İbn Haldun’un Mukaddime adlı eseri, giriş niteliğinde bir metin olması hasebiyle girişi olduğu kapsamlı çalışmanın anlaşılması noktasında bir kılavuz olarak değerlendirilebilir. İbn Haldun, Kitabu’l-İber adlı geniş hacimli tarih eserine giriş yaparken, öyle olacak ki konu konuyu açmış ve Mukaddime adlı bir giriş çalışmasına göre oldukça geniş hacimli bu eser ortaya çıkmıştır. Bunun sebebi İbn Haldun’un yaşam serüvenine göz gezdirildiğinde rahatlıkla anlaşılabilir.
Ömrüne nice siyasi ihtilaflar, ittifaklar, danışmanlıklar ve tarihsel tanıklıklar sığdıran İbn Haldun, bunun yanında Endülüs’ten Tunus’a oradan Mısır’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada bulunmak durumunda kalmıştır.
Bu bereketli tecrübe sürecine ilmi anlamda meraklı kişiliği de eklenince gerek hadis, fıkıh, felsefe, kelam ve tasavvuf gibi sistematik ilimlerde, gerekse mantık, dil gibi alet ilimlerinde hatırı sayılır bir tahsil yelpazesine sahip olmuştur. Bütün bunları heybesine doldurmakla kalmamış, bu birikimi Mukaddime’nin başından sonuna kadar farklı bölümlere serpiştirmiştir.
Introduction The reflections presented below are part of a broader research project (both theoretical and “interventionist”) devoted to the reconstruction and reaffirmation of the positive social and political philosophy of liberalism, with social development (human development) as its guiding principle. The most well-known, effective, and recognized variant of this broad intellectual family, which has achieved …
İnsan, kulluk yani verili yetenek ve kapasitesi gereği kendisine tahsis edilen görevleri icra etmek için yaratılmıştır. Kulluk ise ‘söz dinlemek’ demektir. Nitekim Yüce Allah’a göre, ‘her türlü sözü dinleyip en iyisine uymak’, erdemine vurgu yapan: “…Çünkü onlar, çeşitli sözler duyar, farklı görüşler dinler; ama onların en güzeline, Allah’ın sözüne uyarlar…” tespiti, aklı başında olan insan için en değerli kulluktur. Bu kulluğun gösteri alanı ise dünya hayatıdır. Yine bu hayatın en güzel gösterisi de ibadet ve adalettir.
Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
Bireyin ve Toplumun İnşası İlahi İradenin Tarihe Müdahalesi Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i değil, Kur’an’da …
Bu metin, sosyal gelişme (insani yetkinlikler, gelişimci demokrasi) perspektifine yöneltilmiş krizler/eleştiriler dizisine dair bir teşhis ve sonuçların genel bir taslağını sunmaktadır. Bu perspektif, modernitenin merkez-liberal “jeo-kültürü”nün bir tezahürü (ve özü, bilgi yapıları açısından hegemonik ve meta-emperyal bir yapı) olarak anlaşılmakta ve tartışılmaktadır.
İbn Haldun’un Düşüncesinde Asabiyet
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eseri, giriş niteliğinde bir metin olması hasebiyle girişi olduğu kapsamlı çalışmanın anlaşılması noktasında bir kılavuz olarak değerlendirilebilir. İbn Haldun, Kitabu’l-İber adlı geniş hacimli tarih eserine giriş yaparken, öyle olacak ki konu konuyu açmış ve Mukaddime adlı bir giriş çalışmasına göre oldukça geniş hacimli bu eser ortaya çıkmıştır. Bunun sebebi İbn Haldun’un yaşam serüvenine göz gezdirildiğinde rahatlıkla anlaşılabilir.
Bu bereketli tecrübe sürecine ilmi anlamda meraklı kişiliği de eklenince gerek hadis, fıkıh, felsefe, kelam ve tasavvuf gibi sistematik ilimlerde, gerekse mantık, dil gibi alet ilimlerinde hatırı sayılır bir tahsil yelpazesine sahip olmuştur. Bütün bunları heybesine doldurmakla kalmamış, bu birikimi Mukaddime’nin başından sonuna kadar farklı bölümlere serpiştirmiştir.
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
212. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Islam and Islamophobia in the post-liberal world of late democracy. Neo-real-political foundations of racism
Introduction The reflections presented below are part of a broader research project (both theoretical and “interventionist”) devoted to the reconstruction and reaffirmation of the positive social and political philosophy of liberalism, with social development (human development) as its guiding principle. The most well-known, effective, and recognized variant of this broad intellectual family, which has achieved …
Adaletin Teolojisi Üzerine
İnsan, kulluk yani verili yetenek ve kapasitesi gereği kendisine tahsis edilen görevleri icra etmek için yaratılmıştır. Kulluk ise ‘söz dinlemek’ demektir. Nitekim Yüce Allah’a göre, ‘her türlü sözü dinleyip en iyisine uymak’, erdemine vurgu yapan: “…Çünkü onlar, çeşitli sözler duyar, farklı görüşler dinler; ama onların en güzeline, Allah’ın sözüne uyarlar…” tespiti, aklı başında olan insan için en değerli kulluktur. Bu kulluğun gösteri alanı ise dünya hayatıdır. Yine bu hayatın en güzel gösterisi de ibadet ve adalettir.
Kaçıncı Sanattır Müzik
Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
Kur’an’ın Hayata Müdahalesi
Bireyin ve Toplumun İnşası İlahi İradenin Tarihe Müdahalesi Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i değil, Kur’an’da …
Geç Demokrasinin Post-Liberal Dünyasında İslam ve İslamofobi. Irkçılığın Neo-Reel-Politik Temelleri
Bu metin, sosyal gelişme (insani yetkinlikler, gelişimci demokrasi) perspektifine yöneltilmiş krizler/eleştiriler dizisine dair bir teşhis ve sonuçların genel bir taslağını sunmaktadır. Bu perspektif, modernitenin merkez-liberal “jeo-kültürü”nün bir tezahürü (ve özü, bilgi yapıları açısından hegemonik ve meta-emperyal bir yapı) olarak anlaşılmakta ve tartışılmaktadır.
Alışverişe devam et