyeti en çok korkutan şeylerden birisi eleştirel düşüncedir. Dikkat edilirse bu zihniyetin de kendi içinde bir mantığa ve dolayısıyla akıl yürütmeye sahip olduğu görülebilir. Ancak bu akıl yürütme, kendi içinde mutlak öncüllerden yine kendisini doğrulayan bir işleyişe sahiptir.
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
Onlar kendilerini, milyonlarca insanın akıllarına ve ruhlarına kılavuzluk edecek asiller olarak görüyorlardı. Onlara göre bu halk, sahibi olduğu köylülüğü ve kısır zekâsıyla dosdoğru şeylere îman edemezdi ve işte bu yüzden kitlelerin geleceğine âit ilmihâli de yine kendileri
Batı’nın Doğu’ya ve daha özelinde ise Müslümanlara yönelik bakışını oluşturan oryantalizmin tezlerini üretirken hangi ‘akademik akl’ı nasıl kurduğu ve bu akademik aklın nasıl kendi cemaatini yaratarak bir ‘oryantalizm skolastisizmi’ oluşturduğunun tahlil edilmesi ve incelenmesi gerekmektedir.
Hak kavramı, yalnızca özel hukuk veya bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Hak bilincinin gelişmediği toplumlarda haklara sahip çıkılamayacağından bu tür toplumları bir kişinin veya bir azınlık grubun keyfi şekilde idare etmesi muhtemeldir. Böyle toplumlarda yazılı veya sözlü bazı kurallar olsa da,
Gençlik, Deizm Ve Ciddiyet Üzerine Mülahazalar
“Meşrutiyet’i ilan ettik, olmadı. ‘Cumhuriyet’i getirdik, gene olmadı. Bir de ‘ciddiyet’i denemeye ne dersin?” Sakallı Celal
Amacım bu yazıda gençliğin sözcülüğünü yapmak veya deizm üzerine felsefi tartışmalara girmek değil. Bir genç olarak söz konusu problemin muhataplığı mesabesince kendi adıma bir cevap vermektir. Bu yazı, Müslümanlar olarak sürekli yapay, asli ve elzem olmayan gündemlere icbar edilmek suretiyle meşgul edilirken esas gündemlere kavuşmanın imkânı üzerine naçizane bir deneme çabası olması arzusu ile yazılmıştır.
Öncelikle Müslümanlar olarak gençlikten beklentilerimiz hususunda ciddi sıkıntılarımız var. Bir önceki neslin hal-i pürmelâli; tek adama/düşünceye bağlılık, maslahatgüzarlık, sorumsuzluk, ciddiyetsizlik, zulme kayıtsızlık, zalime dilsizlik, hamaset, benmerkezcilik gibi sorunlar ile yüz yüze, koyun koyuna iken; kendini aklayıp gençlikten yana dert yanması, nerden bakarsanız bakın büyük bir yanılgı olacaktır. Öncelikle gençlere eleştiri yönelten tecrübeliler aynaya/bugünlerine ve geçmişlerine bakarak konuşmalıdırlar.
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Müslüman Doğu’nun Eleştirel Düşünce Eksikliği
“Biz düşünemeyiz; büyüklerimizin dediklerini sorgulayamayız. Onlar böyle karar verdilerse vardır bir bildikleri. Bize düşen mukallit olarak bize denileni yapmamızdır” gibi örneklerini arttırabileceğimiz cümleleri ifade eden zihniyeti en çok korkutan şeylerden birisi eleştirel düşüncedir. Dikkat edilirse bu zihniyetin de kendi içinde bir mantığa ve dolayısıyla akıl yürütmeye sahip olduğu görülebilir. Ancak bu akıl yürütme, kendi içinde mutlak öncüllerden yine kendisini doğrulayan bir işleyişe sahiptir.
Dinlerde Tövbe
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
Sizler Yaptığınız Şeylersiniz Söylediğiniz Değil
Onlar kendilerini, milyonlarca insanın akıllarına ve ruhlarına kılavuzluk edecek asiller olarak görüyorlardı. Onlara göre bu halk, sahibi olduğu köylülüğü ve kısır zekâsıyla dosdoğru şeylere îman edemezdi ve işte bu yüzden kitlelerin geleceğine âit ilmihâli de yine kendileri
İslam Felsefesi Tarihinin Bir Düşüncesizlik Çalışması Olarak Oryantalist Yazımı
Batı’nın Doğu’ya ve daha özelinde ise Müslümanlara yönelik bakışını oluşturan oryantalizmin tezlerini üretirken hangi ‘akademik akl’ı nasıl kurduğu ve bu akademik aklın nasıl kendi cemaatini yaratarak bir ‘oryantalizm skolastisizmi’ oluşturduğunun tahlil edilmesi ve incelenmesi gerekmektedir.
Hakkın Menşei ve Gerçek Sahibi Allah’tır
Hak kavramı, yalnızca özel hukuk veya bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Hak bilincinin gelişmediği toplumlarda haklara sahip çıkılamayacağından bu tür toplumları bir kişinin veya bir azınlık grubun keyfi şekilde idare etmesi muhtemeldir. Böyle toplumlarda yazılı veya sözlü bazı kurallar olsa da,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.