Düşünce tarihindeki bazı fikirlerin tohumları gün geçtikçe başka ağaçlara boy vermiştir. Bunların bazılarının meyveleri güzel iken, bazıları zakkum ağaçları olmuştur. Öjenizm ise bu zakkum ağaçlarının bir örneği. Yunanca “iyi” anlamına gelen eû (εύ̃) ve “doğum, soy, ırk” anlamına genos (γένος) köküne -ēs (-ης) son eki (suffix) getirilen genḗs (-γενής ) kelimelerinden mürekkeb eugenics; “iyi doğumlu, iyi soy” (Çelgin, 2018, s.329, 152; OED, 1978, s.318) anlamına gelmektedir. Öjeni, gelecek nesilleri iyileştirmek amacıyla, arzu edilen kalıtsal özellikleri seçerek kimlerin ebeveyn olacağına ve üreyeceğine karar verip üremeyi kontrol etmeyi amaç edinir (Wilson). Francis Galton’un iş başında olduğu bu fikrin temelleri 19. yüzyılda Büyük Britanya’da atıldı (Bowman, s.491). Öjenizmin felsefi temelleri, Whitehead’in, bütün Batı düşüncesinin kendisine bir dizi dipnottan ibaret olduğunu söylediği (Whitehead, 2021, s.91) Platon’a kadar götürülebiliyor. Biz bu yazıda Platon’un Politeia, Politikos, Meneksenos, Euthydemus gibi diyalogları üzerinden öjenizmin ilk-el (arkhe) nüvelerinin tahlilini yapmaya çalışacağız.
Başlangıçta Platon Vardı: Eugenia’dan Eugenics’e
Platon’a bugünkü noktası ile öjeni hareketini nispet eden bir okumanın anakronizme düşme riskini taşıyacağını baştan söylemek mümkün. Bununla birlikte modern Batı düşüncesinin canlanışının bir “return to Platon” olduğunu da kaçırmamak gerekir. Eğer Whitehead haklı ise öjenizm fikrine açılan pencereyi onun düşüncelerinde bulmak çok da zor olmayacaktır. Platon düşüncesinin omurgası olan eseri Politeia -bizdeki çevirisi ile Devlet– diyaloguna baktığımız zaman burada polis (şehir/kent/site) için bir evlilik, ilişki, nesil düzenlemesini içeren şu cümleleri karşılar bizi:
Bu yazının devamı
217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor.
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı
‘Hakkı bâtıl ile örtmek’, özü itibariyle inkârcıların hak ile bâtılı birbirine karıştırıp hakkı gizleme cürmüne dayanmaktadır. Müfsitler imana dâvet edilirken, Müslümanlarla birlikte namaz kılıp zekâtı vermeleri yani Allah’ın hükmüne boyun eğmeleri istenmektedir. İlgili âyette, pek çok dinî hükümler arasından özellikle namaz ve zekâtın zikredilmesi/emredilmesi, son derece önemlidir.
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
Felsefe Tarihinin Zakkum Ağacı: Öjenizm
Düşünce tarihindeki bazı fikirlerin tohumları gün geçtikçe başka ağaçlara boy vermiştir. Bunların bazılarının meyveleri güzel iken, bazıları zakkum ağaçları olmuştur. Öjenizm ise bu zakkum ağaçlarının bir örneği. Yunanca “iyi” anlamına gelen eû (εύ̃) ve “doğum, soy, ırk” anlamına genos (γένος) köküne -ēs (-ης) son eki (suffix) getirilen genḗs (-γενής ) kelimelerinden mürekkeb eugenics; “iyi doğumlu, iyi soy” (Çelgin, 2018, s.329, 152; OED, 1978, s.318) anlamına gelmektedir. Öjeni, gelecek nesilleri iyileştirmek amacıyla, arzu edilen kalıtsal özellikleri seçerek kimlerin ebeveyn olacağına ve üreyeceğine karar verip üremeyi kontrol etmeyi amaç edinir (Wilson). Francis Galton’un iş başında olduğu bu fikrin temelleri 19. yüzyılda Büyük Britanya’da atıldı (Bowman, s.491). Öjenizmin felsefi temelleri, Whitehead’in, bütün Batı düşüncesinin kendisine bir dizi dipnottan ibaret olduğunu söylediği (Whitehead, 2021, s.91) Platon’a kadar götürülebiliyor. Biz bu yazıda Platon’un Politeia, Politikos, Meneksenos, Euthydemus gibi diyalogları üzerinden öjenizmin ilk-el (arkhe) nüvelerinin tahlilini yapmaya çalışacağız.
Başlangıçta Platon Vardı: Eugenia’dan Eugenics’e
Platon’a bugünkü noktası ile öjeni hareketini nispet eden bir okumanın anakronizme düşme riskini taşıyacağını baştan söylemek mümkün. Bununla birlikte modern Batı düşüncesinin canlanışının bir “return to Platon” olduğunu da kaçırmamak gerekir. Eğer Whitehead haklı ise öjenizm fikrine açılan pencereyi onun düşüncelerinde bulmak çok da zor olmayacaktır. Platon düşüncesinin omurgası olan eseri Politeia -bizdeki çevirisi ile Devlet– diyaloguna baktığımız zaman burada polis (şehir/kent/site) için bir evlilik, ilişki, nesil düzenlemesini içeren şu cümleleri karşılar bizi:
Bu yazının devamı 217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsan Haklarını Konuşmak ‘Kışkırtılmış İnsan’dan ‘Yaratılmış İnsana’
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor.
İnsanın Terkedilişi: Dijital ve Siber Bedenler
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı
Hakkı Bâtıl ile Örtmek
‘Hakkı bâtıl ile örtmek’, özü itibariyle inkârcıların hak ile bâtılı birbirine karıştırıp hakkı gizleme cürmüne dayanmaktadır. Müfsitler imana dâvet edilirken, Müslümanlarla birlikte namaz kılıp zekâtı vermeleri yani Allah’ın hükmüne boyun eğmeleri istenmektedir. İlgili âyette, pek çok dinî hükümler arasından özellikle namaz ve zekâtın zikredilmesi/emredilmesi, son derece önemlidir.
Kutsallaştırılıp Duygusallığa Terk Edilen Kavram: İçtihat
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
Eşcinsellik Üzerine Bir Değerlendirme
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
Alışverişe devam et